English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ S ] / School bus

School bus translate Turkish

618 parallel translation
You get in the school bus.
Sen okul otobüsüne atla.
- Did they get the school bus?
- Okul otobüsünü ele geçirdiler mi?
School bus will be here directly.
Okul servisin gelmek üzere.
Tad Crumers keep the school bus up to his place.
Tad Crumers okul otobüsünü yerinde tutsun.
He wants to borrow the school bus.
Okul otobüsünü ödünç almak istiyor.
They're sending a school bus for you.
Senin için bir okul servisi gönderiyorlar.
- School bus is coming.
- Okul otobüsü geliyor.
School bus inspector.
Okul otobüsleri müfettişi.
The school bus will be operational, Governor.
Okul otobüsü de operasyona ait, Şef.
Drove a school bus.
Bir okul otobüsü sürüyordu.
So you pass a school bus, and you dent the wagon.
Sonra bir okul servisini sollayıp, arabayı göçertiyorsun.
You know what I saw? My mother putting me in the school bus in Rhode Island. That's what I saw.
Annem beni Rhode Island'daki bir okul otobüsüne uğurluyordu.
There's a school bus trapped behind the truck!
Kamyonun arkasında bir okul otobüsü var.
Anybody wanna bet on the school bus?
Okul otobüsüne bahse giren var mı?
Thank you for being Catholic, and for choosing the St Gabriel school bus.
Katolik olduğunuz için ve Aziz Gabriel Okul Otobüsünü seçtiğiniz için teşekkür ederiz.
my little brother, this morning... got his arm caught in the microwave and... and my grandmother dropped acid and freaked out... and hijacked a school bus full of penguins.
küçük kardeşim, bu hafta... kolunu mikrodalgaya sıkıştırdı ve... büyükannem asit döktü ve çıldırdı... ve penguenlerle dolu bir okul otobüsünü kaçırdı.
- A school bus pulled out in front of you.
- Bir okul otobüsü tam önüne çıktı.
I didn't see a school bus.
Ben okul otobüsü falan görmedim.
What school bus?
Hangi okul otobüsü?
I bet you never smelled a real school bus before
Bahse girerim, daha önce gerçek bir okul otobüsünün kokusunu hiç teneffüs etmedin.
The school bus will be here in a minute!
Okul otobüsü bir dakikaya kadar burada olur.
Well, well, look who's driving the school bus.
Pekala, pekala, okul otabüsünün şoförü bak kim.
- Uh-oh, school bus.
- Uh-oh, okul servisi.
Yeah, that one looks like a school bus... going over a cliff in flames, with kids inside screaming.
Evet bu da uçurumdan alevler içerisinde yuvarlanan ve içinde çocukların çığlık attığı okul servisine benziyor
- Uh-oh. School bus.
Uh-oh.Okul servisi.
School bus.
Okul servisi.
Now I drive the school bus!
Şimdi bir okul otobüsü sürüyorum!
On the 29th, take Mahtob to the school bus as usual.
29'unda, Mahtob'u her zamanki gibi okul otobüsüne getir.
My own idea for a comic book. It's about a dude who drives a school bus by day but by night, fights vampires in a post-apocalyptic war zone!
bir çizgi roman için kendi fikrim, küçük adam bir ahbap hakkında. gündüzleri otobüs sürüyor ama akşamları, post-apokaliptik şekilde vampirlerle savaşıyor!
I think it just happens. My grandfather says if my head wasn't screwed on, I'd leave it on the school bus.
Büyükannem derki başım vidalı olsaydı onu okul otobüsünün üstüne takardım.
Actually, I requested this because just the other day, I saw the school bus go by and I felt what every mother feels deep inside :
Aslında bunu isteme sebebim şu Geçen gün yolda bir okul servisi gördüm ve bütün annelerin yürekten hissettiği şeyi hissettim :
Honey, I Hit a School Bus.!
"Tatlım, Okul Servisini Vurdum.!"
Weighs slightly less than the average school bus.
Neredeyse bir okul otobüsü ağırlığında.
I'll hit a school bus.
Kaza yapacağım.
There's no school bus at night.
- Gece. - Gece okul otobüsü olmaz.
The next exhibit in our ghoulish gallery is entitled- - the "School Bus"?
Gulyabani galerimizdeki bir sonraki serginin adı Okul Otobüsü mü?
It says right there, "School Bus."
İşte yazıyor : "Okul Otobüsü."
Till I was 13, a bus took me three miles that way to grammar school.
13 yaşıma kadar bir otobüs beni 5 km ötedeki ilkokula götürüp getirdi.
Till I was 17, another bus took me 11 miles that way to high school.
17 yaşıma kadar bir başka otobüs 2 km ötedeki liseye götürüp getirdi.
If she transfers to the consolidated school she can go by bus
Merkez okuluna tayin olursa otobüsle gidebilir.
How you got up this morning, took the bus to school.
Sabah nasıl kalktın, okula nasıl geldin.
I sweated blood on this mother and no bastard's going to tell me to ride in no lousy school bus!
Bunun için o kadar ter döktüm.
Gotta fix the kids'lunches or they'll miss the bus for school.
Çocukların yemeklerini hazırla yoksa okul otobüsünü kaçıracaklar.
Anyway, I missed the bus back from school, so I had to walk home.
Her neyse, okul çıkışında otobüsü kaçırdım ve eve yürüyerek dönmek zorunda kaldım.
I don't take the bus to school anymore, but that doesn't help.
Okula artık otobüsüyle gitmeyeceğim ;
Please don't be angry. I've missed my school bus. I got to go to Sidney Point lf l don't reach there, there could be a great problem.
Lütfen kızma. Okul servisini kaçırdım. Sidney noktasına gitmeliyim.
I will receive a wedgie from my bus mates... I must remind you... we should have been at school ten minutes ago.
Servis hostesimden bir çağrı aldım ve hatırlatmak zorundayım ki 10 dakika önce hareket etmemiz gerekiyordu.
I remember the bus ride on the first day of school very well.
Okulun ilk günündeki otobüs yolculuğunu çok iyi hatırlıyorum.
This is the bus to school.
Bu, okul otobüsü.
I just sat next to her on that bus and had a conversation all the way to school.
Otobüste onun yanına oturdum ve okula kadar onunla sohbet ettik.
And then this one time, Jenny wasn't on the bus to go to school.
Bir keresinde Jenny okul otobüsünde yoktu.

© 2017 - 2022 Translate.vc | translate.vc.com@gmail.com