English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ E ] / Establishment

Establishment traducir turco

1,179 traducción paralela
Which resulted in the establishment of what?
Bu da neyin kurulmasına yol açtı?
I own this establishment.
Benim buranın sahibi.
I walked into his establishment and introduced myself.
Mekanına girip kendimi tanıttım :
"I walked into his establishment and sampled the local fare."
Binaya girdim ve yöre yemeklerinden tattım.
I find it repugnant that visitors to our shore... have to stay in an establishment run by a couple of members of a deviant subculture.
Bu bana iğrenç geldi. Bizim kıyı ziyaretçilerinin.. Sapkın bir altkültürün üyesi çift tarafından işletilen bir işyerinde bulunması.
and the whole sort of merchandising establishment and the sales establishment is ready for Sigmund Freud.
20. yüzyılın başlarından itibaren, New York bankaları Amerika'nın her yerinde süpermarket zincirleri kurulması için fon sağladılar. Bu marketler, seri üretim mallarının satış mağazaları olacaktı.
The old lady is being forcibly held at the Los Viejos Retirement Home... a disreputable establishment, often cited for patient abuse.
Yaşlı kadın Los Viejos Huzurevi'nde itibarı pek de hoş olmayan hasta suistimaliyle bilinen bir yer.
It's been a pleasure frequenting your establishment.
Senden alışveriş etmek büyük bir zevkti.
Don't try and make me the fall guy... for the whole British legal establishment.
Bütün Ingiliz hukuk sisteminin suçunu, Benim sirtima yikmaya çalisma,
To call me a bigot... in full view of the Philadelphia judicial establishment.
Bana bağnaz demek için... Bütün Philadelphia'nın hukuki görüşleri karşısında.
I happen to bank at this establishment.
Bu kuruluşun başına kötü bir şey gelebilir.
I used to run the local gambling establishment.
Yerel bahis işletmesini yürütüyordum.
How could I operate my establishment under Starfleet rules of conduct?
Şirketimi, Yıldız filosu davranış kuralları altında nasıl işletebilirim ki?
This establishment is being closed.
Bu işletme kapatılıyor.
I will return your currency, but you will promptly leave the establishment.
Paranızı geri vereceğim, ama derhal tesisi terkedeceksiniz.
I'm looking for the proprietor of this establishment.
Bu işyerinin sahibini arıyordum.
In that establishment most eccentric,... the owner sells long, pink bladders,... which have, painted on them, faces.
Bu son derece ilginç yerde,... uzun, pembe torbacıklar satılıyor. ... üzerlerinde de domuz suratı deseni var.
Somehow he can rationalize it... like the establishment owes him a Snickers.
Kendince mantığı var. Şirketin ona Snickers borcu varmış.
I do not wish to spoil the festivities of celebration day... a special day that marks the anniversary of this establishment... founded by those visionaries of vegetarianism... the Seventh-Day Adventists some 42 years ago.
Kutlama gününün eğlencelerini mahvetmek istemem... bu kuruluşun yıldönümü olan bu gün... vejetaryenizmin hayallerini taşıyan... 7. gün Varışçılarının 42 yıl önce burayı kurduğu gündür.
They must not be seen, or there'll be hell to pay. Clear? We're closing the establishment.
Ve perdeleri kapalı tutun, veya... kapatıyoruz.
She told me your father worked in a dry cleaning establishment.
Babanın bir kuru temizleme tesisinde çalıştığını söyledi.
Look, it's like they say- - if you're not a rebel by the age of 20, but if you haven't turned establishment by 30, you got no brains... because there are no storybook romances,
Tıpkı söyledikleri gibi 20'li yaşlarda asi değilsen yüreğin yoktur ama.. .. 30'lu yaşlarda kodamanlar arasına girmediysen beynin yoktur.
Mr. Garibaldi said that I would find you in this establishment.
Bay Garibaldi sizi bu ticarethanede bulacağımı söyledi. - Bay Garibaldi çok yardımseverdir.
You could find no finer place than this establishment in which to obtain wondrous bargains.
Sudan ucuz şeyler bulmak için buradan daha iyi bir yer bulamazsınız.
You usually don't frequent my establishment either.
Sen de benim yerime pek sık gelmiyorsun.
I've promised your underpaid sibling a one-quarter partnership in my establishment.
Düşük ücretli kardeşine dörtte bir ortaklık teklif ettim.
If we learn she has been here this establishment will be closed down.
Buraya geldiğini öğrenirsek, burasını kapatırız.
- Uh, l-l own this establishment.
Benim buranın sahibi.
The Hollywood establishment often confused entertainment with escapism, so borrowing from real life was deemed either boring or sometimes subversive, particularly if it meant plumbing the lower depths.
Limehouse onu sadece Çinli bir dükkân sahibi olarak biliyor. Hollywood, eğlenceyi sık sık gerçeklerden kaçışla karıştırmıştır. Yani gerçek hayattan alıntı yapmanın sıkıcı, bazen de yıkıcı olduğu farz ediliyordu.
Health regulations in this establishment are to be strictly observed.
Bu kurumdaki sağlık kurallarına sıkı sıkıya uyulacaktır.
She's been advising'me on the refurbishment of my establishment.
Kadromu yenilememi tavsiye etti.
Refurbishin'your establishment!
Yenileme! kadromu!
That's why you can afford an establishment like this, you know.
O yüzden böyle bir mekana sahip olabiliyorsun.
Their opposition represents the cowardice of the eastern establishment.
Karşı çıkmaları doğu kuruluşlarının korkaklığına karşı. Sizin yaptığınız gibi bunun farkına varamıyorlar efendim.
Ivy League establishment. - l am not, and never have been...
Ben değilim, ve hiç olmadım- -
We'll hit him so hard, he'll look like everything that's sick and evil about the eastern establishment.
Ona güçlü çarpacağız, o hasta ve kötü bir şey gibi görünecek... doğu yayınları hakkında.
He acts like a liberal for his establishment friends, - but he's even tougher than I am.
O yayıncı arkadaşları için Bir Liberal gibi davranıyor, ama o benden bile daha sert.
Someone comes to your establishment... they want to go downstairs, get some oo-la-la. Whatever.
Birisi işyerine geliyor... aşağı iniyor, biraz oo-la-la istiyor.
Miss Chi Chi, I must commend you on your entrance into this establishment.
Bayan Chi Chi, dün buraya girişimiz için sizi tebrik etmek istiyorum
At an establishment called "Kahoshun".
Kahoshun denilen bir yerde.
You're destroying my establishment.
İşletmemi mahvediyorsunuz.
Yet, they still want us to proceed with the establishment of a communications relay.
Ama onlar hala iletişim rölesinin kurulumuna devam etmemizi istiyorlar.
Using that same document, they were able to bring a small cadre of clones in,..... several of which are in strategic positions in the medical establishment.
Aynı pasaportu kullanarak, küçük bir kopya grubunu ülkeye sokmayı başarmışlar. Birkaç kopya da, tıbbi kuruluşlarda, önemli mevkilerdeler.
You have a very nice establishment.
Çok duyarlı bir mekânsınız.
Good evening, gentlemen... and welcome to Mr. A's fine dining establishment.
İyi akşamlar beyler. Bay A'nın nezih mekanına hoş geldiniz.
SHE'S THE SHAME OF MY ESTABLISHMENT.
Hayır efendim, o evimin utanç kaynağıdır.
The establishment took my manhood, but they left half of me.
Güçlüler erkekliğimi aldılar ama yarımı bıraktılar.
Mr. Life-and-death, what brings you to our humble establishment?
Bay ölüm kalım. Sizi hangi rüzgar attı buraya?
Due to his tenuous grasp of English and the fact that his mother's name is Pearl, I was forced to flee his establishment amid a shower of coat hangers.
Ne yazık ki İngilizceyi az bilmesi ve annesinin isminin İnci olması nedeniyle dükkândan ve askılardan kaçmak zorunda kaldım.
The last gasp of the establishment.
Hmph.Evet, onlar onları seçimde şutladılar,
- Argeus, owner of this establishment.
- Argeus, buranın sahibi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]