English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ G ] / Gaslight

Gaslight traducir turco

50 traducción paralela
And the gaslight going up and down.
Gaz lambalarının ışığı azalıp artıyordu.
lying in my room watching the gaslight... listening for someone in a place where no one can go.
Odamda uzanıp gaz lambasını izliyorum. Kimsenin olamayacağı bir yerdeki ayak seslerini dinliyorum.
But I took the further precaution of telling him the plot... of "Cecelia," or "The Coachman's Daughter," a gaslight melodrama.
Ama ben önlemimi aldım ve bir entrika anlattım "Cecelia," ya da "Faytoncunun Kızı" melodramı.
Why do you paint it indoors by gaslight?
Neden içeride, gaz lambası ışığındasın?
When the gaslight has been turned on, it will seem more cheerful.
Havagazı ışığı açıldıktan sonra, daha neşeli gözükecek.
Charles Boyer was trying to drive Ingrid Bergman crazy in Gaslight.
Elbiselerini çıkarın. Onu istiyorum.
I saw Gaslight.
Gaslight'ı ben de izledim.
The 4 of us lived in the Gaslight Addition
Dördümüz de Gaslight Addition'da yaşıyorduk. Bu hayallerin mahallesiydi.
At the time no one in the Gasliht Addition had gotten a divorce
O zamanlar Gaslight Addition'da kimse boşanmamıştı.
- Your gaslight's on.
- Benzin göstergesi yanıyor.
Never seen daylight, moonlight, Israelites, Fanny by the gaslight.
Bunlarin kiçi hiç günisigi, ayisigi, nur isigi, gaz isigi görmedi.
Because this is Gaslight and you, my friend, are Ingrid Bergman.
Çünkü bu "Gaslight" filmi ve sen dostum Ingrid Bergman'sın.
What are you doing? I have to change and go to tea with Gran and the cast of Gaslight.
Üstümü değiştirip büyük annem ve Işıklar Sönerken'in oyuncusuyla çay içeceğim.
With gaslight corners, cobblestone streets, and humble houses made of bricks.
Gaz lambalı köşe başları, Arnavut kaldırımları, tuğladan alçakgönüllü haneler.
♪ with gaslight corners Cobblestone streets ♪
Ve pekmez de baya bir kalınmış.
The big breakthrough... was in an ex-gay bar on MacDougal Street... formerly the MacDougal Street Bar, I think this was'58 or'59... then called The Gaslight.
Asıl çığır açan gelişme... MacDougal Sokağı'ndaki eski bir gey barında gerçekleşti. Adı önce MacDougal Sokağı Barı'ydı, sanırım 58 ya da 59 yılıydı... sonradan Gaslight oldu.
I walked into The Gaslight and Bob was there.
Gaslight'a girdim, Bob oradaydı.
It was in the Victorian gaslight that the real Vincent started to emerge.
Lakin Vincent kendisini Viktoryen gazlambalarının altında gösterdi.
Sien got tired of Vincent's campaign to turn her into a good Dutch hausfrau, and disappeared back into the Hague gaslight.
Sien, Vincent'in sanat çalışmalarından bunalarak kendi yaşamına döndü ve Vincent ile yolları ayrıldı.
Ian's playing down at the Gas Light.
İan Gaslight'ta sahneye çıkacak.
He played sax at the Gaslight.
Gaslight'da saksafon çalardı.
Don't you dare let him gaslight you.
Belki söylememişimdir. - Seni kandırmasına izin verme.
You ever seen the movie Gaslight?
Hiç Gaslight diye bir film izledin mi?
Don't try to gaslight me, humphrey.
Beni delirdiğime inandırmaya çalışma Humphrey.
It's like "gaslight," but with baby stuff.
Hastane bana neden numune gönderip duruyor?
It's-it's about a marriage that ends badly. "gaslight."
Kötü biten bir evlilikle ilgili.
That's the thing about a good gaslight... with enough smoke, who cares if there's really a fire?
Bu da iyi gaz ateşiyle alakalı bir durum yeterli duman olduktan sonra, gerçekten bir yangın var mı yok mu kimin umurunda?
It's like that bloody film, Gaslight.
Şu Gaslight adlı filmdeki gibi.
You're trying to gaslight me.
- Beni deli olduğuma inandırmaya çalışıyorsun.
Did you plan to gaslight me?
- Beni zehirlemeyi mi planladınız?
So if you find yourself in a room allow that there may be color with unfamiliar tones, perhaps because the gaslight shining on it.
Yani eğer kendinizi bir odada bulursanız renkler, pek alışık olmadığınız tonlarda olabilir bunun sebebi gaz lambasının parıltısıdır.
You were supposed to stay with her! Don't try to gaslight me, Hicks.
- Beni suçlu hissettirmeye çalışma Hicks.
The gaslight seemed to catch a sort of halo around her.
Gaz lambası çevresinde bir hare oluşturmuş gibiydi.
This is not Gaslight.
Benimle oyun oynama!
What's go...?
Burası Gaslight değil!
Gaslight!
Gaslight!
Troy is playing at the Gaslight.
- Troy, Gasoline'da çalacak.
Playing the Gaslight for the 400th time? For the fucking basket?
Götten bir bahşiş uğruna Gaslight'ı dört yüzüncü kez çalmak için mi?
I'm still gonna gaslight her every chance I get.
Ama yine de her fırsatta onu yakacağım.
I think somebody's trying to gaslight me.
Bence birisi beni manipüle ediyor.
The name derives from the 1938 stage play Gaslight, also known as
İsmi 1938'deki "Gaz lambası" adlı oyundan türetilmiştir.
This is a world lit mostly by gaslight.
Bu dünya genellikle gaz lambasıyla aydınlatılıyor.
The original Gaslight.
Orjinal film Gaslight.
- And secondly, do not gaslight me with SAT words and sliding scale morality.
İkinci olarak, beni karışık cümlelerle kendimi suçlu hissettirmeye çalışma.
From Jennifer Jones, previous year's winner, to Ingrid Bergman, for her performance in MGM's Gaslight.
Geçen sene ödülü alan Jennifer Jones'dan Ingrid Bergman'a. MGM yapımın Gaslight filmindeki performansına.
Now, it's not as well-known as the Bitter End or the Gaslight, but some amazing musicians got their start on this stage.
Belki en çok bilinen The Bitter End ve The Gaslight değil ama birçok harika müzisyen başlangıçlarını bu sahnede yaptı.
Don't you dare try to gaslight me.
Sakın bana havagazı satmaya kalkışma.
Would the cape and gloves of the infamous Gaslight Strangler change your mind?
Gaslight Strangler'in pelerini ve eldivenleri fikrini değiştirir mi?
"gaslight"?
IşıkIar Sönerken'in bebekli versiyonu gibi.
If you wanna play the Gaslight...
Gaslight'ı söyleyecek misin bakalım?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]