English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ L ] / Let's go for it

Let's go for it traducir turco

473 traducción paralela
I think it's time for you to come out to the world. Let's go to the studio.
Kardeşim, gerçek dünyaya adım atmanın zamanı geldi artık.
- Forget it for once and let's go out tonight.
- Bırak bunları da, dışarı çıkıp yemek yiyelim.
It's a bit of a stealing to let it go for ten shillings, like taking milk from a baby.
On şiline satılması bir bakıma hırsızlık sayılır, bir bebeğin sütünü almak gibi.
Can't we let it go at that for a while?
Şimdilik akışına bıraksak?
Let but the commons hear this testament, which, pardon me, I do not mean to read, and they would go and kiss dead Caesar's wounds, and dip their napkins in his sacred blood, yea, beg a hair of him for memory, and, dying, mention it within their wills,
Bunları halka okusam, ki hoşgörün, hiç okumak niyetinde değilim. Bir okusam bunları, halk doğru gider yaralarını öperdi ölmüş Sezar'ın. Mendillerini boyardı kutsal kanına.
Let's cool it off. Let's go for a swim.
- Haydi yüzmeye gidelim.
It's a lovely day outside, so let's go outside and enjoy this Sunday for a change.
Dışarıda çok güzel bir gün var, şimdi dışarı çıkalım ve bu güzel günün tadını çıkaralım.
Let's go for it!
Hadi gidelim!
Let's go look for it
Gidelim o zaman!
Come on, let's go into my workroom. I'm so eager for you to see it.
Göstermek istediğim şeyler var.
Well, for whatever it's worth, he says he's going to let us go tomorrow morning.
Altın olsun olmasın, yarın sabah bizi bırakacağını söyledi.
If you let things go, you may get yourself killed for it.
İşleri akışına bırakırsanız, kendinizi öldürtebilirsiniz.
Let's go for a walk, it's a fine day.
Güzel bir gün, biraz dolaşalım.
Come on dear, it's a lovely day let's go for a walk .
Haydi, canım. Çok hoş bir gün. Yürüyüşe çıkalım
Let's go, it's late for supper.
Eve gidelim, akşam yemeğine geç kalıyoruz.
I can let it go for two hours just thinking about that one time.
Sırf o ânı düşünerek iki saat geçiriyorum.
I think it's better put off for another time... let's go to my house.
Sanırım bunu başka bir zamana bıraksak daha iyi olacak... bana gidelim.
Either put me on the stand, you let me do my act for that court, or I'm gonna sue your asses, and go in there and represent myself, and that's it!
Ya beni kürsüye çıkarıp mahkemede ifade vermemi sağlarsınız ya da sizi kovar ve gidip kendi savunmamı kendim yaparım.
Let's go back and look for it.
- Dönüp bakalım.
Let's put it off till tomorrow when we go for a walk.
Bunu yarınki yürüyüşümüze kadar erteleyelim.
Let's go for it.
Hadi artık!
Let's go over it again, just for the hell of it.
Bir daha deneyelim. Bir kere daha denesek n'olur?
Do not stand there like idiots, let's go for it!
Öylece bakmayın hadi! , Gidip arayalım!
They let us go. It's the only explanation for the ease of our escape.
Kaçmamıza izin verdiler, bu yüzden bu kadar kolay oldu.
Do you think it's better for me to go to jail or maybe let my family get killed?
Hapse girmemin mi yoksa ailemin öldürülmesinin mi benim için daha iyi olduğunu düşünüyorsun?
Let's go for a walk before it gets too dark.
Hadi etraf fazla kararmadan yürüyüşe çıkalım.
OK, let's go for it!
Tamam, gidelim.
Let's go for it.
Haydi.
No, let's go. It'll be better for everyone.
Hayır, gidelim buradan.
Let's go for it.
İşimize bakalım.
- Let's go for it.
- Gidelim o zaman.
Let's go for it!
Ne duruyoruz!
All right, KITT, let's go for it.
Pekala, KITT, ne duruyoruz.
All right, let's go for it!
Pekala, hadi bakalım!
Let's go for it.
Deneyelim mi?
It's time for the competition. Let's go!
Yarışma vakti, hadi!
Let's go for it.
Deneyelim.
All right, let's go for it.
Pekala, haydi yapalım şu işi.
Let's go for it.
Gidelim.
Let's go for it.
Hadi, harekete geçelim.
- Yeah, let's go for it again!
- Evet, hadi yeniden yapalım!
Come on, let's go for it now!
Hadi, git! Git!
Then let's go for it.
Öyleyse, yapalım şu işi.
She left it for us, let's go.
Bizim için bıraktı, gidelim.
- Let's go for a swim. It'll be empty now.
Yüzmeye gidelim, şimdi tenhadır orası.
"Well let's go for it."
Olsun, deneyelim.
Let's go and open it for him, then! Edmund!
Haydi gidelim ve o çukura gömelim onu!
Let's Go For It!
Deneyelim!
Let's go for it.
Bunun için uğraşalım.
Let it go, it's time for bed.
Bırak artık onu, yatma vakti geldi.
Okay... Let's go for it, Mr. Macho.
Tamam hadi bitirelim şu işi, Bay Maço.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]