English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ N ] / Nectar

Nectar traducir turco

445 traducción paralela
It's been years since I've tasted the nectar of the Old South.
Güney viskisi içmeyeli yıllar olmuştu.
Drink nectar with the gods.
Tanrılarla birlikte içki iç.
'Tis said, as Cupid danced among the gods, he down the nectar flung which on the white rose being shed, made it forever after red.
Cupid tanrılar arasında dans ederken fırlatmış yeryüzüne nektarı beyaz gülün üstüne dökülen nektar, onu sonsuza kadar yapmış kırmızı.
Nectar, Miss Shelley.
Nektar Bayan Shelley.
Nectar.
Nektar.
You ruby-red rascal Unequaled nectar
Seni ele avuca sığmaz, kızıI ve eşsiz nektar
Oh, goddess come to Earth, make me immortal with your kiss... ... and we'll live on nectar and ambrosia.
Dünyaya gelen tanriçam, öpücügünle beni ölümsüz kil sölen gibi bir hayat yasayalim.
But you probably have already learned that dear Eve's coffee is not exactly pure nectar.
Muhtemelen sen zaten sevgili Eve'in kahvesinin tam olarak saf nektar olmadığını biliyorsundur.
The Lord's nectar.
Tanrının nektarı.
Gentlemen, our cups are running dry of nectar.
Baylar, bardaklarımız boşaldı.
The honeybees that fetch the nectar from the flowers to the comb
Bal arıları çiçeklerdeki nektarı çeker
Blessed nectar from Scotland.
İskoçya'dan kutsal abıhayat suyu.
And now, for the first time in Cheyenne Dr. Foy's Blue Nectar.
Ve şimdi, ilk kez Cheyenne'de Dr. Foy'un mavi iksiri.
And now, ladies and gentlemen Mr. Yancey is 111 years old thanks to the preservative and the health-rendering powers of Blue Nectar.
Ve şimdi, bayanlar ve baylar Bay Yancey tam 111 yaşında ve mavi iksirin sağlığı geri kazandıran gücüne ve koruyuculağına minnettar.
And he never felt better, thanks to Blue Nectar.
Ve mavi iksir sayesinde kendini bundan daha iyi hissetmemişti.
How many bottles of Blue Nectar you figure Mr. Yancey drunk in his life.
Tahminen Bay Yancey hayatında kaç şişe mavi iksir içmiştir?
Oh, nectar.
Şerbet.
Pure nectar!
Saf şerbet!
Says in the Bible. Do you my body heat will warm blood. Get your thirst quenched nectar of my chest.
Kutsal sözler şöyle : " Vücudumdan kanını ısıtacak sıcaklığı al ve göğsümden susuzluğunu giderecek sıvıyı.
I come here every year to sip the nectar of love.
Buraya her yıl aşkın şarabından bir yudum almaya gelirim.
They must rest. Probably that nectar.
Olasılıkla o karışım...
Tastes like nectar. One glassful is food for a month. Leave it!
Taramalar sırasındaki gözlemlerimden... sizin, bu sadık ayın dümencisi Komutan Koenig olduğunuzu söyleyebilirim.
All right we can provide nectar and Ambrosia.
Pekala, biraz balözü ve Ambrosia bulabiliriz.
Nectar, no fear, no fear, no none of that boring old stuff!
Nektar, korkma, korkma, bu eski sıkıcı şeylerden hiçbirini istemiyorum!
You call nectar and Ambrosia boring?
Nektar ve Ambrosia'ya sıkıcı mı diyorsun?
Julieta, my wife,... the death which spoils the nectar of your lips... has not conquered your beauty in the slightest,... it still radiates from your skin and your face which still has not been able to display the flag of death.
Juliet, karım,... dudaklarının nektarını bozan ölüm... senin en ufak güzelliğini fethedemedi,... cildinden ve yüzünden hala yayılıyor ölüm bayrağını dalgalandırmayı başaramadı.
It lives on nectar, which it gathers with a tongue that has a brush at the end.
Ucunda bir fırça bulunan dilinin yardımıyla topladığı nektarla beslenir.
If you wanted to find a parallel for that, the nearest would be the brush tongue of nectar-feeding bats.
Buna bir paralel bulmak istiyorsanız en yakını nektarla beslenen, fırça dilli yarasalar olacaktır.
Ifnot, then a bee or any other nectar-gathering creature Can create the same situation
Olmazsa, o zaman bir arı ya da nektar biriktiren herhangi bir yaratık aynı işlevi görebilir
May your lips taste... the sacred nectar of my sex... to consummate it.
Belki dudakların... cinselliğimin mukaddes özünü alarak... onu bitirebilir.
He also likes a young girl's nectar.
Hem o da genç kızlardan hoşlanırmış.
What about a cup of nectar direct from Prometheus?
Prometheus'tan gelen bir bardak nektara ne dersin?
It's not bad tea, as far as nectar of the gods goes.
Tanrıların içkisi olarak, fena çay değil.
"When his love nectar was spent..." "They drifted into the bliss of sleep."
Aşk enerjileri tükendiğinde uykuya teslim olmuşlardı.
A coconut, guava nectar?
Hindistancevizi suyu?
I shall drink in your beauty as the bee does the nectar of the flower.
Arının çiçeğin nektarını içmesi gibi ben de senin güzelliğini içmeliyim.
Try this nectar!
Bu nektarı dene.
- What is nectar?
- Cevap nektar.
Was it the temptation of the sweet nectar... of another woman's fruit?
Öteki kadında seni baştan çıkaran şey ne oldu?
Sweet elixir, its fragrant nectar a soothing balm for the soul.
Hayat iksiri, bu güzel kokulu rahatlatıcı meyve özü.
Nectar of the gods, my dear.
Tanrıların içeceği, sevgilim.
And when it rained, it rained sweet nectar that infused one's heart with a desire to live life in truth and beauty.
Yağmur yağınca, yağan yağmur şerbet misali, insanın kalbini dürüstlük ve güzelliklerle dolu bir hayat geçirme arzusu ile doldururmuş.
Gather the nectar, my little drones... and make the honey- - honey for your children.
Toplayın nektarları, benim küçük işçi arılarım... ve bal yapın- - çocuklarınız için bal.
This is the nectar of the gods!
Bu tanrıların yemeğinin içkisidir!
Is it the sweet nectar your crops crave?
Ürünlerinizin acıktığı tatlı nektar mı?
Nectar.
Nectar.
By the way, that mist I sprayed on you is derived from the nectar these birds drink.
Bu arada, üzerine sıktığım sprey bu kuşların içtiği bitki özlerinden türetildi.
But being that I'm a forgiving guy I'm willing to let you hop in and partake in the nectar that is I.
Ama merhametli bir adam olduğum için arabaya binmene ve benim gibi bir cevheri tatmana izin vereceğim.
The tea of your home is like nectar.
senin evinin çayı nektar gibidir.
Avail yourself of the nectar of the gods.
Tanrıların nektarını tat.
- Alpha-currant nectar. lt's priceless.
- Alpha-kuşüzümü nektarı. Paha biçilmezdir.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]