English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ N ] / Negatives

Negatives traducir turco

306 traducción paralela
Three different negatives were created for the film Der letzte Mann.
SON ADAM adlı film için üç farklı kopya yapılmıştır.
Excuse me, when can I see the negatives?
Affedersiniz, negatifleri ne zaman görebilirim?
You have the negatives?
Negatifler sende mi?
Infinitives, negatives, commas.
mastarlar, olumsuzlar, boşluklar.
Your negatives and positive prints.
Negatifiniz ve pozitifler.
I'll pick up the negatives later.
Negatifleri sonra alırım.
I'm showing you these negatives in reverse order... on purpose.
Bu negatifleri kasten ters sırada gösteriyorum.
May I have the negatives, please?
Negatifleri alabilir miyim, lütfen?
Despite the double negatives, I'm sure you will, Come, Jane,
İki olumsuz fiile rağmen söyleyeceğinden eminim. Gel Jane.
We must get the negatives.
Negatifleri almak zorundayız.
I'll cut out the negatives you want.
İstediğin negatifleri keseceğim.
I left some negatives here for enlargements.
Büyütülmesi için negatifler bırakmıştım.
Here are the negatives.
Negatifler burada.
That's the beauty of Polaroid... no negatives and just one print.
- Kesinlikle. Polaroid'in en güzel yanı bu. Negatif yok.
There isn't going to be any after-the-screening drink unless I get those negatives.
O negatifleri almadıkça film sonrası içki olmayacak.
When you've finished, I want the negatives and all the prints of the photographs you've taken.
İşiniz bitince, hem negatifleri... hem de fotoğrafların bütün baskılarını istiyorum.
I give you the original driving license and all those negatives I took of you for a certain sum of money.
Ben size ehliyetin aslını... ve fotoğrafların negatiflerini veririm... siz de bana para verirsiniz.
The negatives and prints are on their way to Moscow.
Negatifler ve resim çıktıları Moskova yolunda.
Negatives, originals, pictures if there's any.
Negatifler ve varsa resimleri de tabii.
You want to see the negatives?
Negatifleri mi görmek istiyorsun?
I'm gonna get you the negatives.
Negatifleri getireyim.
Negatives.
Negatifler.
You know, you can't really see faces on the negatives.
Biliyor musun, negatiflerde yüzleri göremezsin.
He works longitudinally developing his negatives in Turkish-bath cabinet.
Negatifleri, Türk hamamında keyif çatarken banyo ediyor.
I mixed up the negatives.
Negatifleri karıştırmışım.
The negatives are perfect.
Negatifler kusursuz.
A family spokesman said today a record turnout is expected to pay final tribute to the late producer who was shot by police while trying to steal the negatives to his controversial film, Night Wind last Tuesday.
# Bir aile bireyinin dediğine göre, geçen Salı, ihtilaflı filmi... #... Gece Rüzgarı'nın negatiflerini çalmaya çalışırken polis tarafından vurulan... #... merhum yapımcıyı rekor sayıda kişinin son yolculuğuna uğurlaması bekleniyormuş.
I own the negatives and the book rights.
Negatifler bana ait olacak ve kitabın haklarını.
Very well, Mr. Quinn, we can arrange to have the press kept out and the police photographers will be instructed to surrender the negatives to you or a representative.
Çok iyi, Bay Quinn, biz sürekli basını düzenleyeceğiz. Ve polis fotoğrafçılarının talimatı olacak. Sana veya bir temsilcine negatifleri teslim edecek.
Then somebody grabs the negatives away from Salt, right?
Sonra birileri Salt'tan negatifleri alır, değil mi?
- The negatives.
- Negatifler.
I'll take those negatives now, if you don't mind.
Negatifleri alayım şimdi, eğer sorun olmayacaksa.
- Let's have the negatives, Hammett.
- Negatifleri alalım, Hammett.
Pictures, negatives, other samples of this photopaper.
Resimler, negatifler, bu fotoğraf kağıdının diğer örnekleri.
Quite frankly, we have negatives altered.
Dürüstçe söylemek gerekirse, negatiflerin üstünde oynuyoruz.
The negatives of the welds in the fuel rods.
Yakıt çubuklarının kaynaklarının negatiflerinde.
Right on the negatives.
Direkt negatifin üstüne yaptıklarını gördüm.
He said if you want to get the negatives...
O söyledi eğer negatiflerini almayı isteseniz saat 8 da kendo salonuna gel.
If you obey my orders... you'll get both the negatives and Yuki.
Eğer siz, emirlerimize uyarsanız hem negatifleri hem de Yuki'yi alacaksın.
I will return the negatives and Yuki, but...
Ben, negatifleri ve Yuki'ye döndüreceğim, fakat...
- The negatives the Colonel referred to.
- Korkarım, Albay'ın önceden bahsettiği negatifler.
Have you got the negatives?
Negatifler sende mi?
But the happiest report has its negatives.
Ama en mutlu raporun bile eksileri vardır.
Because black is commonly associated with negatives- - the black market, the black sheep of the family, anything which is supposed to be bad.
Çünkü, siyah genellikle olumsuz şeylerle anılır karaborsa, kör ahırın kara koyunu aklınıza gelecek kötü ne varsa...
- Polaroid negatives.
Bir Polaroid negatifi efendim.
You'll get the negatives back then.
O vakit negatifleri alırsın.
Get me the negatives!
Fotoğraf makinesini getirin!
Boss, he's gone and he's taken the negatives.
Patron, gitmiş ve fotoğraf makinesi de yok.
Today we learned that when the machine jams you don't use a flashlight around negatives.
Bugün makine sıkıştığında negatiflerin yanında el feneri kullanmamayı öğrendik.
Who keeps the negatives?
Negatifler kimde?
And you watch the double negatives, huh? - Yes, sir.
Ve sen...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]