Sooo traducir turco
69 traducción paralela
Sooo, you better hold your topper than your hand just in case you meet a lady on the strand.
"Öyleyse, şapkanı elinde tutsan iyi olur... "... belki kıyıda karşılaşırsın bir bayanla.
I loove you, love you sooo much.
seni seviyorum, çok seviyoruuum.
Sooo?
Yaniii?
Because I asked Santa for it in my letter. They are sooo cool.
Çünkü mektubumda Noel Baba'dan onu istedim Harika bir oyuncak!
Sooo, what do you think?
Eee, nasıl olmuş?
And sooo hot!
Çok ateşliymiş!
Once in your mouth, it tastes sooo good
Ağzında eriyor. Tadı harika.
You're sooo cute, you Come here, you...
Sahiden çok tatlısın. Gel bakalım.
Sooo, ya felling all, like, blalala!
Evet, ne düşünüyorsun, blalala!
Do you love that sooo-weet smell of farmer Billy's bacon?
Çiftçi Billy'nin, sırılsıklam pastırmasının kokusunu sever misiniz?
You guys thought you were sooo cool, didn't you?
Kendinizi çok cool sanıyordunuz değil mi?
Oh man, this is sooo great!
Adamım, bu çok güzel!
So for us, who have everything sooo good, to judge them, is wrong!
O yüzden, hayatı harika olan bizlerin onları yargılaması yanlıştır! Anlıyor musun?
He was sooo close, mom.
O kadar yakındaydı ki, anne.
The eggs were sooo good!
Yumurtalar da çok lezzetliydi.
My name is Sooo... fie...
Benim.. ismim.. Sooo... fie...
She's gotten sooo big!
Çok hızlı büyüyor.
Sooo?
Eeee?
You think you're sooo great, don't you? !
Mükemmel olduğunu düşünüyordun değil mi?
My God, her voice is sooo beautiful!
Tanrım, sesi çook güzel!
Sooo great to see sooo many people turn out to make an impact on on the world!
Bu kadar insanın dünyaya etki bırakmak için bir araya gelmesi çok güzel.
This is sooo embarrassing.
Bu çok can sıkıcı.
You are sooo sued!
Dava edildin!
God, this is gonna be sooo yummy.
Tanrım, çok lezzetli olacak.
Sooo...
Eee...
Wow. Sooo, okay, the first thing we're gonna do is... uhm... get rid of these curls cause they kinda make you look like a poodle...
Peki, tamam, ilk olarak o kıvırcıklardan kurtulacağız... çünkü seni bir kaniş gibi gösteriyorlar...
Sooo Jackie, can I get a slice of that?
Jackie, bir parça alabilir miyim?
Once in a while I come across a book that is sooo honest and sooo moving that it changes my life.
Ara sıra öyle içten ve öyle etkileyici bir kitaba rastlıyorum ki hayatımı değiştiriyor.
I'm sooo hungry.
Çok açım. Sizce insanlar burada olduğumuzu biliyorlar mı?
Sooo, if we lose we're gonna kill Nelson?
Yani, kaybedersek Nelson'u öldürmüş mü olacağız?
I mean really, that's sooo cheesy.
Gerçekten çok aptallar.
Sooo...
Peki...
Sooo... when life seems hard, take a bite out of the silver sandwich.
Yani, hayat zorlaştığında.. Gümüş sandviçten bir ısırık al.
- You'd better grow the mustache, to show everybody that you're sooo mature.
Hatta bence sen biraz bıyık bırak, o zaman herkes büyüdüğünü çakozlar.
It sooo does it for me!
Bu kadarı bana fazla!
Sooo...
O zamannn...
She hasn't realized she is dead yet. Shit, sooo damn scary.
Ölü olduğunu bilmiyor ama.
But Seol Gong Chan sshi was sooo willing to help me out...
Ama Seoul Gong Chan bana yardım etmede istekliydi.
But Seol Gong Chan sshi was sooo willing to help me out...
Ama Seol Gong Chan Bana hep yardım etti...
I sooo want to go
Gitmeyi çok istiyorum.
Sooo...
Öyleyseeee...
Sooo sweet!
Çooook harika!
Sooo, Flynn.
Ee Flynn?
- It's just he's sooo...
Sadece o çok -
I'll be sooo quiet tomorrow.
Yarın çok sessiz olacağım.
When I watch you guys kissing I feel sooo hot!
Sizi öpüşürken izlediğimde, kendimi çok azmış hissettim!
Gentlemen, I'm sooo sorry.
Çok iyi. Baylar, gerçekten çok üzgünüm.
That was sooo funny.
- Harika espriydi.
Good plan. Sooo, what's the issue again?
İyi bir plan.
Sooo... you guys are from the same place?
Şimdi siz aynı yerden misiniz?
Yes. I know. Sooo...
Evet biliyorum waltz de olacak.