English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ T ] / That's my boss

That's my boss traducir turco

252 traducción paralela
- Hey, that's my boss! - Here, try these for size.
Binayı arayalım.
My boss is into import and export. - What's that?
- Patronum ithalat-ihracat işleri yapıyor.
I lost my job because of that silly woman, my boss's wife.
- İşimi kaybettim. - Ne? Evet, patronun o salak şeyi yüzünden.
That's my boss.
- İşte patronum.
That I shall obey with resignation my boss's determination.
Üstlerimin kararlılığına istifa ederek boyun eğmeliyim.
It's all on account of him and the boss that my mom and dad have to go hungry.
Onun ve patronun yüzünden..... annem ve babam açlık içinde.
That was the summer my grandfather, known to all of us as Boss, had a vision of our nations boundless future in which the basic unit of its economy and prosperity would be a small, mass-produced cubicle containing four wheels and an engine.
O yaz, hepimizin "Patron" diye tanıdığı büyük babam ulusumuzun sınır tanımaz geleceğini ön görerek, ekonomisinin ve gelişmişliğinin temelinde olan küçük ve toplu üretilen, dört tekerleği ve bir motoru olan bir kabin aldı.
That's my boss.
Bu benim patronum.
It's also true... that I'm fond of you, that you're my boss, and that I don't want to confuse things, for your sake.
Sizden hoşlandığım, benim patronum olmanız ve işleri iyiliğiniz için karıştırmamak istediğim de ayrıca doğru.
That's my boss.
Bu patronum.
- Coach, that's my boss!
- Koç, benim patronum.
If anything happens to that buy money, my boss will stick your heads up your asses faster than a rabbit gets fucked!
Hele o paraya bir şey olsun... patronum ağzınıza öyle bir sıçar ki... şaşar kalırsınız.
I don't want to piss of my boss. Just because a friend of yours tells crazy stories... about a computer that starts to live its own life.
Sırf arkadaşın aptalca bilgisayar hikâyeleri anlattı diye patronumu kızdıracak değilim.
That's my boss.
Patronum bu.
That's my boss's boat.
O patronumun teknesi. Kiralık değil.
You think that my boss, R. K. Maroon dropped a safe on Marvin Acme's head so that he could get his hands on Toontown?
Patronum R. K. Maroon Çizgişehir'i ele geçirmek için... - Bay Acme'nin kafasına kasa mı attı?
That was my boss's Rolls.
O Rolls Royce benim patronumun.
That's my boss.
Patronumdu.
Honey, that's my boss.
Tatlım, bu patronum.
He's my boss. To think that I was undecided about your abilities versus Simon Carr.
- Simon Carr'la arandaki rekabet..... konusunda kararımı henüz vermemiştim.
It's just that my boss is very demanding and he needed the pencil right away.
Patronum çok ısrarcıydı ve kurşun kalemi hemen istiyordu.
- That's my boss.
- Patronum.
I thought maybe if I brought the gun in that Mrs. Banks, who's my boss she would she would listen, you know, for maybe just even five minutes.
Eğer tüfeğimi alırsam belki de Bayan Banks, patronumdur kendisi beni dinlerdi, 5 dakikalığına.
- That's what my boss says.
- Patronum da öyle diyor.
- That's what my boss just said to me.
- Benim patronum da aynısını söylüyor.
That's my boss.
O benim patronum.
There's stuff on here that my boss has never even seen.
Patronumun hiç görmediği şeyler var.
I need that disk to get my boss's daughter back!
Patronumun kızını geri almak için o diske ihtiyacım var!
That's weird. I don't think my boss likes me either.
Benim patronum da beni sevmiyor.
But how's the boss of my company, Mahesh Hirwani, going to do that?
Ama nasıl olurda şirket patronu Mahesh Hirwani bunu yapabilir ki?
Suppose hypothetically that I tell a colleague that the head dyes his hair And let's say hypothetically that my partner goes to my boss and told him what I said And following hypothetically my boss sent me to the small office at the end of the hallway next to the photocopier.
Diyelim ki ben bir iş arkadaşıma patronun saçını boyadığını söylemiş olayım. Ve diyelim ki bu iş arkadaşım benim ona söylediklerimi aynen patronuma iletmiş olsun. Bunun sonucunda diyelim ki patronum beni koridorun sonundaki en küçük ve en kullanışsız odaya göndermiş olsun.
My father's boss got two, like that government guy.
Babamın patronunun 2 tane, şu hükümet adamınınki gibi.
Unfortunately, my boss has locked it in the safe at his new office at Chequers, that's where it's staying.
ne yazık ki.patronum onu çok emin bir yere kitledi Onun Chequers'deki yeni ofisinde. Bu bu nerde kalıyor.
All right, boss, now, i call you boss because i know it irritates you but that's part of my job, to irritate you.
Archie, paltolar. Bay Cramer ön kapıda ve bilmesini istemediğim şeyi ona söylemeden onunla konuşamam.
My employers have demanded that I steal your boss's force lance.
İş verenlerim patronunuzun güç mızrağını çalmamı emrettiler.
Look, that's not my idea. That's just the boss.
O fikir benden değil patrondan çıktı.
That's great. Well, uh, Danny, would you mind going down to CSI, giving my boss a formal statement?
Olay Yeri İnceleme Dairesi'ne gidip amirime resmi ifade verebilir misin?
See, that's my boss right now.
Gördün mü patronum arıyor.
That's my boss.
Patronum.
My boss told me I'd be traveling a lot. That's great, huh?
Patronum çok seyahat edeceğimi söyledi Harika değil mi?
That's my boss.
Bu, benim patronum.
Well, I did the best I can balancing my laptop while pulling five g turns. That's an exaggeration, boss.
Biri arabayı beş kere döndürürken bilgisayarımı kucağımda tutmak zordu.
If I'm on the way to my boss's office talking about my compensation. And if I step on somebody's throat on the way that doubles it? Well, I'll stomp on the guy's throat.
Tazminatımı konuşmak üzere patronun bürosuna gidiyordum ve alacağım parayı iki katına çıkartmak için birisini gırtlağına basmam gerektiğini söyleseler, ben iki ayağımla birden basardım.
Because that's my boss and his wife right over there.
Çünkü şuradaki benim patronum ve karısı.
Oh, jeez, that's my boss.
O, benim patronumdu.
I could still feel the warmth from the goodbye hug them boys give me, and I held on to it'cause I knew that'd be the last hug they was ever gonna give me,'cause from that day forward, I was gonna be my own boss. I could...
Oğlanların veda için sarılmalarının sıcaklığını hala hissedebiliyordum.
That's Because this is one place where my Boss would never come
Çünkü burası patronumun hiç gelmediği bir yer.
- That's my boss.
- Bu benim patron.
That's my boss!
Patronum orada!
That's my philosophy, boss.
Felsefem bu, Patron.
What? That's the way my boss got rich.
Ama patronum böyle zengin oldu!

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]