English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ U ] / Use that

Use that traducir turco

13,868 traducción paralela
You forget how to use that thing?
Silahın nasıl kullanıldığını mı unuttun yoksa?
We could use that digital influence and my podcast to crowdsource and find the caller ourselves.
Dijital nüfusu kullanıp Podcastim'in kaynağından arayanların kim olduğunu kendimiz bulabiliriz.
So he likes me, we can use that.
Benden hoşlanıyor, bundan faydalanabiliriz.
We can use that, too.
Onu kullanabiliriz.
Just don't use that.
Sadece onu kullanma.
You can use that power to save your friend Kol.
Bu gücü dostun Kol'u geri getirmek için kullanabilirsin.
You've been in denial, Oliver, holding onto hope with both hands that you don't have to give in to that hate, use that hate to do what needs to be done, but, Oliver, this needs to be done.
İnkar içindeydin, Oliver. O nefrete teslim olmamak için umuda dört elle sarıldın yapılması gerekeni yapmak için o nefreti kullan ama Oliver, bunun yapılması gerekiyor.
What do they use that for?
- Onu ne için kullanıyorlar?
Feel free to use that, by the way.
- İstediğin gibi kullan tabii.
No one else is supposed to be able to use that. Right, right.
- Normalde kimsenin kullanmaması gerekirdi.
Let's use that.
Kullanalım onu.
You promised me that you would not use that thing to spy on me, Crane. Lieutenant,
Beni gözetlemek için o şeyi kullanmayacağına söz vermiştin, Crane.
He knows Herot and its ways and I can use that.
Heorot'u ve yollarını biliyor. Bunu kullanabilirim.
As long as you use that phone, my number's in your speed dial.
Bu telefonu kullandığın sürece, numaram hızlı aramalarında olacak.
This... this third-century Persian account states that I can use the jug to activate the, uh, locator spell to reach the Lieutenant, even if she was in another dimension.
Bu bu üç yıllık pers yazması ile testiyi teğmenin yerini başka bir boyutta olsa bile bulabilmek için aktif hale getirmiş olacağım.
- I use to love that show.
O şovu seviyordum.
I'm thinking of an app that would use the best algorithms in the world.
Bunun için dünyadaki en iyi....... algoritmaları kullanan bir uygulama fikrim var.
Only that if he breathes on me any longer, he won't have any use for that spear.
Suratıma doğru nefes almaya devam ederse o mızrağı kullanmasına gerek kalmayacak.
Tell you what, why don't you use some of that sexual fluidity to slide off the court so the real men can play?
Madem seksiliğinle akıyorsun, bu akışkanlığını sahadan çıkmak için kullan da, biraz da biz oynayalım?
There must be a way to revive it, so that we can use it to get back to our world.
Onu canlandırmanın bir yolu olmalı, böylece dünyamıza geri dönebiliriz.
I can use them to convince the world that you're innocent.
Onları kullanarak tüm dünyayı masum olduğunuza inandırabilirim.
Magnetic disturbances and a few pixelated photos doesn't mean that you can use a ham radio to communicate across a supernatural barrier.
Manyetik bozukluklar ve birkaç pikselli fotoğraflar senin eski bir amatör radyo ile doğaüstü bir bariyer üstünden iletişim kurabileceğin anlamına gelmez.
You really think they're gonna leave a gadget around that you can use to call your friends?
Arkalarında arkadaşlarını arayabileceğin işe yarar bir zımbırtı bırakıp gideceklerini düşünmüyorsun herhalde?
It's a scale that meteorologists use to measure thunderstorm activity.
Fırtına aktivitesini ölçmek için meteoroloji uzmanlarının kullandığı bir ölçek.
The Sisters search the unknown and reveal to me anything that may be of use, for instance, the leverage I need to make you my ally.
Kız Kardeşler saklanan ve bulunmamış şeyleri bulmak için buradalar örneğin seni dostumuz yapabilme büyüsü.
They can be frozen for later use but there are costs associated with that choice.
Sonra kullanılmak üzere dondurulabilirler ama bu bazı masrafları da beraberinde getiriyor.
The security company we use backs up all of our tapes to a hard drive that they store at some place called The Farm.
Güvenlik sirketimiz bütün kayitlarimizi The Farm denen bir yerde yedekliyor.
And he--he tried to use his creepy magic mojo on me, but... After that, my blood lust was better. It was almost completely gone.
Üzerimde şu ürkütücü büyülerinden birini denedi ama ondan sonra kana susamışlığım daha iyi oldu.
Now I know that you said you're not ready to get back in the saddle, but we could really use your help.
Daha görev başına dönmeye hazır olmadığını biliyorum ama yardımın çok işe yarardı.
I think that we can use this against him.
Bence bunu ona karşı kullanabiliriz.
When you're dead, I'll make sure that totem gets put to better use.
Öldüğünde o totemin daha iyi şeyler için kullanıldığından emin olacağım.
I just wish that you would try and use some of that hope for yourself.
Umarım o umudu biraz kendine de saklarsın.
To remake this company to use the technology that helped me walk again to make people's lives better, to make Palmer Tech into the beacon of hope.
Bu şirketi tekrar canlandırma fikrini. Tekrar yürümemi sağlayan teknolojiyi kullanarak insanların hayatını iyi bir yola sokma fikrini. Palmer Teknoloji'yi umut ışığı yapma fikrini.
You know, my office received an anonymous tip that contraband intended for your use was smuggled into this prison.
Ofisime, bu hapishaneye senin kullanman için kaçak bir mal sokulduğu hakkında isimsiz bir ihbar geldi.
Feel free to use the seat warmer, keep that box hot.
Koltuk ısıtıcısını kullanmaya çekinme.
You know what? I'm gonna use this Peter Doesn't Have to Take Out the Trash coupon that I got for my anniversary.
Şu "Peter, çöpü dışarı çıkarmak zorunda değil" kuponunu kullanacağım.
Can you hand me another nylon that I use as a sock with my huge beige shoe?
- Bana büyük bej ayakkabımla çorap gibi kullandığım naylondan bir tane daha uzatabilir misin?
Just a reminder, we ask that you not use the DVD player, but you can watch any of the VHSs.
Küçük bir hatırlatma : DVD oynatıcısını kullanmamanızı istiyoruz ancak videokasetlerden herhangi birini izleyebilirsiniz.
- The girls thought that he, uh, he went upstairs to use the bathroom.
- Kızlar yukarıdaki tuvalete gittiğini sanmışlar.
And this fake gun that you're holding. I must admit that action isn't my forte but back home people use real guns with real bullets to unbuckle their belt.
Ve şu tuttuğun oyuncak silah kabul ediyorum aksiyon benim işim değil ama bazılarının bunun gerçeğiyle kemerini açtıklarını bilirim.
You ever wonder if that's the word we use to... to fool ourselves, give us false hope?
Kullandığımız kelimeleri kendimizi kandırmak ve sahte umutlara kapılmak için kullandığımızı düşündün mü hiç?
There are kids back there that could really use your help, and she needs medical attention right now.
Orada yardımınıza ihtiyacı olan çocuklar var ve arkadaşımın da doktora görünmesi lâzım.
You will each sign that you understand the law regarding the legal use of force as outlined by the SFC.
Hepiniz SFC tarafından hazırlanan güç kullanımı yasalarını imzalayacaksınız.
And, once you've done that, you'll have no use for me any more.
Bunu yapınca da bana ihtiyacın kalmayacak.
I trust he'll do what I want. That we can use him.
İstediğim şeyi yapacağına, onu kullanabileceğimize güveniyorum.
Perhaps we can use that to our advantage.
Bunu avantaj olarak kullanabiliriz.
I didn't say that, or use those words, but has he ever said anything?
- Öyle demedim, o lafı da kullanmadım. - Şimdiye kadar bir şey söyledi mi?
He's a guy who could use a drink, that's who!
Bir içki içse iyi olacak biri. Öyle biri.
These are practices that have fallen out of use even in the Vatican, Your Holiness.
Bu yöntemler, Vatikan'da bile kullanılmıyor artık,.. ... Papa Hazretleri.
I-I don't want another person that Zoom or Reverse-Flash or any of these meta-humans can use against me.
Zoom'un, Zıt Flash'un veya meta insanların onu bana karşı kullanmasını istemiyorum.
But it would be remiss of me if I didn't use this opportunity to reiterate that Sara is very important to me... to all of us.
Fakat bu fırsatı Sara'nın benim için, hepimiz için ne kadar önemli olduğunu söylemek için kullanmazsam ayıp etmiş olurum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]