English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ W ] / What's your deal

What's your deal traducir turco

386 traducción paralela
I figured it was, that's why I'm here. What was your deal with Miles?
Ben de aynı fikirdeyim,... söylesene bana, Miles'la niçin anlaştın?
- What's your idea of a deal?
- Anlaşma için ne düşünüyorsun?
- What's your deal?
- Önerin nedir?
So what's the big deal if he doesn't see your beauty
O senin güzelliğini göremiyorsa, ne olmuş!
What's your deal?
Teklifin ne?
What's your deal, Brogan?
Önerin ne, Brogan?
All right, Lieutenant Enright, what's your deal?
Pekala Teğmen Enright, neyin peşindesiniz?
What's the deal with your relatives?
Amcan muslukçu.
What's your deal with Daland?
Daland ile bir ilgin var mı?
What? It's your duty to deal with this!
Bunu halletmek senin vazifen!
So, what's the deal with your friend George?
Arkadaşım George'un nesi var?
You got your thesis back now, so what's our deal.
Tezini geri aldın, anlaşma nasıl olacak?
What's your deal, Just Johnny?
- Öyle mi? Senin öykün ne, sadece Johnny?
What is the big deal about putting your lips on somebody's face?
Dudaklarını birinin suratına değdirmenin ne önemi var?
What's the deal with your arms?
Kollarına ne oldu?
What's your deal?
Senin derdin ne?
So what's your deal, kid?
Senin olayın ne, çocuk?
Since we're celebrating your wearing those little skirts, what's the deal?
Bir sorum var. Madem o mini mini etekleri giyişini kutluyoruz neden... - Ben?
- So, what's your deal with him?
- Yani, onunla düşündüğün nedir?
WHAT'S YOUR DEAL?
- Nereye varmak istiyorsun?
So, apart from your concern about a land deal evaporating, what was your reaction to the news that a husband and father to small children was dead with his skull bashed in?
Olayın sizi ilgilendiren kısmı olan toprak anlaşmasının suya düşmesi dışında bir kocanın ve küçücük çocukların babası olan birinin kaftası paramparça olarak bulunmasına tepkiniz bu muydu?
What's your deal?
Kimsin peki?
What's the deal getting a charity to pony up your life insurance? - Who are you kidding?
Hayat sigortanı ödemek için neden bir cemiyeti seçtin?
What's your deal? I...
Sen nereden çıktın?
So what's your deal anyway?
Sen ne yapacaksın?
So what's your deal, man?
Sen ne iş yapıyorsun dostum?
What's your deal anyways?
Sorunun ne?
What's your end of this deal?
Bu anlaşmada sana düşen ne?
What if I had your brother's name tattooed by my deal? A sex reminder every time you went to fool with me.
Peki ya seks hatırlatıcısı olarak kardeşinin adını dövme olarak yaptırsaydım?
What's your deal, man?
- Senin olayın ne, adamım?
So what's your deal?
Peki, ya sen?
What's the deal with your haircut?
Bu ne biçim saç modeli?
What's the deal with your haircut?
Saçın niye böyle?
So what's your deal?
Senin sorunun ne?
Hey, what's the deal with your face?
Yüzüne ne oldu?
Anna Freud was a very powerful person and you were the grandchildren and she knew a great deal more about what went on in your parents'lives and so forth and it's not something you were going to tangle with,
Anna Freud müthiş güçlü bir insandı. Siz de torunlarsınız. Anne babanızın hayatında neler olduğunu filan sizden çok çok daha iyi biliyordu.
- What's the deal with your uncle?
- Amcanın nesi var?
I don't know what your deal is That's all that happened.
Keyfini çıkar.
So, what's your deal?
Senin meselen nedir?
What's your deal, anyway?
- Senin sorunun ne?
What's your deal, bro?
Senin sorunun ne, dostum?
So what's your deal, man?
Peki olayın ne, ha?
So I said What Was in your heart... What's the big deal? Right?
Ben sadece senin hissettiklerini söyledim.
Okay, so, what's your deal?
Tamam, bu nedenle, anlaşma nedir?
What's your deal with this guy anyway, John?
Bu adamla ilgili sorunun nedir, John?
I don't know what your deal is, but that's really not funny.
Derdin ne bilmiyorum ama bu hiç komik değil.
About what? Oh, about how it's not a big deal that you're walking around with a concerned look on your face with a group of men with concerned looks on their faces.
Yüzünde kaygılı bir ifade ve yanında yine kaygılı bir sürü adamla buralarda dolaşmanın kötü işaret olmadığını söyledim.
Now, what's your deal?
Derdin ne senin?
What's your deal?
Olayın nedir?
- So, what's the deal with your teacher?
Şu öğretmenin ne iş? Bayan Tuttle mı?
What's the big deal we spend the night in your folks'basement?
Sizinkilerin bodrum katında bir gece kalmışsak ne olmuş ki?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]