Boğulacak traducir inglés
269 traducción paralela
Lavabo içinde boğulacak kadar büyük müydü ki?
That sink big enough to drown in, though?
Hepimiz boğulacak mıyız?
Are we all going to drown?
- Boğulacak gibi olan kim?
Who feels like suffocating, him?
Boğulacak.
She is going to suffocate.
Yapmazsan, eşim boğulacak.
If you don't, he'll drown.
Battaniyenin altında boğulacak.
He'll smother under that blanket.
Az kalsın boğulacak sonra da yanacaktık.
We are almost drowned and burned.
Kanda boğulacak kadar suçlu!
An offense that will be washed in blood.
Boğulacak!
He'll drown!
- O boğulacak, efendim!
- He'll be killed, Sire!
- Boğulacak!
- She will drown herself!
- Boğulacak.
- He'll drown.
Birkaç kere denedi, Ama "Sergei" dediğinde boğulacak gibi oldu, "Kuzmich" dediğinde hıçkırdı, ve "dört bir yandan" derken gözyaşlarına boğuldu.
He would try again several times, but as soon as he said "Sergei", he would choke, at "Kuzmich", he would sob, and "on all sides" would be drowned in tears.
Boğulacak, salak.
He's drowning. The idiot.
Hepsi boğulacak.
They will all drown.
Ve muhakkak, gözyaşlarına boğulacak ve acı çekeceğim.
And without fail I'll cry and suffer.
Acele etmezsek İskoçya İskoç'tan boğulacak.
If we don't act fast Scotland will be choked with Scotsmen.
Boğulacak gibiyim.
It's like being drowned.
Yüzme bilmiyor, boğulacak.
He can't swim, he will drown.
Kanı çekilmiş, boğulacak gibi olan biri.
Bloodless and suffocating.
Nefes almak için üç dakikası var ya da boğulacak.
She's got three minutes to breathe or she'll suffocate.
Ben kolay kolay boğulacak adam değilim.
Those like me do not drown so easy.
Gazeteyi çıkar, boğulacak yoksa.
Take the paper out or he'll choke.
Ama o gittikten sonra yalnızlığım öyle derindi ki, içinde boğulacak gibiydim.
But, after he had gone... my loneliness was so deep...
... kan göllerinde boğulacak.
... shall all drown in lakes of blood.
Ne farkeder ki, boğulacak mıyım?
What's the matter? Asthma attack?
Gözyaşlarına boğulacak gibi oluyorum.
Like a leaking faucet my tears flow
Boğulacak gibiyim!
I'm gonna suffocate.
Yakında gaza boğulacak olan hasta insanlara şifa veren asla büyüyemeyecek olan gençleri eğitmeye çalışan ya da insanlara iş bulmalarında yardımcı olan etkinliklerdi.
which is in the process of trying to find work for people and increase employment in a situation which is doomed to failure. They are going on as though life will continue.
Nefes alamayız ve boğulacak gibi oluruz.
" We are the by-blows of grunts and pantings
Boğulacak. - Su çok soğuk.
- The water's way too cold.
Boğulacak ve ölecektin.
You would have suffocated and died.
Boğulacak!
Look, look!
Boğulacak! Sıvıyı ciğerlerine alıyor.
He's taking the fluid into his lungs.
Boğulacak!
He's gonna drown!
Dostlarınız içip içip denize giriyorlar, inanın bana, biri her an boğulacak.
Your friends keep drinking and swimming, believe me, somebody is going to drown.
Simdi orda boğulacak.
He's gonna drown over there.
Bazı insanlar coşku dan boğulacak gibi hissettiklerini söylerler.
Sort of like the kind of euphoria people are said to feel right before they drown.
Merakım yüzünden tüm dünya kana boğulacak!
And it will spread over the whole world of martial arts.
Nefessiz kalıp boğulacak!
- He's going to suffocate!
Boğulacak!
He's choking!
Bu gece başını o dev yastığa koyduğunda gözyaşlarına boğulacak.
He'll be crying himself to sleep tonight on his huge pillow.
Adam boğulacak.
He's gonna choke.
Allemeinisher Zeitung, Le Figaro yarın sabah bizim tozumuzla boğulacak.
Allemeinisher Zeitung, Le Figaro will be choking on our dust come morning.
O küçük kafasının arkasındaki kapşonunun iplerini öyle bir sıkacağım ki boğulacak.
I am gonna pull that big hood over his little head tie the strings and suffocate him.
12 saatliğine. Sonra herkes oksijensizlikten boğulacak.
For 12 hours and then everyone on the station will suffocate when we run out of oxygen.
Eğer bu bıçağı hemen, derhal çıkartmazsak, kendi kanında boğulacak.
If we don't get this blade out of her, right now, damn quick, she's gonna drown in her own blood.
Her yeri yumuk yumuktu, boğulacak sandık.
She was all puffed!
Ito boğulacak!
Ito-kun is going to drown!
Başını en az 30 derece yukarıda tutun yoksa kendi kanıyla boğulacak.
Keep his head elevated 30 degrees, or he'll choke on his own blood.
Boğulacak gibiyim.
I totally choked.