English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ A ] / About it

About it traduction Turc

181,461 traduction parallèle
I don't wanna talk about it, Colt.
Bunu konuşmak istemiyorum, Colt.
I don't wanna talk about it.
- Anlatmak istemiyorum.
Think about it.
Bir düşün.
If there was an accident, I'd know about it.
Kaza olsaydı bilirdim.
If you think about it, that's, uh... that's kinda sweet.
Düşünecek olursan çok da sevimli.
Well, I'll be reminded about it every day.
Her gün hatırlayacağım.
Well, you know your dad. The more he bitches about somethin', the more he cares about it.
Baban bir konuda ne kadar dırdır ediyorsa onu o kadar önemsiyordur.
Hey, man, if you feel that strongly about it,
Dostum. Madem bu kadar kararlısın, durma, onu işe al.
You wanna talk about it?
Konuşmak ister misin?
I just said I didn't want to talk about it.
Konuşmak istemiyorum, dedim ya.
Well, you're gonna hear about it anyway.
Nasıl olsa duyacaksın.
Okay, that's all right. We don't have to talk about it.
Konuşmak zorunda değiliz.
But again, I don't want to talk about it.
Ama dediğim gibi, bu konuda konuşmak istemiyorum.
I know this is a really big deal, so you just take your time and think about it.
Önemli bir konu olduğunu biliyorum. Acele etme, düşün taşın.
I want to talk about it.
Konuşmak istiyorum.
We'll talk about it in the morning.
Sabah konuşuruz.
I'm taking over the bar and you don't got a say about it.
Barı devralıyorum ve sana söz hakkı tanımıyorum.
I mean, I'm not excited about it like when you left.
Sen giderken olduğum kadar heyecanlı değilim.
Mick, think about it, you'd never store evidence like this in your own name, right?
Mick, bir düşünün, Asla saklamayacak mısın Böyle kanıt Kendi adına, değil mi?
I've got too much going on to even think about it.
Şu an bunu düşünecek vaktim yok.
Can you take a sip of this wine and let me know what you think about it?
Bu şarabın tadına bakıp düşüncenizi söyler misiniz?
Don't tell any other white people about it.
Başka beyazlara söyleme.
It's not about what I want anymore. It's...
Önemli olan benim ne istediğim değil.
This isn't about me, it's about this kid!
Önemli olan bu çocuk!
It's the normal ones you gotta worry about!
Asıl normal olanlardan korkacaksın!
It was the time that you knew about. I...
Senin de bildiğin o seferde olmuş.
Colt's about to have a baby and it isn't mine.
Colt'un bebeği olacak ama benden değil.
It occurs to me that, uh, you taught Rooster everything he knows about picking a bull.
Horoz'a boğa seçme konusunda bildiği her şeyi senin öğrettiğin aklıma geldi.
'Cause now that I said it, I can't stop thinkin'about that Oreo Blizzard.
Canım deli gibi Oreo parçacıklı dondurma istedi de.
Is it the question about how much you drink in a week?
Haftada ne kadar içtiğinle ilgili soru mu?
It'll be ready in about an hour if you wanna sit and chat.
Oturup sohbet etmek istersen bir saate hazır olur.
You always hear about these things happening to other people... but you never think it'll happen to you.
Böyle şeylerin başkalarının başına geldiğini duyarsın ama senin başına geleceği hiç aklına gelmez.
I was talking about the women, but... that's basically how it goes.
Kadınlardan bahsediyordum ama... böyle oynanıyor.
No, I mean, it's not about the fishing.
Mesele balık değil, yani...
'Cause when strange adults start hanging around schools talking about guns, it, uh...
Çünkü yetişkinlerin okullarda takılıp silahlardan bahsetmesi
Well, if it's about that shirt, uh, I don't much care for it.
Gömlekle ilgiliyse pek beğenmedim.
All right, you guys about to do it?
İşte bu be, yapmak üzere misiniz?
It's not about the guy.
Mesele adam değil.
It's about time we do something for you.
Şimdi biz senin için bir şey yapalım.
Pretty sure you're thinking about sex, but I'm afraid it's one of them situations where I say, "Sex,"
Seks düşündüğünden eminim ama "seks" dersem "Seksten başka bir şey düşünmez misin?"
- Whoo. - And it's about to get hotter.
Daha da acı olacak.
It's about being famous and wearing cool-ass costumes.
Hayır. Ünlü olmak ve havalı kostümler giymek.
It's fun when your kids get your best qualities, but it's a kick in the gut when they pick up stuff you hate about yourself.
Çocuklarınızın en güzel yönlerinizi alması çok güzel fakat nefret ettiğiniz yönlerinizi almaları insana feci dokunuyor.
It's just a show about watching people eat cupcakes.
İnsanları kapkek yerken izlediğin bir program sadece.
It's just that I'm not super passionate about the show.
Sorun şu, programı o kadar tutkuyla yapmıyorum.
There's something I need to talk to you about. - Oh, sure, what is it?
- Tabii, nedir?
But the thing about this car is that it's a magic car.
Özelliği, sihirli bir araba olması.
Think about it.
Düşünsene.
I always felt like it wasn't about her acting.
Oyunculuğu yüzünden değildir.
Girl, it was about to get serious, but I can't date nobody with a collection of pinkie rings.
ŞÜKRAN GÜNÜ, 2015 Kızım, ciddileşmek üzereydi ama serçe parmak yüzüğü koleksiyonu olan biriyle çıkamam.
See, that's the thing about Sandra Bland, you know? It's like, she reminded me so much of myself.
Sandra Bland'i düşünüyorum da, bana kendimi çok hatırlattı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]