English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ A ] / Arguing

Arguing traduction Turc

3,238 traduction parallèle
We're not arguing.
- Tartışmıyoruz.
- You are arguing the only way these questions could be asked is if they were taken from sealed transcripts?
- Siz bu soruların sorulabilmesinin tek yolunun gizli belgelerden alınmasıyla mümkün olabileceğini iddia ediyorsunuz?
One is arguing and the other one.... isn't.
Bir ağız kavgası yapar diğeri yapmaz.
- No, I'm not. I wasn't arguing.
Ağız kavgası değil benimki.
Now the arguing begins.
Şimdi de tartışma başlıyor.
After a day of marking time and arguing with the neighbours, a cold shower goes down a treat.
Saati kollayıp komşularla didişmekle geçen bir günün ardından soğuk bir duş bütün yorgunluklarını alıyor.
The youngsters are left arguing over the scraps.
Gençlerse artıkların başında kavga ediyor.
Hey, were you and Price arguing before he collapsed?
Bu kadarı yeter. Price, yere düşmeden önce tartışıyor muydunuz?
We were arguing, I was venting...
Tartışıyorduk, sinirliydim.
So now you're arguing with me?
- Şimdi de benimle tartışıyor musun?
No one is arguing with you, dad.
Hiç kimse senle tartışamaz baba.
You want to start arguing with office mates- -
- Ofis arkadaşlarınla tartışmak istiyorsan -
Dr. Sloan, are you arguing surgical protocol with Dr. Webber?
Doktor Sloan, Doktor Webber'la ameliyat protokolü konusunda tartışmaya mı giriyorsunuz?
Dr. Bailey... are you arguing with the decision of the chief of surgery?
Doktor Bailey, asıl siz cerrahi şefinin kararını mı sorguluyorsunuz?
There's no point in arguing
Tartışmanın anlamı yok.
Well, I am arguing back at you.
Peki, ben de seninle tartışıyorum.
I'm interrupting you'cause I'm good at arguing!
Tartışmada iyi olduğum için sözünü kesiyorum!
Okay, obviously, they're arguing about something.
Tamam, açıkça bir şey hakkında tartışıyorlar.
And this is why you were arguing with Aidan when we arrived last night?
- Biz geldiğimizde Aidan ile bu nedenle mi kavga ediyordun?
But I heard him arguing on the phone with someone.
Ama onu duymuştum. Telefonda biriyle tartışıyordu. Martin.
By the time we're finished arguing about this, it's gonna be too late.
Tartışarak boşuna zaman kaybediyoruz.
You know what? Why am I even arguing with you about this?
Bunu seninle neden tartışıyorum ki?
No arguing.
Tartışmak yok.
Are we finished arguing?
Tartışma bitti mi?
Sorry, but that's what you've been arguing about the whole night?
Pardon da bütün gece boyunca sırf bu yüzden mi tartışıp durdunuz?
I will not stoop to arguing with a filthy, lovesick child.
Ben senin gibi aşk hastası bir çocukla pis bir tartışmayı sürdüremem. Aahh!
Arguing, close doors...
Kavga ediyorlardı. Kapıları kapıyorlardı. Teşekkürler.
- Your mother was arguing about the phone.
- Annenle telefon hakkında tartışıyorduk.
Okay, he called me up, he said he was arguing with Alicia.
Tamam, beni arayıp Alicia ile tartıştığını söyledi...
What were they arguing about?
- Ne hakkında tartışıyorlardı?
I was out here arguing with Fiona while he was just slipping away.
Onun komaya girdigi sirada burada, Fiona'yla tartisiyordum.
Guys, keep arguing.
Çocuklar, çocuklar... Tartışmaya devam edin.
It's quicker. Listen, Mr. Trump, while the children are arguing, may I show you a man's car? Let's go.
Dinleyin, Bay Trump, çocuklar tartışırken, size erkek arabası gösterebilir miyim?
It's no use arguing among yourselves now.
Artık aranızda tartışmanın bir faydası yok.
Guys, keep arguing.
Tartışmaya devam edin.
[computer beeping] Okay, I'd like to know what they're arguing about, too.
Tamam, ne hakkında tartıştıklarını da bilmek istiyorum.
This is not the time to be arguing politics.
Şu anda politika tartışmanın sırası değil.
There was a Lot of arguing About How We Were going to do IT and how we were going to make it work.
Neyi nasıl yapacağımız üzerine ve nasıl üzerine çok fazla tartışma vardı.
I'm tired of arguing with you.
Seninle tartışmaktan bıktım.
I'm tired of arguing with you, Walt.
Seninle tartışmaktan bıktım, Walt.
What are you arguing, counsel?
- Ne demeye çalışıyorsunuz? - Telif hakkı ihlali.
That's what you were arguing about this morning they'll figure it out.
Bu sabah tartıştığınız bu muydu? Anlayacaklar.
Hey, man, no one's arguing.
Tamam dostum, itiraz eden yok.
Were they arguing?
Tartışmışlar mıydı?
And why would witnesses have said that they heard you arguing?
Görgü tanıkları neden ikinizin tartıştığını söyledi?
Then I heard voices arguing.
Daha sonra tartışma sesleri duydum.
And who's arguing on the other side, I wanna know.
Ve kim aksi yönde düşünüyor, bilmek istiyorum.
Have you started arguing with that horrible headmaster?
Bu gudubet Müdür'le de mi atışmaya başladın?
People arguing about who's using the bathroom, Who has dibs on the leftover pasta...
İnsanlar banyoyu kimin kullanacağını tartışıyor, kalan son dilimi kimin yiyeceğini...
They do nothing but arguing who was born before.
Kimin önce doğduğunu tartışmaktan başka şey bilmezler.
Well, arguing.
Tartışıyorlardı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]