English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ D ] / Deliberate

Deliberate traduction Turc

731 traduction parallèle
Radio waves or TV signals have recognisable patterns, so shostack and other scientists are listening for deliberate signals from an alien planet.
Radyo dalgaları ve tv sinyalleri Tanınabilir kalıplara sahiptirler, Bu yüzden Shostack ve diğer bilim adamları diğer Uzaylılar tarafından kasten yollanmış sinyalleri dinliyorlar.
Deliberate disobedience of orders.
Emirlere kasten karşı gelmek.
Don't you think I know deliberate malpractice when I see it?
Kasti yapılan yanlış tedaviyi anlamadığımı mı sanıyorsun?
I believe you have come here with the deliberate intention of insulting me.
Bana hakaret etmek niyetiyle kasıtlı olarak buraya geldiğinize inanıyorum.
It's deliberate mutilation.
Kasıtlı olarak yapılmış.
Of course it was deliberate, to hurt my father.
Tabii kasten, babama zarar vermek için.
- Deliberate!
- Kasıtlı.
You've made a deliberate effort to steal away from me everything that I love.
Sevdiğim her şeyi benden çalmaya çalışıyorsun.
What is there to talk about or deliberate?
Bu kadar konuşacak ya da üzerinde düşünecek ne var?
In your opinion, could that wreck have been anything but deliberate?
Size göre o gemi bilerek batırılmış olabilir mi?
It was not deliberate.
- Emin olun kasti bir şey değildi.
It may not have been deliberate, it was nonetheless painful.
- Kasti olmamış olabilir. Ama yine de acı vericiydi.
You are charged with his deliberate murder.
Onu kasten öldürmekle suçlanıyorsunuz.
If you shoot now, it is cold, deliberate murder.
Eğer ateş ederseniz, bu kasten cinayete girer.
Sure because I'm a fool, a deliberate, intentional fool and that's the worst kind.
Tabii aptal olduğum, kasten, bile isteye aptal olduğum için. En kötüsü de budur.
It was more than a foul - it was a deliberate assault!
Faulden de öte birşeydi, planlı bir saldırıydı!
But Montgomery's a very deliberate fellow.
Montgomery çok ihtiyatlı bir general.
They was sending him back deliberate as a warning.
Bir uyarı için, kasıtlı olarak onu geri gönderiyorlardı.
Deliberate cruelty is not forgivable!
Kasıtlı kabalık affedilemez!
This family reunion story is a deliberate trick to get them away. It is.
Bu aile toplantısı hikâyesi, onları kaçırmak için kasıtlı bir tuzak.
A lot of people may think he's slow and deliberate... after the way writers move along these days... but I like that.
Bir çok kişi onun yavaş ve temkinli olduğunu düşünebilir... yazarların bu günlerdeki hızlarına bakılırsa. ama ben O'nu seviyorum.
It was cool, deliberate shooting.
Harikaydı, tasarlanmış atıcıIık.
A lot of deliberate lies.
Kasten yalan söyledin.
Deliberate cremation is not the same thing.
Ölü yakma töreni aynı şey değil.
It was a deliberate sacrifice to save the rest of us.
Diğer herkesi kurtarmak için kendini bilerek feda etti.
It was deliberate, the spiteful act of a neurotic child.
Nörotik bir çocuğun yapacağı kasıtlı ve kindar bir hareketti.
It's deliberate.
Bunu kasten yapıyorsun.
They all figured it was deliberate.
Mahsus yaptığını zannediyorlar.
The court will now retire to deliberate.
Mahkeme görüşmeye çekilecektir.
That was deliberate.
O kasıtlıydı.
- It's a deliberate campaign to ruin Brick.
- Bu Brick'i karalama kampanyası.
Kind of deliberate.
Kararlı bir havası vardı.
He might appear to be deadly calm, fiercely deliberate.
Korkutucu derecede sessiz, son derece kararlı görünebilir.
Neatness is always the result of deliberate planning.
İşlerin iyi gitmesi bilinçli planların sonucudur.
We are going to deliberate.
Mütalaa edeceğiz.
I know this was a deliberate slight.
Bunun kasti bir küçümseme olduğunu biliyorum.
You blamed me for the death of Gleason and Smith but here is positive proof that those men were victims not of my impatience, but of deliberate sabotage.
Gleason ve Smith'in ölümü için beni suçladınız ama, işte bu, onların benim sabırsızlığımın değil, kasıtlı bir sabotajın kurbanları olduğunu kanıtlandı.
It wasn't deliberate.
Kasıtlı değildi.
Do you suggest the Senate no longer deliberate the welfare of Rome?
Senato'nun artık Roma'nın refahı için temkinli olmamasını mı öneriyorsunuz?
We shall have the Senate, in its deliberations, deliberate that.
Senato'daki görüşmelerde bunun üzerinde düşünüp tartışacağız.
I suggest you deliberate further.
Daha temkinli olmanızı öneririm.
Deliberate, I assure you.
Kasten böyle yaptım.
The U.S. Supreme Court decreed the nation's schools must be racially desegregated... with all deliberate speed.
Anayasa mahkemesi devlet okullarında ırkçı ayrıma bir an önce son verilmesi yönünde karar verdi.
The U.S. Supreme Court decreed a ceremonial dance... to be racially desegregated with all deliberate speed.
Anayasa mahkemesi ırkçı ayrıma son verilmesi için merasim dansı yapılması yönünde karar verdi.
He almost made it sound deliberate.
Neredeyse kasti olduğundan bahsetmiş.
I wonder if I were to tell Ian that it was deliberate, he'd believe me or not?
Ian'a buraya bilerek getirdiğimi söylesem, inanır mı acaba?
'Tis best that we deliberate.
En iyisi bunun üzerinde düşünmemiz.
'Tis best that we deliberate.
En iyisi üzerinde düşünmemiz.
Give us proof of deliberate wrecking.
Geminin planlı şekilde batırıldığını ispatlayın.
... a deliberate insult.
Bu maksatlı bir hakarettir.
Which was of course a deliberate exaggeration.
Biraz abarttım tabii.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]