English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ F ] / Fingertips

Fingertips traduction Turc

540 traduction parallèle
- To my fingertips.
- Tepeden tırnağa.
All I want is to kiss your rosy fingertips.
Bütün istediğim o pembe parmaklarınızın ucunu öpmek.
Probably will not be your good fortune to reach the sky to catch the stars in your fingertips.
Muhtemelen gökyüzüne ulaşmak için bir şansınız olmayacak Yıldızları parmak uçlarınızla yakalamak.
To catch a star in your fingertips.
Bir yıldızı parmak uçlarınızla yakalamak.
To catch a star at your fingertips.
Parmak uçlarınızla bir yıldızı yakalamak.
I spoke of Newton and Galileo and I said that probably none of you would ever reach so high to get the star in your fingertips.
Newton ve Galileo'dan bahsetmiştim Ve dedim ki içinizden hiçbiri parmak uçlarıyla bir yıldıza ulaşacak kadar yükseğe uzanamaz.
I have, too, seen you reaching to the high place of knowledge and get your star under your fingertips.
Bilginin yüksek mertebesine eriştiğini ve parmak uçlarınla yıldızına ulaştığını gördüm.
Sensitive down to my fingertips.
Parmak uçlarıma kadar hassas.
'And writing, writes down more than you receive. 'Sending you kisses through my fingertips.
"Buseleri göndermek mümkün olsa yazıyla"
You have such round fingertips.
Ne kadar da yuvarlak parmak uçların var.
But you're under my skin... in my fingertips.
Ama tenimde, parmak uçlarımda sen varsın.
Lisa's loaded to her fingertips with love for you.
Lisa'nın size olan aşkından içi titriyor.
Italian caresses with its fingertips.
Oysa İtalyan müziği parmak uçlarıyla okşar.
Drama, comedy, life's parade at your fingertips.
Drama, komedi, tüm hayat parmaklarınızın ucunda.
Things a businessman has to have at his fingertips.
Bir işadamının elinin altında böyle bilgiler olmalı. - Haber var mı?
It was conceived out of memory and half-forgotten impulse, and it emerged from the shadows of abstract emotions, until it was born full-grown from... the mechanical realities of my fingertips.
Anılar ve yarı unutulmuş güdülerden yaratıldı. Ve soyut duyguların.. ... gölgesinden çıkarak, parmak uçlarımın mekanik gerçekliğinde hayat buldu.
The stretching fingertips of science have moved him higher and faster, than man has ever moved before,
Bilimin parmak uçlarını esnetmek onu daha hızlıca, daha yukarı taşıdı hem de daha önce insanlığın çıkmadığı kadar yükseğe.
"Oh, sit down, young man," she says to me, and the next thing I know me fingertips is on the planchette with hers and her eyes looking into mine.
"Oh, otur, delikanlı," dedi bana, ve bildiğim bir sonraki şey parmak uçlarımın onunkilerle birlikte tahtanın üzerinde olduğu ve gözlerinin benimkinin içine baktığıdır.
Aphrodite Venus touches their hearts with her fingertips... - And the devil is loosed!
Afrodit Venüs, onların kalplerine parmak ucuyla dokunur dokunmaz içlerindeki kötülük yok olur.
Everything we need, everything's right here, right at our fingertips.
İhtiyacımız olan herşey, burada elimizin altında.
There isn't everything we need right at our fingertips.
İhtiyaç duyduğumuz herşey elimizin altında değil.
Now that indeed is a remarkable piece of information to have at your fingertips.
Evet, gerçekten elindeki çok değerli bir bilgiymiş.
From his face, to his fingertips, to the soles of his feet.
Başından topuğuna tüm vücuduna yazdım.
" A patient man am I Down to my fingertips
" Sabırlı adamım ben Tepeden tırnağa
Looks like pIastic-coated fingertips!
Görünüşe göre plastik kaplı!
Purring like a hive of bees, his eyes shut tight, his whiskers all fingertips.
Arı kovanı gbi hırlar, gözlerini sıkıca kapatır, bıyıklarını parmaklara sürterdi.
The blind have eyes in our fingertips.
Körün gözü parmaklarındadır.
Of course, the money's not too good while you're serving your apprenticeship, but you'll always have a trade at your fingertips, won't you?
Elbette, çıraklığın sırasında parası pek iyi olmaz, ama bileğine bir altın bilezik geçirmiş olursun, değil mi?
It's nothing. I told you to use your fingertips.
Sana kaç kez parmaklarının ucunu kullanacaksın dedim.
You see before you a fully fledged, highly qualified private investigator, with an extensive knowledge of modern science at his very fingertips.
Ne yedi o adam? Biftek, üç sandviç, iki yumurta ve bir şişe bira.
What's it like to have such power at your fingertips?
Parmak uçlarında böyle bir güç olması nasıl bir duygu?
But I had science at my fingertips.
Ama benim elimim altında ilmim vardı.
Not at all. Actually, I read very well with my fingertips.
Hiç de değil, aslında parmaklarımla çok iyi okuyabiliyorum.
Separate filaments exuding from fingertips of both hands uniting to form two separate strands.
Bağımsız lifler iki elin parmak uçlarından çıkıyor ve birleşerek iki ayrı kol oluşturuyor.
I'm a walking, talking encyclopedia. I got facts at my fingertips, facts on the tip of my tongue... but I just don't have the kind of mind that can, uh... Don't have the kind of mind that can make the grade.
Gerçekler benim parmağımın ya da dilimin ucundadır... fakat benim zorlukları aşıp... amaca ulaşacak bir zekam yok.
I think I'm going to put some rose oil on my fingertips.
Ben tırnaklarıma gül yağı süreceğim.
( Chandos ) Ernie Bevin, you see, is an Englishman to the fingertips, and with a great hold over the trade unions and the labour movement as a whole.
Ernie Bevin, görebileceğiniz üzere, tepeden tırnağa bir İngiliz, Sendikalar üzerinde harikulade bir güce sahip, ve işçi hareketini bir bütün olarak tutabiliyor.
They found your fingertips on it.
Üstünde parmak izlerini buldular.
With only your fingertips on them!
Ve üzerinde sadece senin parmak izlerin var!
You'd have the world at your fingertips.
İstediğin her şeyi alabilirsin.
Money in my pocket Right at my fingertips
Cebimde para Parmaklarımın ucunda
I got a million facts at my fingertips.
Parmaklarımın üzerinde bir sürü olay taşıyorum.
You have... the whole world... at your fingertips.
Tüm dünya... senin, parmaklarının uçlarında.
The feeling of hovering was closely connected to my muteness... and my brain was intensely focused on my hands... or rather my fingertips.
Tereddüt hissi suskunluğuma yakından bağlıydı ve beynim yoğun şekilde ellerime odaklıydı ya da daha çok parmak uçlarıma.
I've got Marx at my fingertips.
Ben Marx'ı avcumun için gibi bilirim.
No papers. No fingertips.
Belge yok.Parmak izi yok.
- Concentrate. No fingertips, no face.
- Düşünün.Parmak izi yok.Yüz yok.
I just burned my fingertips.
- Parmak uçlarımı yaktım sadece.
Then I'll be shaved by a Turkish barber... who will also massage me down to the fingertips.
Daha sonra bir Türk berberinde traş olacağım. Aynı zamanda çok güzel masaj yapıyorlar.
Caress yourself with your fingertips, wherever you like.
Parmaklarinin ucuyla kendini yavasça oksamaya basla, en çok hoslandigin yerleri.
Take them out with your fingertips and drop them on the floor, thank you.
Parmaklarınızın ucuyla çıkarıp yere bırakın. Sağ olun.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]