English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ F ] / Floor it

Floor it traduction Turc

3,116 traduction parallèle
I really think we have to set foot on the floor it all because it will take time.
Bence şimdi her konuda dürüst olmak için ona borçluyuz. Bu biraz zaman alacak.
- Floor it!
- Gazla!
All right, floor it, Odette, I've got geese to cook!
Hadi Odette, gazı kökle, daha kazları pişireceğim!
You made it to the 26th floor quite quickly.
26. kata oldukça hızlı gelmişsin.
And you're going to put it all the way down to the floor.
Şimdi sonuna kadar bas.
It costs quite a bit of money to keep an entire floor empty.
Katın tamamını boş tutmak, biraz masraflı olacak.
Put it to the floor, Cavendish!
- Gaza yüklen, Cavendish!
- It's the fourth floor, upstairs.
- Dördüncü kat. - Yukarı çıkıyoruz.
We... we fell to the floor and then he grabbed it. And he ate it.
Sonra yumruklaşmaya devam ettik yere düştük, ruhu yakaladı ve yedi.
Well, it looks like they moved her up to the VIP floor.
VIP katına taşınmış gibi görünüyor.
You've had it, then. The floor will rot.
Kiler olmazsa alınan un çürür gider.
It is so clean we could eat on the floor - I was going to propose it.
her yer çok temiz yerde yiyebiliriz - ben de tam bunu önerecektim.
It's all over the floor.
Yere döküldü.
Just put it on the floor.
Yere koysana.
It just keeps the pocketbook from touching the dirty floor.
- Çantamın pis yerlere değmesini engelliyor.
- It was on the floor.
- Yerdeymiş.
I was thinking maybe I'd kick it around here a while, assuming you got a spare floor.
Yedek yatağın varsa biraz burada takılırım diye düşünüyordum.
Floor is linoleum. I mean, it just seems a little too down and dirty for your taste, you know?
Senin için fazla baştan savma tasarlanmış diyorum yani.
I remember that it was empty and mother was watching me play on the floor.
Evin boş olduğunu hatırlıyorum. Annem de beni oynarken izliyordu.
It's not like he saw a floor plan.
Katın planını görmüş gibi değildi.
I remember laying on that bathroom floor, thinking, "this could be it for me."
Tuvalette olduğum geceyi düşünüyorum... benim sonum olabilirdi.
They delivered it to the wrong floor.
Yanlış kata getirmişler.
We can take it from the floor and the wall.
Tabandan ve duvarlardan sökebiliriz.
♪ It's onto the brink ♪ ♪ Now the scorp is going to sting,'cause the four on the floor ♪ ♪ Gonna knock you through the door ♪
â ™ ª Kıyıda â ™ ª â ™ ª Now the scorp is going to sting,'cause the four on the floor â ™ ª â ™ ª Kapıyı çal â ™ ª â ™ ª Şimdi, bıçağın sırtında â ™ ª
That's it third floor, where the bike is.
İşte burası üçüncü kat, bisikletin olduğu yer.
Shit. I didn't know if it was, till he hit the floor.
Sahneye çıkana kadar ne olacağını biliyordum.
It's on the second floor.
İkinci katta.
Watch the floor, it's full of syringes.
Bastığınız yere dikkat edin, her yer şırınga kaynıyor.
It was on the floor.
Yerdeydi.
Hands behind your head, on the floor, keep it still!
Elleriniz başınızın arkasında yere yatın ve öylece kalın.
Take the elevator to the third floor, make a right, and it's on your right-hand side.
Asansörle üçüncü kata çıkıp sağa dönün. Sağınızdaki oda.
Do you know why? It caused baldness. So the stock goes through the floor, and I have
Böylece senet yerin dibine batıyor ve benim adi senet'e yatırdığım 3,5 milyon dolar bir gecede 30 bin dolar oluyor ve sonra öğreniyorum ki patronlarımın yarısı...
There are bad vibes on his floor and it's spreading.
Onun katında kötü bir hava esiyor ve bu hava gitgide yayılıyor.
Keep it up, sweetheart, and you and I are gonna end up back on that dance floor, you hear me?
Devam et, tatlım, ve senle ben yine dans pistinde kozlarımızı paylaşıcaz, duydun mu beni?
So it's just a coincidence he got off on her floor?
Yani apartmanında da görünmesi tesadüf mü sadece?
It stays on this floor.
Her şey bu katta kalacak.
It should be on the first floor, right.
İlk katta olmalı değil mi?
It's best on the second floor, near the ice machine.
En iyi 2.katta çekiyor buz makinesinin yanında.
- Isn't it on the fifth floor?
- Beşinci kat değil mi?
I found this on the bedroom floor, and I thought that maybe he'd want it back!
Bunu yatak odasında yerde buldum ve belki geri ister diye düşündüm.
It's a lot of floor work.
- Yerle bütünleşmek gerekiyor.
- What is it? The floor's wet or something.
Zemin ıslak falan galiba.
♪ Get on the floor, floor ♪ ♪ Like it's your last chance ♪
* Çık dans pistine, sanki son şansınmış gibi *
Look, the floor is good, I can paint it.
Zemin iyi durumda, boyayabilirim.
That's because I picked it up off of the floor.
Çünkü silahı yerden aldım.
Well, I usually clean up the floor after you're done spilling all the blood all over it.
Tüm kanı etrafa saçmanızdan sonra genelde yerleri temizliyorum.
Nigga, tell me where you want it On the floor or on the bed?
# Kara kaltak söyle bana nerede istersin? Yerde mi yatakta mı seversin?
Steve, honey, finish pushing that onto the floor for me.
Steve tatlım, şunu benim için yere it.
And I should know,'cause I went down on the floor, thinking it had to be a lot better than the couch.
Ve bilmem de lazım çünkü yerde yatarken kanepeden daha iyidir diye düşünmüştüm.
I can't just do it on the floor, can I?
Yere sıçamam herhâlde değil mi?
Hey, check it out- - we got a giggity over there on the 32nd floor.
Şuraya bak, 32. katta bir fıstık var.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]