English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ F ] / Fumes

Fumes traduction Turc

706 traduction parallèle
You smell those fumes?
Duman kokusunu alıyor musun?
He must have had a heart attack, or perhaps the fumes.
Kalp krizi geçirmiş olacak ya da çıkan dumandan etkilendi.
Don't the sulphur fumes bother you?
Sülfür dumanından rahatsız mı oldunuz?
- Sulphur fumes?
- Sülfür dumanı mı?
The fumes are bothering me.
Dumanlar rahatsız ediyor.
In the beginning in spite of the bitter cold the work had to be done out of doors because of the fire and fumes.
Başlangıçta soğuğa rağmen ateş ve duman yüzünden çalışma dışarıda yapılmalıydı.
This was something they had to fight continually the gas fumes.
Devamlı olarak gazların dumanıyla uğraşmak zorundaydılar.
And fan some of those fumes away, will you, or we'll all be out.
Şu dumanları da yelpazele biraz, yoksa hep birlikte bayılacağız.
Like the poison spreading its noxious fumes the plot laid bare its hideous mechanisms
Zehrin o pis kokusu etrafa yayılırken dönen dolabın o aldatıcı mekanizması da açılıvermişti. Elisabeth yalan söylemiş!
There were fumes, thick smoke, oil.
Kalın duman, toz ve petrol vardı.
There's too many feet stirring up this crap, releasing fumes.
Altımızdaki pisliği karıştıran bir sürü ayak var ve bu gaz çıkartıyor.
The fumes from your breath ought to do it, boy.
Nefesinin kokusundan kalkacak evlat.
No stains, no fumes, no ugly splatter.
Leke yok, duman yok, ne de çirkin atışmalar.
The engineer and fireman of the train, injured during the raid and the guards who were rendered unconscious by the gas fumes have all been released from the hospital at Vandervere, Utah.
Baskın sırasında zarar gören trenin makinisti ve kömür kürekçisi ve de sıkılan keskin gaz dumanıyla bayılan muhafızlar Vandervere, Utah'daki hastaneden taburcu oldular.
I bent over the goose... the fumes.
Şarkı beni çok duygulandırdı da.
- Probably fumes from that hair tonic.
- Saçına sürdüğün briyantinin kokusundandır.
These fumes are deadly.
Bu duman öldürücü.
Little does he know that back at the exhaust the fumes are filling the balloon.
Ama egsozdan çıkan gazların balonu doldurduğunu bilmiyor.
Once inside, he was overcome by the fumes.
Bir kez içeri girdikten sonra, ilacın etkisiyle yere yığılmıştır.
The unendurable oppression of the lungs... the stifling fumes of the damp earth... the rigid embrace of the coffin... the blackness of absolute night... and the silence... like an overwhelming sea.
Ciğerlerimin dayanılmaz baskısı nemli yeryüzünün boğucu dumanı tabutun vahşi davetkarlığı gecenin mutlak karanlığı ve o sessizlik taşan bir deniz gibi.
These fumes haunt me while I go down the river..
Sislerin içinde ki nehirlerde giderken gördüğüm şeyler..
The fumes.
Dumandan.
The fumes have made you delirious.
Dumanlar sizi sayıklatıyor.
There were no fumes.
Duman falan yoktu.
- End of petrol fumes.
Egzost kirliliğine son verilecek.
- Petrol fumes?
Egzost kirliliğine mi? Evet.
It ´ s the fumes.
Duman olmalı.
AH, YES. "ONE OR MORE PERSONS OVERCOME BY FUMES"
Evet. "Dumandan bayılan bir veya daha fazla kişi."
- Exhaust fumes out of the tailpipe.
- Egzoz borusundaki dumandan.
The fumes destroy the delicate taste of good wine.
Duman iyi şarabın leziz tadını bozar.
You better stop breathin'those gas fumes.
Benzin dumanı çekmekten vazgeçsen iyi olur.
The exhaust pipe had been fed back into the van so that everyone inside was suffocated by the fumes.
Egzoz borusu kamyonun içine döndürülmüştü... böylece içerideki herkes gazla boğuluyordu.
Day and night this evil spirit fumes within her body.
Bu kötü ruh, hem gece hem gündüz kızımın içinde.
My CX22 cleans up all noxious fumes dust, mist, noxious particles exhaust fumes... all the pollution that we inhale in the cities.
CX22, kentlerde soluduğumuz dumanı, sisi, tozu, egzoz dumanını, her tür kirli havayı birkaç saniyede temizler.
The president asks where all the fumes go.
Başkan, bütün bu dumanın nereye gittiğini soruyor.
Did you see your factory's chimney? The fumes and the gasses?
Fabrikanızın bacasını gördünüz mü?
Nitro fumes so thick, the starter's about to pass out.
Azot dumanı o kadar yoğun ki, başlama hakemi bayılmak üzere.
- We're going to choke on panzer fumes.
- Panzer dumanıyla boğulacağız.
Keep the glasses moving so the fumes don't burn a hole in the ceiling.
Bardakları hareket ettir ki duman tavanı delmesin.
I know we're not down to bare fumes yet. What do you say we splurge for a whole gallon?
Henüz son damla benzini kullanmadık ama depoyu dolduracak kadar savurganlığa ne dersin?
I know, he died choking on exhaust fumes.
Egzoz dumanından boğularak öldüğünü biliyorum.
And he got real close, and I guess them fumes- - Somethin'happened...'cause a big fire went- - foom- - like that.
Küllerinden mi bilmem, birdenbire bir şey oldu.
Look at all the dust and fumes!
Şu toza dumana bak! Burda birşey yenmez!
The poor victim stands in a little closet breathing car fumes all day.
Zavallı kurban bütün gün o kutuda araba egzozu soluyor.
Patrolman smelled some ether fumes night before last, but the D.A. Won't issue a warrant until they actually see some evidence.
Devriyeler evvelki gece eter kokusu aldıklarını bildirmişler, ancak bölge savcısı kanıt görmeden arama emri çıkarmayacakmış.
She's down to fumes.
Benzini bitmek üzere.
How did they kill them? - With exhaust fumes.
Onları nasıl öldürüyorlardı?
- Exhaust fumes?
Egzoz dumanıyla...
I've sucked up enough fumes to last me a lifetime.
Ömür boyu yetecek kadar egzoz dumanı yuttum.
Moe, you're gonna turn the gas up real high let the house fill up with fumes light a match.
Moe, gazı sonuna kadar açıp, iyice evin içine dolmasını bekleyeceksin sonra da kibriti çakacaksın.
Hey, it's the fumes off the grill, keri.
Hey, bu ızgaranın dumanı, Keri.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]