English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ G ] / Grosser

Grosser traduction Turc

54 traduction parallèle
It would have been such a big grosser for him :
Onun için büyük bir kayıp olacak :
- "Tragedy"? The fishermen have a grosser name for her.
- Balıkçılar ona kötü bir isim...
He says he knows how to make Night Wind the biggest grosser in the history of entertainment.
Gece Rüzgarı filmini, sinema tarihinin gişe rekoru kıran filmi yapacakmış.
Gross, grosser, grossest.
Açık, daha açık, en açık.
Grosser.
Grosser.
I am to pray you not to strain my speech to grosser issues nor to larger reach than to suspicion.
Söylediklerimden kesin yargılara kösnül kuşkulara kapılmayın.
Now the grosser part of me... is uncommonly sensible to her absence.
Şimdi büyük bir yanım... nadiren onun yokluğunu hissediyor.
Therewith fantastic garlands did she make of Crowflowers, nettles, daisies, and long purples that liberal shepherds give a grosser name but our cold maids do dead men's fingers call them.
Ophelia oraya düğün çiçeklerinden, ısırganlardan, papatyalardan sözünü sakınmaz çobanların daha kaba bir isim taktığı ama uslu kızlarımızın ölü parmağı dediği çiçeklerden yapılma garip çelenklerle gelmiş.
doch die Grosser ;
doch die Grosser ;
You've heard me say much grosser things.
Benim bile ondan daha feci şeyler söylediğimi duydun.
Girls are way grosser than guys!
Kızlar erkeklerden daha fenalar!
Meecrob is way grosser than shit, dude.
"meecrob" "bok" tan çok daha büyük, ahbap.
But kind of in a grosser way.
Ama daha iğrenç bir şekilde.
I swear, you get to the point where Ozzy Osbourne snorts a row of ants... and you think,'It cannot get any grosser.'
Ozzy Osbourne'un burnundan karıncalar çıktığında. "Bundan daha iğrenç bir şey olmaz" diyorsun.
Carrie : No. Ugh, he couldn't be grosser.
- Daha iğrenç olamazdı.
Charlotte realized there was something grosser than teabags all over her house.
Charlotte her yerde çay poşetlerinden iğrenç şeyler olduğunu anladı.
It was actually grosser than the finger in my mouth.
Ağzımdaki parmaktan daha iğrençti.
You get grosser by the second.
hemen saniyesinde yanaşıyorsun.
Wasn't there anything redder and grosser?
Daha kırmızı ve daha iğrenç bir şey yok muydu?
It got grosser.
- Giderek iğrençleşiyor.
Please, I've had way grosser dudes than you staring into the business end of my cudra all day long.
Lütfen ama, senden çok daha gudubet adamların koca gün gözlerini benim papatyadan almadığını bilirim.
I've had grosser dudes than you staring into the business end of my cooter.
Gün boyunca kıçımdaki garip aletlere boş bakan daha kaba adamlarla takıldım.
Or grosser.
Ya da daha kaliteli.
There with fantastic garlands did she come of crow-flowers, nettles, daisies, and long purples - that liberal shepherds give a grosser name - but our cold maids do dead men's fingers call them.
Ophelia oraya geldi garip çelenklerle, düğün çiçekleri, sarı yabanotları, papatyalar, bir de o uzun mor çiçeklerden, şu çobanların söylemesi ayıp bir ad verdikleri, genç kızların ölü parmağı dedikleri çiçekler.
Assuming that makes you way grosser.
Bunu düşünmek seni çok daha fazla iğrenç yapar.
Than we did in two days of fundraising? Because... men are even grosser?
Çünkü Erkekler bizden daha iğrenç.
The only thing that would make it grosser is if she wasn't attractive.
Bunu daha iğrenç kılan onun sadece çekici olması değildi.
All right, that is grosser than this.
Bu yaptığınız, güveçten de iğrenç oldu.
Just grosser.
Biraz daha iğrenci.
Your room is so much grosser than mine!
Senin odan benimkinden de iğrenç!
It's no grosser than your mother and father.
Annen ve babandan daha iğrenç olamaz.
It's even grosser for me, because you're you.
Bak... Bu benim için bile iğrenç, çünkü sen sensin.
Gross, grosser...
İğrenç, daha da iğrenç.
- We're competing with schools all over California,'cause the grosser the feet...
Kaliforniya'daki bütün okullara karşı yarışıyoruz. Çünkü ayak ne kadar iğrençse...
Which is even grosser than slime.
Yani bahsettiğin lekeden daha da büyük şeyler.
He may be stronger than you, but you're grosser.
Senden daha güçIü olabilir ancak sen de daha iğrençsin.
It's a little grosser than I remember, but... [Clears throat]
Hatırladığımdan biraz daha iğrençmiş, ama...
Artie, that's grosser than the chlamydia.
Artie, bu klamidyadan daha iğrenç.
I've got an even grosser booty call.
Benim daha iğrenç seks davetim var!
Ugh, grosser!
Bu daha da iğrenç!
Grosser fehler.
Çok büyük bir hata yaptın.
Will : What do you think's grosser?
Sence hangisi daha çirkin?
" Be copy now to men of grosser blood,
... kanı gür adamlar gibi ol tıpkı...
This seems to be the way grosser, less whimsical version of that.
Bu onun daha az şiirsel ve daha iğrenç bir versiyonu.
- That was almost grosser than...
- Şeyden daha iğrençti. - Söyleme!
Okay, that sounds grosser out loud than it did in my head.
Tamam bu hayal ettiğimden daha hissiz oldu.
Even in my child's body, I did not so lower myself, but my brother is made of grosser stuff.
Çocuk bedenimde bile, kendimi bu kadar aşağılamadım ; lakin kardeşim daha berbat bir şeydendir.
Like, there's never been a grosser thing.
Daha iğrenç ne olabilir, bilmiyorum.
Doch die Grosser ;
Doch die Grosser ;
your thing's grosser.
Seninki daha iğrenç.
whatever is grosser.
Yani sen ve Bay Parmak...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]