English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / I'm telling you

I'm telling you traduction Turc

16,522 traduction parallèle
"Do you believe I'm telling you the truth?"
Doğru söylediğime inanıyor musun?
I'm telling you, it just... It came at me like it was mad or something.
- Diyorum ya üzerime bir şeye kızmış gibi yürüdü.
I'm not telling them, because you're not doing it, because it's not something one does.
Onlara söylemeyeceğim çünkü bunu yapmayacaksın çünkü bu yanlış bir şey.
I'm telling you what I told the cops... He was at the bar till last call.
Polislere de dedim zaten, bar kapanana kadar buradaydı.
I'm telling you, you can't trust this guy.
Bu adama güvenemezsin.
I'm telling you, nothing else happened.
Başka bir şey olmadı.
And I'm not telling you anything new.
Sana bilmediğin bir şey de söylemiyorum.
Well, I'm telling you no.
İşin aslı bu. Hayır diyorum, Lenny.
Are you telling me I can see the future? That's exactly what I'm telling you.
- Geleceği görebiliyorsun.
When you finally did, you started to be happy again, and I couldn't bear telling you that I wasn't.
Kaybettiğinde ise tekrar mutlu olmuştun ve sana benim mutlu olmadığımı söyleyemedim işte.
And as your agent I'm telling you, that you're hot property right now.
Ve senin temsilcin olarak söylüyorum, sen tam şimdi sıcak bir özeliksin.
What are you afraid of? I'm not telling you.
Sen neden korkuyorsun?
- What nonsense, Dadu! I'm telling you guys!
Size söylüyorum!
I'm telling you, it's non-negotiable,
Söylüyorum sana, pazarlık söz konusu olamaz.
And to protect her, I've told Niklaus and I'm telling you.
Ve onu korumak için, Niklaus'a söyledim sana da söylüyorum.
Would you mind telling your security team that I'm a dear and beloved friend of the family?
Güvenlik takımına benim ailenin çok sevdiği bir arkadaşı olduğumu söyler misin?
I guess you don't care about spending the rest of your life in jail,'cause that's what's gonna happen if you know something that you're not telling us.
Sanırım kalan hayatını hapiste geçirmek umurunda değil. Çünkü bilip de bize söylemediğin şeyler varsa aynen böyle olacak.
That's why I'm telling you this, because you're turning in your portfolio soon.
Sana bu yüzden anlatıyorum bunu çünkü yakında portföyünü teslim edeceksin.
Telling you, I don't let none of my girls...
Sana söylüyorum, kızlarımın hiçbirine izin vermem...
That article... That is... It is really stirring something, I'm telling you.
O yazı gerçekten bir şeyi karıştırıyor, sana söylüyorum.
- I'm telling you. - Mmm.
Söylemiştim.
You do, and I'm telling you... the road you're heading down is going to change you.
Senin var. Sana söylüyorum tuttuğun yol seni değiştirecek.
I'm telling you now.
- Şimdi anlatıyorum işte.
I'm telling you right now.
Şimdi size söylüyorum.
I'm telling you, I've seen the videos.
Cidden, videolarını izledim.
I'm only telling you... because you understand me.
Sadece sana söylüyorum. Çünkü beni anlıyorsun.
I'm telling you this since you know. I got this wound from Normandy.
Bildiğiniz için söylüyorum aslında bu Normandiya'dan kalma bir yara.
I'm not telling you shit.
Hiçbir sik söylemiyorum sana.
Same thing I'm telling you.
Sana söylediklerimin aynısını.
Look, I'm telling you, three government agencies couldn't find him.
Bak, sana söylüyorum. Üç devlet ajansı da onu bulamadı.
I'm telling you everything you need to know to help find my stuff.
Sana eşyalarımı bulman için gereken her şeyi söylüyorum.
I mean, I don't know why I even bother telling you.
Neden sana anlatmak için uğraştığımı bile bilmiyorum.
This is where I flipped dead old Dad the grandest of birds. And had Maze sever my wings. And why are you telling me this?
Burası sevgili babamıza hareketin en büyüğünü çektiğim ve Maze'e kanatlarımı koparttığım yer.
You know, I put up with a lot of crap to let you in on my cases, and that's because thus far you've been honest with me, but now, for some reason, you're not telling me the full story.
Davalarıma dahil olmana izin verdim, birçok saçmalığa katlandım çünkü şimdiye dek bana karşı hep dürüst oldun. Nedense bu kez bütün hikayeyi anlatmıyorsun.
I'm telling you everything you need to know to help find my stuff.
Eşyamı bulmamıza yardımı dokunacak bilmen gereken her şeyi söylüyorum.
I'm not telling you.
Size söylemeyeceğim.
Hey, I'm telling you, you made a mistake.
Hey, size diyorum, bir yanlışınız var.
I'm telling you, she sneaks out. She's blowing every spic in the neighborhood, right?
Sana diyorum bak kız kaçıyor ve mahalledeki herkese veriyor, anladın mı?
I'm telling you, it's like Pizarro going to Peru.
Pizarro'nun Peru'ya gitmesi gibi bir şey.
That is what I'm telling you, Amy.
Söylediğim aynen bu, Amy.
And I'm telling you, there's a lot of suspicious behavior going on here for a late Tuesday afternoon in a Protestant church.
Ve sana söylüyorum, bir Protestan kilisesinde salı öğleden sonraya göre çok fazla şüphe uyandıran şeyler dönüyor.
- No. I'm telling you, he ordered it.
Sana söylüyorum, emri o verdi.
Danny, telling Jack that you were arrested by a Baltimore rent-a-cop would mean telling him that I was arrested by a Baltimore rent-a-cop.
Danny, Jack'e Baltimore güvenlikleri tarafından tutuklandığını söylemem benim de Baltimore güvenlikleri tarafından tutuklandığım anlamına gelir.
This is the place I was telling you about, babe.
Sana anlattığım yer burası.
I'm telling you, I didn't swing at the ball!
Pfft. " " Topta sallanmadım. "
I'm telling you I'm not Gena Rowlands.
Sana söylüyorum, Gena Rowlands değilim.
I'm telling on you.
- İspiyonlayacağım seni.
- I'm telling you that - this is not a good idea.
Sana bunun iyi bir fikir olmadığını söylüyorum.
- Look, I'm telling you it wasn't my dad.
Bakın size söylüyorum.
He, um... he told me, so I told Sinclair and now I'm telling you.
Bana söyledi. Ben de Sinclair'e söyledim. Şimdi de size söylüyorum.
- I'm not telling you my name.
- Sana adımı söylemeyeceğim.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]