English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / I didn't do it

I didn't do it traduction Turc

4,814 traduction parallèle
Hey, I didn't scamper in the jungles of Nicaragua and I won't do it now.
- Ben zamanında Nikaragua ormanına da kaçmadım, şimdi de kaçmam. - Dur, geri gel!
I didn't do anything about it.
Kılımı bile kıpırdatmadım.
I didn't want to do it, you know?
Bunu yapmak istemedim, biliyor musun?
I guess it just reminded me of when you went out with me, and I didn't want you to do the same thing to Lois.
Sanırım bana, benimle çıktığın zamanları hatırlattı, ve aynı şeyi Lois'e de yapmanı istemedim.
I didn't think you'd actually do it.
Bunu gerçekten yapacağını düşünmemiştim.
Obviously, I'm the version of me that didn't do it.
Belli ki, ben yaptırmamış versiyonuyum.
Well, if it makes you feel any better, I didn't do it alone.
Eğer sizi daha iyi hissettirecekse tek başıma yapmadım.
You looking into security cameras showing that I didn't do it?
Yapmadığımı gösteren güvenlik kamera kayıtlarına baktın mı?
No, I didn't do it, Patrick.
Hayır, ben yapmadım, Patrick.
You didn't think I might want to do it with you?
Seninle birlikte yapmak isteyeceğimi hiç düşünmedin mi?
So what did you do with the money? I mean, since you didn't give it to Callie.
Callie'ye vermediğine göre parayla ne yaptın?
I thought I-I had a handle on all this stuff, but I-I didn't follow my orders, and I almost got myself killed, and... and from now on, whatever you want me to do, whatever it is that I need to do,
Bütün bu işleri halledebileceğimi sandım, ama emirlere uymadım. Ve neredeyse kendimi öldürtüyordum. Ve... ve bundan böyle, benden ne yapmamı istersen yapmam gereken her neyse...
I didn't do it for you.
Bunu senin için yapmadım.
I didn't do it alone.
- Tek başıma yapmadım.
I'm glad I didn't do it then.
Uğraşmadığıma sevindim.
And I didn't do it for currency.
Kredi kazanmak için de yapmadım.
- I didn't do it on purpose.
- Bunu bilerek yapmadim.
The truth... I didn't know what to do with it.
Gerçekten ne yapacağımı bilemiyordum.
I told you I didn't want you to do it.
Yapmanı istemediğimi söylemiştim sana.
I didn't do it!
Ben yapmadım!
I said all these amazing things about you, and when that didn't do it, I cried.
Seninle ilgili harika şeyler söyledim ve işe yaramayınca ağladım.
I didn't do it!
Ben...
I didn't want her to do it, but...
Ama ayrılmasını ben istemedim.
I wanted to tell you, but I didn't wanna do it over the phone.
Sana söyleyecektim, ama telefonda söylemek istemedim. Üç şişe getirdim.
I didn't do it to him, honestly.
Bunu ona ben yapmadım, gerçekten.
I didn't do it on purpose, I swear, neither did he, he tried to resist every which way.
Bilerek yapmadım, yemin ederim. O da zaten istemiyordu.
I didn't want to do it.
Ben yapmak istemedim.
Told him I'd leave him if he didn't do something about it.
Bu konuda bir şeyler yapmazsa onu terk edeceğimi söyledim.
I didn't do it!
- Ben yapmadım!
I'm glad she's dead. Ah. But I didn't do it.
- Öldüğü için sevindim ama ben yapmadım.
Like I told the police, I didn't have anything to do with it.
Polise de dediğim gibi onunla hiçbir ilgim yoktu.
They think I did it. You didn't do it.
- Benim yaptığımı düşünüyorlar!
'I didn't do it.
- Ben yapmadım.
Didn't do her much good as I ripped her throat out, did it?
Ben onun boğazını sökerken bu pek de bir işe yaramadı, değil mi?
You didn't think I could do it, but this is, like, the third one of these houses I've built.
Yapabileceğimi sanmıyordunuz ama bu inşa ettiğim evlerin üçüncüsü oluyor.
- I didn't do it.
Ben yapmadım.
- Hey! - I didn't do it!
Ben yapmadım.
I didn't have anything to do with it.
- Bunlarla hiçbir alâkam yok.
Look, it's covered in lines, but I didn't do the frowning.
Baksana çizgilerle kaplı, ama kaş çatmayı ben yapmadım.
- I didn't do it alone.
- Tek başıma yapmadım.
I just didn't think I'd have to do it today.
Ama bugün yapmak zorunda olacağımı düşünmemiştim.
Because my biggest fear isn't that I'll spend the rest of my life in prison for a crime I didn't do, it's that I'll die in here without getting the chance to tell you how proud I am of you... and how much you mean to me.
Çünkü en büyük korkum işlemediğim bir suç yüzünden ömür boyu hapis yatmak değil seninle nasıl gurur duyduğumu ve benim için ne kadar önemli olduğunu söyleme şansım olmadan ölmektir.
I spent the last year trying to do just that... return to the person I used to be... and it didn't work.
Geçen yılı bunu yapmaya çalışarak geçirdim. Eskiden olduğum adama dönüşmeye çalıştım. Ama işe yaramadı.
No, mom, I didn't do it on purpose.
Hayır, Anne bilerek yapmadım.
I didn't, because... I didn't want you to think that it had anything to do with us.
Söylemedim çünkü bunun bizimle bir ilgisi olduğunu düşünmeni istemiyordum.
I just think she didn't know what she was talking about, because I've had things happen to me like that, and it has got nothing to do
Bence o kadın ne dediğini bilmiyordu. Çünkü benim başıma devamlı o tür olaylar geliyor.
Sorry for your loss, Captain Chapel, but I already told the cops... we didn't do it.
Başınız sağ olsun Yüzbaşı Chapel ama polislere de söyledim. Biz yapmadık.
I said we didn't do it.
Biz yapmadık dedim.
Because I didn't do it.
Çünkü ben yapmadım.
No, I-I didn't do it.
- Hayır ben yapmadım.
- I didn't do it on purpose.
- Bilerek yapmadım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]