English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / I don't

I don't traduction Turc

800,023 traduction parallèle
I don't know where he got that from. "
Nereden duydu, bilmem, " dedim.
I said, " I don't want to talk about the sandwich.
Dedim ki, " Sandviçi konuşmayacağız.
Sometimes I don't make it.
Bazen beceremiyorum.
I-I don't know.
Bilmiyorum.
I don't know.
Bilmiyorum.
- I don't agree.
- Sana katılmıyorum.
- I don't.
- Ben anlamıyorum.
I don't know where she's staying, but she was here when we opened this morning.
Nerede kaldığını bilmiyorum, ama bu sabah kafeyi açarken buradaydı.
- I agree, and these days, we don't really agree on anything so, you know, it's gotta be good advice.
- Kabul ediyorum ve bugünlerde hiçbir konuda aynı fikirde değiliz. Yani, iyi bir tavsiye olmalı.
Yeah, I don't think they're colleagues.
Evet, meslektaş olduklarını sanmıyorum.
I don't care about the equipment.
Ekipman umurumda değil.
- I don't like the connection.
- Bağlantıyı sevmedim. - Benle alakalı mı?
I don't have to tell you how dangerous that can be.
Bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini size söylememe gerek yok.
I don't want to hurt that girl, but you and your pursuit of another Boy Scout honor badge have forced my hand, and now I have no choice.
O kıza zarar vermek istemiyorum ama sen ve şu izci şeref rozetin beni buna zorladınız ve artık başka seçeneğim yok.
You know how much I don't like empty hands. Sorry, boss.
Boş elleri hiç sevmem biliyorsun.
You know, unfortunately, I don't know much about Propofol.
Ne yazık ki Propofol hakkında pek fazla şey bilmiyorum.
- I don't know.
- Bilmiyorum.
Okay, first of all, I don't know any Linda, but if you put the gun away, I'm sure we can work this out.
Tamam, öncelikle Linda'yı tanımıyorum. Ama silahı bırakırsan bunu halledebiliriz.
All I ask is that you don't do it in anger.
Tek istediğim öfke içinde yapma o işi.
I-I don't know anything about that.
Bunun hakkında hiçbir şey bilmiyorum.
I don't need you pointing them out.
Onlara işaret etmene ihtiyacım yok.
It's about blood, and if fate sees fit that my blood spills here today and that all hope is lost for my people, then I don't give a damn who ends up inside that bunker or if anyone does.
Bu kanla ilgili, kader uygun görürse Bugün kanımın döktüğü Ve bütün umutlarım halkım için kayboldu,
I don't need your help.
Yardımına ihtiyacım yok.
So why don't I just kill you right... now?
Öyleyse seni şimdi niye öldürmüyorum?
"We don't have that kind of time, Patterson." I know.
"O kadar zamanımız yok, Patterson!" Biliyorum.
I don't know.
Bilmem.
I'm late to a meeting, so don't get cute with the yellow lights.
Buluşmaya gecikmek üzereyim, sarı ışıklara karşı nazik olma.
I don't know. This could be a new look for you.
Bilmem, senin için yeni bir tarz olabilir belki?
I don't suppose we could just shove the Garen brothers in a closet and steal the documents.
Garen kardeşleri köşeye sıkıştırıp öylece dosyaları alabileceğimizi sanmıyorum.
Somehow, I don't think their armed guards would be too thrilled by that.
Silahlı korumalarının bu durumdan pek hoşlanmayacaklarını söyleyebilirim.
I don't know.
Bilemiyorum.
I just... I don't get it.
Anlayamadığım birşey var.
I don't hate my father.
Babamdan nefret etmiyorum.
I don't have good feelings about you.
İkiniz hakkında iyi şeyler hissetmiyorum.
So I booked an appointment for you tonight to see Dr. Sun, so, please, don't miss it.
Bu yüzden Doktor Sun'ı görmen için bu akşam sana bir randevu aldım, Lütfen, randevunu kaçırma.
If he does have connections to Sandstorm, I don't want him tipping them off.
Sandstorm ile bağlantıları varsa, onları uyarmalarını istemiyorum.
Don't blame Jane.
Jane'i suçlama.
I don't know about you, but I'm not gonna sit around and let some bitch take me down.
Seni bilmiyorum, ama ben etrafta oturup durmayacağım. Ve bırak bazı kaltaklar beni parçalasınlar.
Don't worry. I've got enough for both of you.
Endişelenme, benim kızgınlığım her ikinizede yeter
I don't know where they went.
Nereye gittiklerini bilmiyorum.
Sorry I don't have anything stronger.
Üzgünüm daha güçlü bir şeyim yok.
I'm just saying there is a world where we don't cross every T and dot every I.
Sadece şunu söylüyorum ki, her T'yi kesiştirip her I'yı noktalayamadığımız bir dünya var.
I don't think there is, Jane.
Sanmıyorum, Jane.
I don't remember saying that.
Böyle bir şey dediğimi hatırlamıyorum.
I don't feel my sharpest right now.
Şu anda kendimi net hissetmiyorum.
I don't think being in the field is the best for me.
Sahada olmanın benim için en iyi seçenek olduğunu düşünmüyorum.
I don't know yet.
Henüz bilmiyorum.
Sandstorm, they might be controlling the building, but they don't know it as well as I do.
Sandstorm, binayı kontrol ediyor olabilirler, ama burayı benim kadar iyi bilmiyorlar.
I don't have time to wait.
Bekleyecek vaktim yok.
I don't want any more delays.
Daha başka gecikme istemiyorum.
There might not be another time, and I don't want to die with you thinking
Başka zaman olmayabilir, seninle birlikte ölmek istemiyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]