English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / I don't remember

I don't remember traduction Turc

10,751 traduction parallèle
I don't remember.
- Hatırlamıyorum.
Don't kill me because I can't remember!
Hatırlamadığım için beni öldürme!
I mean, don't you remember this place?
Yani, burayı da hatırlamıyor musun?
I don't suppose you remember what kind of car Ivan was driving at the time?
O sırada Ivan'ın kullandığı aracı hatırladığını sanmıyorum?
You don't remember when I was trying to figure out who killed my father and then you wouldn't even - return my calls?
Hatırlamıyorsun değil mi, babamı kimin öldürdüğünü bulmaya çalışırken telefonlarıma cevap vermedin?
I don't remember a dog.
- Köpek gördüğümü hatırlamıyorum.
- I don't remember.
- Hatırlamıyorum.
- I don't remember.
- Eğer bir tepsiye 30 tane eşya koyarsan bir insan ortalama 9 eşyayı hatırlayabilir. - Hatırlamıyorum.
I don't remember.
Hatırlamıyorum.
I don't know, but if I'm right and this is Lucifer, he's gonna remember what you and I did to him.
Bilmiyorum, Ama eğer ben haklıysam bu Lucifer, Hatırlıyor sen ve benim ona ne yaptığımızı.
You know, I don't remember you being this needy.
Senin ilgiye bu kadar aç biri olarak hatırlamıyordum.
But I don't remember, really.
Ama tam olarak hatırlamıyorum.
I don't remember this in the program.
Programda böyle bir şey olduğunu hatırlamıyorum.
I don't remember this one.
Bu şarkıyı hatırlamıyorum.
Don't worry, I remember our deal.
Merak etme, anlaşmamızı unutmadım.
But I don't remember anything.
Ama hiçbir şey hatırlamıyorum.
He must have slipped something into my drink, because I don't remember how I got in his bedroom.
İçkimin içine bir şeyler katmış olmalı. çünkü odasına nasıl gittiğimi hiç hatırlamıyorum.
OK, so why don't I remember anything?
Peki neden hiçbir şey hatırlamıyorum?
You don't understand, I can remember it all.
Anlamıyorsun her şeyi hatırlıyorum.
I don't remember it.
Hatırlamıyorum.
I don't remember a single thing about it.
Tek bir şey bile hatırlamıyorum.
I mean, I don't remember much though.
Zaten pek fazla şey hatırlamıyorum.
I mean I really... I just don't remember any of it.
Yani, gerçekten de hiçbirini hatırlamıyorum.
But I don't remember anything.
Ama ben hiçbir şey hatırlamıyorum.
Uh, I... I don't remember exactly.
- Tam olarak hatırlamıyorum.
I don't remember much of it.
Çok hatırlamıyorum.
And I-I will do whatever I can to make this right, but I-I swear, I don't remember you.
Bunu telafi etmek için ne gerekiyorsa yaparım. Ama yemin ederim seni hatırlamıyorum.
Oh, I'm terribly sorry. I don't remember.
- Çok özür dilerim, hatırlamıyorum.
I don't remember the name.
Adını hatırlamıyorum.
And I-I will do whatever I can to make this right, but I-I swear I don't remember you.
Bunu telafi etmek için ne gerekiyorsa yaparım. Ama yemin ederim seni hatırlamıyorum.
I'll say she lives in Alberta and her name is Alberta, so I don't have to remember two lies.
Alberta'da yaşadığını ve adının da Alberta olduğunu söyleyeceğim. Böylece iki yalanı birbirine karıştırmam.
- Sorry, I don't remember you.
- Özür dilerim fakat sizi hatırlamadım.
I don't remember anything.
Hiç bir şey hatırlamıyorum.
And, remember, Ash, I don't want you to go to a lot of trouble for my stag do.
Unutma Ash, partim için sana çok problem çıkarmak istemiyorum.
- I don't remember...
Hatırlamıyorum...
I don't remember what it's called, but I feel bad for this guy.
Papanera Claire de Merna Merna... Her ne kadar adlarını unutsam da, aşağıdaki adam için üzüldüm.
Lisa argued with me. I don't remember why, but I slapped her.
Nedenini hatırlamıyorum ama ona tokat attım.
I don't remember which one.
Hangisi olduğunu hatırlamıyorum.
Remember, don't ask Slider anything about Mariana's murder. - I won't.
- Unutma, Kaypak'a Mariana'nın cinayetiyle ilgili bir şey sormak yok.
Honestly, I don't remember it. But, I'm sure I must've been happy.
Doğrusu hatırlamıyorum ancak mutlu mesut yaşamışızdır.
I... I-I don't - - I don't remember that day.
O günü hatırlamıyorum.
Mm, I don't remember this guy exactly.
Bu adamı pek hatırlamıyorum.
I've already told you I don't remember this Jose whatever-his-name-is.
Jose denen adamı hatırlamadığımı daha önce de söyledim.
But I'll tell you what I do remember, even if you don't. I am the one who called the police in the first place about Cory's body.
Ama hatırladığım bir şey var ki, siz unutmuş olsanız bile en başta Cory'nin cesedi için polisi arayan bendim.
- Yes, but I don't remember much.
- Evet fakat çok bir şey hatırlamıyorum.
Funny, I don't remember inviting you into my office.
Çok ilginç, seni ofisime çağırdığımı hatırlamıyorum.
I don't remember anything about my childhood before the Stewarts took me in.
Steward'lar beni evlat alana kadar çocukluğumla ilgili bir şey hatırlamıyorum.
Sorry I tricked you, but with Todd running his own Disneyland and actress Margo Martindale in prison for some reason I don't remember, you're the best friend I've got.
Seni kandırdığım için üzgünüm ama Todd Disneyland'de, karakter oyuncusu Margo Martindale bir sebepten hapse girdiği için tek dostum sensin.
I don't know why everyone keeps asking if I remember things.
Niye herkes hatırlıyor musun diyor? Hatırlamıyorum.
I don't. Just as a general rule, if your question begins, "Do you remember"
Genel kural, soru "hatırlıyor musun" ile bitiyor
- I don't remember any of that.
Hiç hatırlamıyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]