English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ I ] / Introduced

Introduced traduction Turc

2,997 traduction parallèle
After eavesdropping for a while, I introduced myself and between one drink and another
Bir süre sonra kendimi tanıttım
Introduced her.
Tesadüfen.
He's the one who introduced me to Reyes.
Beni Reyes ile tanıştıran oydu.
I regret we haven't been properly introduced.
Doğru dürüst tanıştırılmadığımız için müteessir oldum.
Bridget introduced me to this place, and I think the... maitre d'is a good friend of hers.
Bridget ögretti bana bu yeri ve sanirim sef garson onun yakin arkadasiydi.
I haven't seen him since you introduced us.
Bizi tanıştırdığından beri onu görmedim.
Stan, you were the one who introduced me to Olivia, which... is why I wanted to ask you if you would do me the honor of being my best...
Beni Olivia ile tanıştıran sendin Stan, bu yüzden sana bir şey sormak istiyorum, acaba sağdıcım olmak...
Precisely what happens when cells are introduced to electricity.
Tam olarak hücreler elektriğe maruz kaldığında olan şey.
Is that when he introduced himself to you?
O zaman mı kendini tanıttı?
i see you've already met preity yeah vishal just introduced us... vishal, from preity's college?
Siz zaten Preity ile tanışmışınız. Evet Vishal bizi tanıştırdı. Vishal, Preity'nin üniversiteden mi?
I'm the one that introduced him to her.
Kizi onunla tanistiran benim.
Introduced us to a society. Then a scene. Then an individual.
Bize bir toplumu tanıtır sonra bir sahneyi sonra bir bireyi.
I was first officially introduced to the torus by scientist and inventor Arthur Young.
Torusla ilk resmi tanışmam bilim adamı ve mucit Arthur Young sayesinde oldu.
I was introduced by an associate.
Bir tanıdık aracılığıyla.
Because you were introduced by an associate.
Bir tanıdık aracılığıyla.
In 1983, George Lucas introduced the world to the Ewoks, a race of creatures indigenous to the second moon of Endor.
1983 yılında George Lucas tüm dünyayı Ewoklar'la tanıştırdı. Endor'un ikinci ayının yerlisi olan bir yaratık türü.
My name is Johan, I might not have introduced myself.
Kendimi daha önce takdim etmemiş olabilirim, ben Johan.
We haven't introduced the idea of apps at all or anything, and that's why whatever this thing is at the end is gonna have to be so fast.
Uygulamalar veya yan noktalar için fikir belirtmedik henüz, bu yüzden ne olacaksa hızlı olmak zorunda.
Malcolm introduced himself to Moyer like they'd never met before, and Moyer did not correct him.
Malcolm kendini sanki daha önce tanışmamışlar gibi Moyer'e tanıttı, Moyer de onu düzeltmedi.
- Danny's attorneys have not introduced corroborating evidence that he was even ever at Camp Whitcomb.
- Danny'nin avukatları onun Whitcomb'ta bulunduğuna dair güçlendirici kanıt bile bulamadılar.
When Joe Williams came in, Mary introduced him, said he was studying sociology at Fordham and doing research at the courthouse on criminal trials and sentencing.
Joe Williams geldiğinde Mary onu Fordham'da sosyoloji çalışması yapan biri olarak tanıttı ve Adalet Sarayı'ndaki yargılamalar ve..... hükümler hakkında bir araştırma yaptığını söyledi.
Many people get introduced to us in life
Hayatta birçok insan bizimle tanışıyor.
This is an active hunting camp and that evening, the team are introduced to the realities of fending for yourself in the Arctic.
Burası aktif bir av kampı ve o akşam ekip, kutuplarda geçimini sağlamanın gerçekleriyle tanışıyor.
And he introduced third world cinema at UCLA and, you know, Latin American cinema, all this kind of stuff, you know.
UCLA'ya Üçüncü Dünya Sineması'nı Latin Amerika sinemasını filan o tanıştırdı.
At these games, he's introduced judges to bookies for the purposes of illegal betting.
Bu oyunlarda, Will yargıçları illegal bahse teşvik ediyor.
Well, I, uh, introduced Massey to an old friend of mine,
Massey'yi eski bir arkadaşımla tanıştırdım.
Michael davis introduced us a couple of years ago at an art auction at sotheby's.
Birkaç yıl önce "Sotheby's" de bir sanat eseri açık artırmasında bizi Michael Davis tanıştırmıştı.
They were the opening act, and I was introduced to them by the promoter.
Açılışı onlar yapıyordu. Organizatör beni onlarla tanıştırdı.
I introduced you on speaker phone that time.
Telefonun speaker'ından tanıştırmıştım hani.
I see your skills have progressed far since I first introduced you to kung fu.
Sana kung fu'yu ilk öğrettiğimden beri Gelişme kaydetmişsin.
You introduced him to me.
Onu benimle tanıştıran sensin.
The first time, really, that we were introduced to this idea of a special spy car stuffed with gadgets.
Gerçekten ilk kez işe yarar ıvır zıvırlarla dolu bir ajan arabası fikriyle karşılaşmıstık.
Since you introduced him to us, you should take responsibility.
Madem onu bize siz tanıştırdınız sorumluluğu da almalısınız.
He quit the day after we introduced the plan.
Planı tanıttıktan sonraki gün istifa etti.
It all worked out in the end, because she went to NYU Law and met my future husband, and introduced us.
Yaptıkları en sonunda işe yaradı, çünkü NYU hukuk fakültesine girdi ve benim kocam olacak olan kişiyle tanışıp, bir araya gelmemize vesile oldu.
You know, we've never formally been introduced.
Biliyor musun, resmi olarak tanışmadık.
I was a blood gang member, but it was the relationships I had with the Crips that actually introduced me to drugs.
Ama aslında beni uyuşturucuyla tanıştıran bu gangstalarla olan yakınlığımdı.
And she introduced me to somebody, and, uh, that somebody put me on a boat.
Ve o da beni biriyle tanıştırdı. ve o "biri" de beni bir bota bindirdi.
Freeway Rick introduced crack to the West Coast.
Freeway Rick "taş" malını, Batı yakasına tanıttı.
Should I be introduced?
Tanıştırılmalı mıyım?
He said Kesselring had introduced Jocasta to him.
Kesselrign ve Jocasta'nın, birbirlerini tanıdıklarını söyledi.
Well, he introduced them, and, then he paid the dowry.
Onları tanıştırdı sonra başlık parasını ödedi.
I'd prefer it if you'd introduced me as'Garda Nolan'.
Memur Nolan olarak tanıştırılmayı tercih ederim.
Later, this was introduced into athletics.
Sonradan atletizmin bir dalı olmuş.
I'd have introduced you.
Seni tanıştırıdım.
She introduced me to my boyfriend, and it just felt like everything was starting.
Beni sevgilimle tanıştırdı, ve her şey yeni başlıyor gibi hissettim.
Here I've rolled in the bushes with a pretty young lady and I haven't introduced myself.
Burada çalıların arasında güzel bir genç bayanla yuvarlanıyorum ve ben kendimi hâlâ tanıtmadım.
I haven't introduced mysel.
Kendimi tanıtmayı unuttum.
- I introduced you to Langdon.
- Langdon'la tanışmanı sağladım.
The Window Tears has introduced us to the one of the most exciting and sensitive young writers to appear on the literary horizon in a very long time.
Penceredeki Yaşlar, bizlere edebiyat dünyasında uzun zamandır görülen en yetenekli ve duyarlı genç yazarlardan birini tanıttı.
- Yes, we've been introduced. - Want to put your things away?
- Bir şeyler içer misiniz?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]