English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ L ] / Light it

Light it traduction Turc

7,110 traduction parallèle
" With both hands, hold the candle and then use your magic to light it.
"Mumu her iki elinizle tutun ve sonra sihrinizle mumu yakın."
If that doesn't work, pee a circle around yourself and light it on fire.
Eğer bu işe yaramazsa etrafına daire şeklinde işe ve ateşe ver.
We can light it up at that point, make sure we're well out of space by the time it detonates.
Sırası geldiğinde patlatabiliriz patladığında bir yerlere savrulmadığınızdan emin olun.
Whose sole purpose is to bring light to the shadows and a little bit of joy to all those lost souls who can no longer find it.
Yegâne amacı karanlıklara ışık saçmak ve artık mutluluğu bulamayan kaybolmuş ruhlara biraz neşe getirmek.
I was thinking that if Bivolo uses color to induce the temporary psychosis, maybe we can use light and color to reverse it.
Düşünüyordum da, eğer Bivolo geçici bir psikoz tetiklemek için renk kullanıyorsa belki biz de bunu tersine çevirmek için ışık ve rengi kullanabiliriz.
It's gonna be light soon.
Gün doğmak üzere.
It was a... great and powerful light.
Ne güzel, kalın bir mum.
I want to see it for myself before the men start showing up again at first light.
Adamlar tekrar şafakta gelmeden kendi başıma bakmak istiyorum.
It takes trust to turn darkness to light.
Karanlığı aydınlığa çevirmek güven ister.
I just got hit by a smart car, dislocated my tailbone, fell down a manhole, fractured my pelvis, banged my head, got a concussion, saw the white light, ran into Tupac and Biggie, who squashed it.
Bir akıllı arabaya çarptım, kuyruk kemiğim çıktı, deliğe düştüm, kaval kemiğimi kırdım, kafamı çarptım, beyin sarsıntısı geçirdim, beyaz ışığı gördüm, Tupac ve Biggie'ye gittim, herkesi ezen.
The night of the explosion, when the light hit me, it stopped my heart.
Patlama gecesi, yıldırım beni vurduğunda kalbim durdu.
It says here, when it was built in 1875, the light was the strongest on the East Coast, and it's one of only 12 lighthouses in the country still equipped with a first-order Fresnel lens.
Burada yazana göre, burası 1875'te inşa edildiği zaman Doğu Sahili'ndeki en kuvvetli ışığı veriyormuş ve ülkede birinci sınıf Fresnel lensleriyle donatılmış 12 deniz fenerinden biriymiş.
And each groove acts like a prism that refracts the source light and concentrates it into a beam that can be seen much further away using a much thinner piece of glass.
Her bir oyuk bir prizma görevi görüyor, ışınları kırıp yansıtıyor ve hepsini tek bir noktada topluyor. Yani çok daha ince bir cam kullanılarak daha uzak yerlerden görülebilmesi sağlanıyor.
The light is really soft, it's almost incandescent.
Işıkları çok yumuşaktır ve uzun ömürlüdür.
The starry sky is so bright, as if it is reflecting the light of our city.
Gökyüzü o kadar parlak ki, kentimizin parıltısını yansıtıyor sanki.
IF LIGHT FROM A DISTANT GALAXY COMES TO EARTH AND IT HAS GAMMA-RAY ENERGIES, THEN THAT EXPLOSION MUST'VE BEEN INCREDIBLY POWERFUL,
Eğer ışık uzak bir galaksiden dünyaya ulaşıyorsa ve gama ışını enerjisine sahipse öyleyse, bu patlamalar inanılmaz derecede kuvvetli olmalıydı.
BECAUSE IT TURNS OUT THAT AS LIGHT TRAVELS THROUGH SPACE, THE WAVE LENGTH OF THE LIGHT GETS STRETCHED OUT.
Görünen o ki, ışık uzayda seyahat ettikçe ışığın dalga boyu uzar.
THE AMOUNT OF ENERGY IN THE BEAM THAT TRAVELS ACROSS SPACE IS SO INTENSE IT WOULD BASICALLY LIGHT THE EARTH ON FIRE FROM THAT DISTANCE.
Uzay boyunca seyahat eden ışığın içindeki enerji miktarı öylesine yoğundur ki, bu mesafeden bile dünyayı yakıp kavururdu.
# I got thirteen channels of shit on the TV to choose from it I've got electric light
TV'de tercih yapabileceğim 13 boktan kanal.
Just trying to keep it light.
Akışına devam ediyorum.
It's got a light-sensitive sound chip, so every time you walk by it, it quotes a line from Jerry Maguire, your favorite movie.
Işık duyarlı ses çipine sahip. Yürüdüğün zaman en sevdiğin film olan Jerry Maguire'den alıntı yapacak.
It's light. Yeah, the spikes are hand cast from beer cans.
Evet, çivilerini bira kutularından kendi ellerimle yaptım.
It's so light.
Çok hafif.
A virtual autopsy. In light of what Roy's described, it sounds incriminating.
Sanal otopsi ve Roy'un tarif ettiklerine bakılırsa suçlu oymuş gibi duruyor.
It's just human nature that minors belong to darkness, and majors to light.
Minör anahtarlarının koyu, majör anahtarlarının ise açık renkli olmalarını anlamak, insan doğasının bir parçası sanki.
And then they will storm the redoubts, when it is light.
Sabah da tahkimatlara saldıracaklar.
Therefore, and particularly in light of this remarkable feat, it gives me great pleasure to introduce the remarkable Dr. Temperance Brennan!
Bu yüzden, özellikle bu büyük başarının ışığında büyük bir zevkle size inanılmaz Dr. Temperance Brennan'ı takdim ediyorum.
She could light up a room with it.
Gülünce yüzünde güller açardı.
Suddenly, a blue light appeared, so bright, it hurt to look at it.
Aniden mavi bir ışık belirdi. Çok parlaktı. Gözleri yakıyordu.
It's dark. There's... there's like a light.
Karanlik bir yer, isik gibi bir sey var.
Mark, the light! Turn it back on! Mark!
Mark, ışığı aç diyorum!
Demeter knew that Hades abhors light... and that it could illuminate my way home.
Demeter Hades'in aydınlıktan nefret ettiğini biliyordu. Ve bu da eve dönebilmem için bana yol gösteriyor.
It's important to let the light in, Bo.
Işığın içeri girmesi çok önemli Bo.
It casts her withholding of Fordham's surveillance in a new light, does it not?
Fordham'ın izleme görüntülerini paylaşmama nedeni olabilir, değil mi?
If you email it to me I might be able to get someone to look at it and, er, maybe this video might shed light on the situation.
Bana e-mail olarak gönderirseniz, videoya bakabilecek birilerini bulabilirim ya da, belki bu video konuyu açığa kavuşturur.
I relive it... the temperature of the room, the light.
O anı yeniden yaşıyorum... Odanın sıcaklığı, ışık seviyesi...
♪ when the light begs to open up your eyes ♪ Home doesn't have to be who you once were... [exhales sharply] ♪ there's a chance to make it all new ♪
Ev daha önce bulunduğunuz bir şeyler yaptığınız ya da geldiğiniz yer demek değildir.
It's all light.
Her ışıkta oluyor.
There's no heaviness, and just after what I've been thug - it's just nice to feel something light.
Ruhu sıkılmış biri değil. Başımdan yani başımızdan geçenlerden sonra böyle hafif hissetmek güzelmiş.
It's designed to take away light magic from those who choose to part with it, but the effect would be permanent.
Işık sihrini, onunla bütünleşmiş olan kişiden söküp almak amacıyla yaratıldı. Ama etkisi kalıcı olacaktır.
It may shine a light on Dominic's plans.
Dominic'in planlarını anlamamıza yardımcı olabilir.
It's light, but it passes by the car, disappears into the mud.
Hafif ama arabanın yanından geçip çamurda kayboluyor.
Red-light camera caught it going west just south of 290.
Mobese kameralarına takılmışlar 290. yolun güneyinden batıya gidiyorlarmış.
Is he fine with it being light and fun?
Açık ve eğlenceli olmayı dert ediyor mu?
Light and fun it is.
Tasasız ve eğlenceli olsun o zaman.
We'll have dinner and then when it gets light...
Yemek yeriz, elektrik geldiğinde de...
But there's no clock, no light, no way he can know what time it is.
Ama orada ne saat ne de ışık var, saatin kaç olduğunu bilmesinin imkânı yok.
Turn the webcam light off so the Russians can't see it.
Web kamerasının ışığını kapat da Ruslar göremesinler.
Everyone knows on the job humiliation chain, It goes : Prostitute, hostess, waitress, cashier, Princess Jasmine in the Disney Electric Light Parade.
Herkes bilir ki, aşağılık işler sıralaması şöyle gider : fahişelik, hosteslik, garsonluk kasiyerlik ve Disney gösterilerinde Prenses Jasminelik.
It looks fine. The porch light's on.
Verandanın ışıkları yanıyor.
I also keep forgetting to tell you, it's totally my fault, but the check engine light in my car is on.
Ben de sana söylemeyi unutup duruyorum, bu benim de hatam ama motor arıza ışığım yanıyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]