English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ L ] / Lucky you

Lucky you traduction Turc

15,333 traduction parallèle
Lucky you had a safety pin.
Şanslı bir çengelli iğnen var.
You're lucky you didn't get sent to jail. Yeah, I know.
- Hapse girmediğin için şanslısın.
Oh, I'm lucky you're a large animal veterinarian.
Şanslıyım çünkü büyükbaş veterinerisin.
We're lucky you're here.
Burada olduğun için çok şanslıyız.
Oh, God! Lucky you.
- Tanrım.Şanslı şey.
but... lucky you.
Ama şanslısın.
Lucky you!
Çok şanslısın!
You are so lucky we found you.
Sizi bulduğumuz için çok şanslısın.
I saw your bus broken down, here you are. Lucky me.
Otobüsünüzün bozulduğunu gördüm, bir baktım sen varsın, çok şanslıyım.
You, one lucky old man.
Çok şanslısın ihtiyar.
I should be so lucky. You don't like your job?
Nerede o şans.
You got a good one, Chuck. I mean, lucky, lucky man.
İyi iş çıkarmışsın Chuck, çok şanslı adamsın.
Mr. Reynolds, you're a very lucky man.
Bay Reynolds, çok şanslısınız.
And you never got me Lucky Charms. : Oh!
Ve asla nazarıma sahip olamayacaksınız.
I think you're actually lucky that your boss doesn't invite you to these things.
Patronun seni böyle şeylere davet etmediği için şanslısın bence.
Maybe, next year, I'll be lucky enough to get you a love letter from your favorite actress, Barbara Stanwyck.
Belki gelecek sene, sana en sevdiğin oyuncu Barbar Stanwyck'in aşk mektubunu verecek kadar şanslı olurum.
He was just gonna tell us again, how lucky Gershwin tuned in, and you walked in.
Gershwin'in ezgilerini ne kadar sevdiğini tekrar anlatacaktı ki... -... sen çıkageldin.
If you are lucky?
- Şanslıysan tabii.
You're very lucky that the bullets hit no other vital organs, but all the same, there was massive blood loss.
Mermi diğer hayati organlara gelmediği için çok şanslısın. Ama yine de çok kan kaybettin.
Lucky he saw Captain Pounds grab you first, huh?
Kavgayı başlatanın Yüzbaşı Pounds olduğunu gördüğü için şanslısın.
We're lucky to have you.
Senin için şanslıyız.
So, here he is, personal trainer by trade, if you can call that a trade, makes 30 grand a year, if he's lucky, stops working altogether when he marries Evelyn.
İşte böyle biri. Çekirdekten yetişme bir kişisel antrenör Buna meslek denirse tabi,
If you're lucky, there's a defect.
Bir kusur olabilir kelepçe de o da şanslıysan şayet.
You ain't that lucky. Get over here.
O kadar şanslı değilsin.
Listen, if I was in a different place, you would be really the kind of person that I would be lucky to go out with.
Farklı bir yerde olsaydık birlikte olmak isteyeceğim mükemmel bir insan olurdun.
You got lucky, Ayan!
Şanslısın, Ayan!
Well you're lucky it didn't go sideways.
Şsnlısın ki işler çığrından çıkmadı.
Lucky wants to have a word with you.
Lucky seninle konuşmak istiyor.
We'll go the distance on you, Lucky.
İtiraf edene kadar seninleyiz Lucky.
Maybe you'll get lucky at the tables.
Belki masalarda şansınız yaver gider.
Ah, you're one of the assholes who busted Lucky.
Lucky'yi içeri tıkan şerefsizlerden birisin.
You're lucky it's us.
Şanslısın ki biziz.
I told you, man, I like bein'Lucky Luke Rykoff, it suits me.
Sana söyledim dostum. Neyse, şahsen teşekkür etmek için yanına geldim.
You are lucky it missed your femoral.
Uyluk atardamarına gelmediği için şanslısın.
Not everyone is as lucky as you.
Herkes, sendeki gibi bir yeteneğe sahip olacak kadar şanslı değil.
Not everyone's as lucky as you two.
Herkes sizin gibi şanslı değil.
You are lucky that crazy is even on the table.
- Deli olabildiğin için şanslısın.
- You're lucky to be alive.
- Yaşadığın için şanslısın.
You know, you're lucky he didn't come after you.
Senin peşine düşmediği için şanslısın.
Can you make me Lucky Charms?
Lucky Charms yapar mısın bana?
You know I can't dance without my lucky lollipops.
Şekerlerim olmadan dans edemem biliyorsun.
You were lucky.
Şanslıydın.
You're lucky I don't cut her off from you.
Seni görmesini yasaklamadığım için şanslısın.
You want me to get my lucky bat, go knocky-knocky at the Chelsea?
Uğurlu beyzbol sopamı alıp Chelsea'deki kapıları çalayım mı?
- Yeah, but you're so lucky.
- Evet ama sen bayağı şanslısın.
Yeah, well, you're lucky we stuck to plan number one.
Birinci planı yaptığımız için şanslıydın.
You have no idea how lucky we just got.
Ne kadar şanslı olduğumuzu hiç bilmiyorsun.
You're lucky.
Şanslısın.
If you've gotten to see him on TV, consider yourself lucky.
Onu TV'de gördüyseniz kendinizi şanslı sayın.
You're lucky our cameras have an angle on your friend's apartment.
Şanslısın ki kameralarımız arkadaşının dairesini de görüntülüyor.
If you're lucky.
- Şansın yaver giderse tabii.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]