English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ N ] / Now if you'll excuse me

Now if you'll excuse me traduction Turc

1,364 traduction parallèle
Now, if you'll excuse me, I'll go start covering your ass.
Şimdi kusura bakmazsan gidip senin kıçını koruyacağım.
Now, if you'll excuse me, Sgt. Anders.
Şimdi izninizle Çavuş Anders.
Now, if you'll excuse me... I have a funeral to arrange.
Şimdi müsaade edersen, bir cenaze organize etmeliyim.
Now, if you'll excuse me...
İzninizle...
Now, if you'll excuse me, I'm going to go work at the banana stand.
Şimdi izninizle muz standında çalışmaya gidiyorum.
Now, if you'll just excuse me...
Şimdi bana biraz müsaade ederseniz...
Now, if you'll excuse me, I gotta cut in.
Şimdi, izin verirseniz, ben içeri kesmek lazım
Now, if you'll excuse me.
Şimdi, izin verirseniz.
Now if you'll excuse me.
- İzninle.
Now if you'll excuse me, I have dinner reservations.
Şimdi müsaadenizle. Yemek rezervasyonlarım var.
Now, if you'll excuse me, Frank has some digging to do.
Şimdi eğer izin verirseniz Frank'in biraz kazma işi var.
I look forward to seeing what you can do. Now, if you'll excuse me,
Şimdi, izin verirseniz, öğle yemeği için dışarı çıkacağım.
Now, if you'll excuse me, I'm going to use the bathroom that I share with eight other dudes.
Nefesim superball oynmayı kaldırabilir artık. Şimdi izin verirsen diğer sekiz arkadaşımla orta olarak kullndığım
Now, if you'll excuse me, me and my black light are gonna go blow some fishes'minds.
Şimdi eğer müsaade ederseniz, ben ve siyah ışığımla balıkların aklını başlarıdan alacağım.
Now, if you'll excuse me, I have some lines to go memorize.
Şimdi, izin verirsen gidip ezberlemem gereken repliklerim var.
Oh, now if you'll excuse me, I'm gonna go chain myself to a bulldozer.
Oh, eğer şimdi izin verirsen, Gidip kendimi bulldozere zincirleyeceğim.
Now, if you'll excuse me, I need to go buy a shirt identical to Kenny's so I can start a conversation with him.
Şimdi, müsaade edersen, Kenny'ninkiyle aynı olan bir tişört almam lazım ki onunla konuşmaya başlayabileyim.
Now, if you'll excuse me, Greg and I have some work to do.
Şimdi, eğer izin verirseniz, Greg ve benim yapmamız gereken şeyler var.
Now, if you'll excuse me, I have to get ready for work.
Şimdi izin verirsen işe gitmek için hazırlanmam gerek.
Now, if you'll excuse me, I've come back to get the other ones...
Şimdi kusura bakmazsan, diğerini de almaya geldim.
Now, if you'll excuse me,
Şimdi eğer izin verirseniz,
Now, if you'll excuse me,
Eger müsade edersen,
Now, if you'll excuse me, I have a job to do.
Şimdi izin verirseniz, yapmam gereken bir iş var.
Now, if you'll excuse me, I have clients waiting ck at the office.
Şimdi, eğer izin verirseniz, ofiste bekleyen müşterilerim var.
Now if you'll excuse me, I have to get to practice.
Şimdi izin verirsen, katılmam gereken bir çalışma var.
Now, if you'll excuse me, it's time for my sponge bath.
Eğer izin verirseniz, sünger banyosu zamanım geldi.
Now if you'll excuse me, it's time for my nightly ritual.
Şimdi izninizle gecelik ayinime başlayacağım.
If you'll excuse me, I'm gonna go into that room right now and own up to what I did.
Eğer izin verirsen, o odaya girip yaptıklarımın arkasında duracağım.
Now if you'll excuse me, I have to use the outhouse again.
Müsaadenizle, tuvaleti kullanmam gerekiyor.
Now if you'll excuse me...
Şimdi, müsaadenizle...
Now, if you'll excuse me, I have to get back to my aspiring zionist ballplayers and their lovely mothers.
Şimdi eğer izin verirsen, hevesli siyonist oyuncularıma ve sevgili annelerine dönmeliyim.
Now if you'll excuse me, I think we're done here.
İzninizle, sanırım işimiz bitti.
Now, if you'll excuse me? I have morning prayers to attend to.
Şimdi izninizle, katılmam gereken bir sabah duası var.
Now if you'll excuse me,
Şimdi izin verirsen,
Now if you'll excuse me, I'm gonna drive my car through some really big puddles and splash some old people.
Şimdi izninizle, arabamla büyük bir su birikintisine gidip, yaşlı insanlara su sıçratıcam.
Now, if you'll excuse me, I have to get back to work, and you have to get back to minding your own business.
Şimdi izin verirsen, işimin başına dönmeliyim. ... ve sen de kendi işlerinle ilgilenmelisin.
Now, if you'll excuse me, I have some paperwork to catch up on.
Şimdi izin verirsen bitirmem gereken bir kaç işim var.
All right, now if you'll excuse me I'm gonna chase that little fucker out of here.
İzin verirsen o iti buradan kovacağım.
Now if you'll excuse me, I have party guests to attend to.
Şimdi kusura bakmazsanız, ilgilenmem gereken misafirlerim var.
And now, if you'll excuse me, I have to go inform Mr and Mrs Farris that their baby girl was killed in a head-on collision on I-95.
Şimdi izninizle, Bay ve Bayan Farris'e kızlarının otoyolda trafik kazasında öldüğünü bildirmeliyim.
Now, if you'll excuse me, I have a date with a monkey.
Şimdi izin verirsen, bir maymunla randevum var.
Now, if you'll excuse me for a moment, I have to get dressed.
Şimdi, bana bir dakika izin verin, gidip giyineyim.
Now, if you'll excuse me, Big Momma has an appointment.
Şimdi müsaadenle, Koca Anne'nin bir randevusu var.
Now, if you'll excuse me, I have to go defend your honor.
Şimdi, izin verirsen onurunu savunamam gerek.
Now if you'll excuse me, I have a 3 : 00.
Şimdi izin verirsen 3 : 00'de randevum var.
Now, if you'll excuse me.
- Hey!
Now, if you'll excuse me...
Şimdi müsaadenizle.
Now, if you'll excuse me.
Şimdi müsaadenizle...
Now, if you'll excuse me, I'm just gonna call the private line for high rollers only... and collect my tens of thousands of American dollars.
Şimdi, müsade edersen, Bende tam özel hattan aranan birisini aricaktım... ve benim topladığım onbinlerce American Dolarını.
Now, if you'll excuse me, I have a mandarin chinese lesson.
Şimdi, eğer izin verirseniz, Mandarin Çincesi dersim var.
Now, if you'll excuse me, I'm late fora dinner engagement.
Şimdi müsaade edersen, akşam yemeği davetime geç kalıyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]