English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ O ] / One word

One word traduction Turc

3,809 traduction parallèle
I have one word for you, mother... Zombie.
Sana tek birşey söyleyeyim, anne Zombi.
Gone for two weeks, and not one word.
Gideli 2 hafta oldu, ama tek teklime etmek için aramadı.
And if you print one word of this, I will lock your ass up for obstruction.
Bu söylediklerimin tek kelimesini yazarsan soruşturmaya engel olmaktan hapsi boylarsın.
I did not say one word.
- Ağzımı bile açmadım.
Okay, if there could be one word to describe it, what would that be?
Peki, kokuyu tarif etmek için tek bir kelime kullanmak zorunda olsan ne derdin?
When you were under hypnosis, I asked you to describe the smell with one word.
Hipnoz altındayken kokuyu tek bir kelimeyle tarif etmeni istedim.
- Not one word, Rizzoli.
- Tek kelime bile etme, Rizzoli.
Is douchebag one word or two?
Baş belası tek kelime mi iki kelime mi?
I give you the 2012 Smart Fortwo--one word- - Passion--its own word- - Cabriolet.
Size 2012 model Smart Fortwo'yu takdim edeyim... tek kelimeyle - -tutku--... kendi adıyla - -Cabrio--.
All one word.
Sadece tek kelime.
You say one word, make a scene...
Tek bir kelime edersen, sonucuna katlanırsın.
- You say one word, - it ruins the whole thing.
- Bir kelime söylersen her şey mahvolur.
That's one word for it.
Bunun için kullanılacak bir söz var.
I have not one word of comfort.
Beni rahatlatacak bir kelimem yok.
Not one word, ever, about anyone else.
Başka kimse hakkında tek kelime etmedi.
Not one word ever about anyone else.
Başka kimse hakkında tek kelime etmedi.
One word only, do you understand?
Tek kelime sadece, anladın mı?
One word only.
Tek kelime.
But do it in one word.
Tek bir kelimeyle.
And everybody knew that one word that was in that room.
Hepimiz odada bulunan şeyin adını biliyorduk.
One word.
Tek kelime.
I know we're not mates, Kevin, but one word of advice - - run.
Dost olmadığımızı biliyorum Kevin ama sana bir tavsiye, kaç.
Out of everything you ever said to me, was there even one word of truth?
Bana söylediğin o sözler... Söylediklerinde biraz bile samimiyet var mıydı?
And, of course, the grandest prize of all will be the moment where Maid Marion rests her ruby reds resplendent with divine delights against my own, bespeaking love without one word uttered.
Ve, elbbette, tüm ödüllerin en büyüğünü Bayan Marian'ı yakut kırmızılar içinde dinlenirken görmek için vaktim olacak ilahi güzelliği ile göz kamaştırıcı karşımda, aşk konuşacak... tek bir söz söylemeden.
Sometimes one word can... change everything.
Bazen bir kelime her şeyi değiştirebilir.
One word. Three letters.
Bir kelime. 3 harf.
Did I ever say one word against you and Max?
Senle Max'e karşı tek kelime ettim mi?
He never mentioned one word about committing any murder.
Cinayet işlediğiyle ilgili tek kelime etmemişti.
One more word and you're in contempt, Mr. Denko.
Tek kelime daha ederseniz mahkemeye itaatsizlikten içeri atarım, bay Denko.
I gave her the one-word test.
Ona tek kelime sınavını uyguladım.
No-one will believe a word he says.
Söylese bile kimse inanmaz.
One cop to another, I give you my word, I will get him.
Bir polisten diğerine, sana söz veriyorum. Onu enseleyeceğim.
There is no word for it because no one ever turned down sex from a hot woman.
Bunun için bir kelime yok çünkü hiç kimse asla ateşli bir kadınla seksi geri çevirmemiştir.
In one very simple word even you can understand..
Senin bile anlayabileceğin basit bir sözcükle...
Don't say one word, Ginger.
Tek kelime bile etme Ginger.
And I know Carrie must have made boatloads writing her 800-word column for a newspaper no one's ever heard of, but I just spent my last $ 7 having a fight with my best friend who, by the way, is not available at 3 : 00 p.m. on a Wednesday to console me about some guy, because she, too, has a job.
Carrie'nin hiç kimsenin adını bile duymadığı gazetesinde 800 kelimelik makalesini yazarak çizme koleksiyonu yapabildiğini biliyorum ama ben son yedi dolarımı onun da bir işi olması sebebiyle Çarşamba geceleri bir erkek meselesi için danışamadığım en iyi arkadaşımla kavga etmek için harcadım.
One word :
Tek kelime :
- One word to Bertram...
Yaptığın şeyle ilgili Bertram'a tek kelime söylemem yeter- -
That's where you've been. I don't care what you wear. Just know that no one will hear a word you're saying when your suit is moving, vibrating across their screen.
Ne giydiğin umurumda bile değil ama takımın ekranda titreyip sallanırken kimse söylediklerini dinlemez.
Based on one man's word?
Tek bir adamın sözüne dayanarak mı?
If i hear one more word about that wasteman, I will definitely kill you!
Eğer o ezikle ilgili bir kelime daha duyarsam, seni öldüreceğim!
No one said a word.
Kimse bir kelime söylemedi.
If that's what you're worried about, just say the word, and I'll institute emergency lockdown protocols no one'll be walking in.
Endişelendiğin buysa, hemen acil durum kilitleme protokolünü başlatayım. O zaman kimse giremez.
Oh, my God! One more word, and Brenda gets a smackwich.
Tek kelime daha edersen Brenda'yı köfte ekmek yaparım.
This was the power of the word carried around the world at the pace of one man's tramp.
Dünya üzerinde serserilere nazaran mesaj taşıyanların gücü hızıydı.
But then one day you listen, and the code word comes.
Derken, bir gün dinlersin ve şifre kelimeyi duyarsın.
This isn't about one swear word or a glimpse of a breast.
Konu bir küfürlü söz ya da bir göğsün görünmesi değil.
Moron, one more word out of you, and I'm gonna duct tape your mouth shut.
Bir söz daha söylersen bantlarım ağzını.
Listen, all I'm asking is if you could just put in a good word with your friend, you know, the one at the D.A.'s office.
Dinle, tek istediğim Bölge Savcısının yanında çalışan arkadaşına benim hakkımda iyi şeyler söylemen.
One more word, you're gonna find yourself in that foundation you're pouring.
Ağzını bir daha açarsan kendini attığınız temelin altında bulursun.
Well, this is how God would send in my backyard, hammock-adjacent, one short word in large print.
Bu Tanrının bana mesajı nasıl gönderdiğini gösteriyor : Kısa bir kelime olarak, büyük yazılmış, hamağa yakın.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]