English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ S ] / Something like that

Something like that traduction Turc

12,774 traduction parallèle
Yeah, something like that.
Evet, onun gibi bir şey.
You'd get in a lot of trouble for something like that.
Böyle bir şey yaparsan başın belaya girer.
Even if you live to 100 years old, you don't get over something like that.
100 yıl sonrasında bile, böyle bir şeyden kurtuluşun olamaz.
Something like that.
Onun gibi bir şey işte.
You sure you can handle something like that?
Öyle bir şeyi halledebileceğinden emin misin?
Something like that.
Böyle bir şey.
It's been about a week ago now. Something like that.
Bir haftadan fazla oluyor ya da o civarda bir şey.
And your family kind of took it poorly or something like that?
- Ve ailen de... - Evet. - Bunu kötü mü karşılamış?
Can you imagine masturbating to something like that now?
Böyle bir şeyle mastürbasyon yaptığını düşünebiliyor musun?
You're supposed to bring a lasagna or something like that.
Lazanya ya da öyle bir şey getirmen gerekir.
Something like that.
Öyle de denebilir.
Something like that.
Öyle de diyebiliriz.
There's not much needed..... maybe you have like a lawn mower or something like that?
Fazla istemiyorum.. .. belki çim biçme makinesinde vardır.
Something like that. Yes.
Öylede denilebilir.
I want to say 10, 11, something like that.
Akşam 10-11 gibiydi sanırım.
Something like that.
Öyle bir şeydi.
Who would do something like that?
Böyle bir şeyi kim yapar?
And I could probably actually sue you for, like, false "arrest-ment," or something like that.
Ve muhtemelen size yanlış tutuklama... ya da onun gibi bir şey için dava açacağım.
You know full well you can't do something like that without first clearing it.
Bize söylemeden öyle bir şey yapamayacağını gayet iyi biliyorsun.
It ended at about, uh, 6 : 30, 6 : 45, something like that.
Saat 6 : 30-6 : 45 gibi bitti.
I've never heard a point made of something like that.
Bu kadar önemsiz bir şeyin buralara geleceğini hiç düşünmedim.
I-I think I'd remember something like that, Judge.
Sanırım böyle bir şey olsa hatırlardım, Yargıç.
What kind of god would do something like that?
Nasıl bir tanrı öyle bir şey yapar?
Something like that?
Öyle bir şey mi?
What's the... what's the range on something like that?
Böyle bir şeyin menzili ne kadardır?
- I don't know. Something like that.
- Evet, bilemiyorum.
Probably a smoke detector or something like that, huh?
Duman dedektörü falandır herhalde.
The little spiv that calls himself a financial advisor says it's falling equity bondings or something like that.
Kendine mali danışman diyen şu vurguncunun dediğine göre öz sermaye fonları mı neyse öyle bir şeyin değeri son zamanlarda çok düşmüş.
Something like that.
Onun gibi bir şey.
Why would an educated man of his standing do something like that?
Onun konumundaki eğitimli bir adam neden böyle bir şey yapsın ki?
And I knew you would say something like that, so I went ahead and bought myself a cake on your behalf.
Böyle bir şey söyleyeceğini biliyordum. Ben de kendime senin adına bir pasta aldım.
I can't believe you they told you something like that in such a matter-of-fact way.
Böyle bir şeyi sana doğrudan söylediklerine inanamıyorum.
She's do something like that so everyone would go,
Böyle bir şey yapsa, herkes....
"Well, a woman'd never do something like that to another woman."
"... kadın kadına böyle şey yapar mıymış hiç? " der.
I mean, you know, hypothetically speaking, how much would something like that cost?
Biliyorsun öylesine soruyorum. Böyle bir şey bana kaça patlar?
Yeah, something like that.
Evet, öyle bir şey.
To a guy like me, that means something.
Benim gibi biri için bunun bir anlamı var.
The girl meant something to him. It was a shock finding her like that.
Onun için bir şeyler ifade ediyor olmalı ki, kızı o hâlde bulmak tam bir şok oldu.
It's time to do something about all these cocksuckers, like that rat Bishop and the cunt Senator trying to dismantle everything we've built.
Şu ezik Bishop ve amcık Senatör gibi şerefsizlere gerekeni yapma zamanı geldi. İnşa ettiğimiz her şeyi yıkmaya çalışıyorlar.
Yeah, that was like nine years ago or something.
- Evet, o... Bu dokuz yıl önce filandı.
This all just feels like... Something that happens to other people.
Bunlar sanki hep başkalarının başına gelen şeyler gibi.
Come on. You need to do it in front of something recognizable like that sign, so just get in the middle of the circle there.
Hadi. su isaret gibi taninabilir bir seyin önünde yapmalisin.
Now, how would you like to try something that you've never tried before?
Peki, daha önce denemediğin... bir şey denemek ister misin?
Like you knew something about the world that other people didn't.
Dünya hakkında diğer insanların bilmediği bir şeyler biliyormuşsun bakışı.
That kind of just seems like something that you would really enjoy doing.
Bunu yaparken keyif alacağa benziyorsun da.
If this hand, or any other hand, for that matter, touches my daughter in a way I don't like... I'd hate to see something happen to your life line.
Bu el ya da diğer herhangi bir el hoşuma gitmeyecek bir şekilde kızıma dokunursa hayat çizgine görmekten nefret edeceğim bir şey olur.
Anything that might indicate who would do something like this to her.
Bunu ona kimin yapmış olabileceğini ortaya çıkarabilecek herhangi bir şey.
I'd like to think that you're here to join our effort, but I fear the reason for your arrival is something other than that.
Bizimle güçlerini birleştirmek için burada olduğunu düşünmek istiyorum. Ama gelişinin başka bir nedenin var diye korkuyorum.
Okay, we were standing at the bar, and Josh was saying something that I like really didn't agree with, and so I chimed in, but obviously, it was a bar, so I started speaking loudly, you know what I mean?
Pekâlâ, barda duruyorduk, sonra Josh hiç katılmadığım bir şey söyledi. Ben de lafa girdim ama bar olduğu için tabii ki yüksek sesle konuşmaya başladım, anlarsın ya.
- Um, okay, well is that like what you're doing here, or is there a zendo around here or something?
Burada yaptığın şey bu mu yoksa etrafta bir Zendo falan mı var?
If I was in a woman's group, you wouldn't be like, hey, that's something I'd like to know a little more about?
Eğer ben bir kadın grubunda olsaydım sen gelip "Bu konuda daha fazla şey bilmek isterdim." demezdin.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]