English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ T ] / There isn't

There isn't traduction Turc

10,276 traduction parallèle
- There isn't anyone who can confirm that.
- Bunu ispatlayacak kimse yok.
There just, there isn't room at either of our places for...
İkimizin evinde de şey için yeterli alan yok.
There's no guaranteeing that this isn't gonna come back on us.
İşin ucunun dönüp dolaşıp bize dokunmamasının garantisi yok.
But the fact that he isn't spreading gossip, but he is pretending that there isn't any gossip to spread...
Ama dedikodu yaymıyor da sanki yayacak dedikodu yokmuş gibi davranıyor.
Isn't there anything else you can do?
Yapabileceğin başka bir şey yok mu?
The only thing that excites me is the idea that there's a gate to another world, a better world where everything... isn't so dull.
Beni heyecanlandıran tek şey Başka bir dünyaya giden bir kapı olması Daha iyi bir dünyaya... herşeyin bu kadar sıkıcı olmadığı bir yere.
Your wrist isn't broken, but there's a lot of tissue damage.
Bileğiniz kırık değil ama çok sayıda doku hasarı mevcut. - Evet.
I don't want users blowing the system trying to enter a game that isn't there.
Kullanıcıların olmayan bir oyuna... -... girmeyi denerken sistemi patlatmasını istemiyorum.
- Isn't there something you can do?
Yapabileceğiniz bir şey yok mu?
Sometimes there isn't.
Bazen yok.
There's only one "We" you're really interested in, Frederick, and that "We" isn't really interested in you.
Senin ilgilendiğin bir tek "siz" var Frederick ve o "siz" seninle pek ilgilenmiyor.
A witchy beauty about this place. Yes, isn't there?
- Burada büyüleyici bir güzellik var.
- There isn't.
- Yok. - Hayır.
Which there... obviously isn't.
Ki tabiki yok.
There isn't one!
- Ortada isim falan yok.
Isn't there a saying about stones and glass houses?
Çamura taş atma üzerine sıçrar diye bir söz mü vardı?
There isn't anything that you can say to me that I don't already know.
Söyleyebileceğin ve benim zaten bilmediğim hiçbir şey yok.
Sara's off God knows where, and yet there's another blonde in a mask running around tuning up the bad guys, and it's you, isn't it?
Sara kim bilir nerede, ama yine de burada maskeli bir sarışın kötü adamları yakalıyor. Sensin, değil mi?
- There isn't. Oliver is gone.
Yok.
There isn't one thing that malcolm merlyn can say That any of us should believe.
Hiçbirimiz Merlyn'in söyleyeceği bir şeye inanamayız.
Do you think there will ever come a time when everything I say isn't some weird double entendre?
Sence söylediğim her şeyin garip bir şekilde iki tarafa da çekilmediği zamanlar olacak mı?
And if there isn't, even if you get Lyla back safe and sound, Oliver won't be the only one who lost his soul.
Yoksa bile, Lyla'yı sağ salim geri alsan bile ruhunu kaybeden tek kişi Oliver olmayacak.
- Maybe Simmons isn't in there.
- Simmons orada değildir belki.
The car had one long taillight, but I'm starting to believe that there isn't such a thing.
Arabanın bir uzun arka lambası vardı ama öyle bir şey olmadığını düşünmeye başladım.
there isn't another way.
Başka yolu yok.
A spirited thing, isn't she? I thought there were four of them?
Dört çocuk olduğunu sanıyordum.
Oh, just imagine it isn't there.
- Burada yokmuş gibi davranın.
Isn't there anything you can do about her?
Onun hakkında yapabileceğiniz bir şey yok mu?
What you're looking for isn't there.
Aradığın şey orada değil. Burada.
There isn't gonna be a wedding, Parker.
Düğün falan olmayacak Parker.
And the man who really shot our son is gonna go free, so... If we're almost "there," "there" isn't much.
Ve gerçekten oğlumuzu vuran adam serbest kalacak, yani neredeyse sona geldiysek, neredeyse çok değil.
There isn't any more time.
Daha fazla zaman yok.
Well, there really isn't any math for that.
Gerçekten bunun bir matematiği yok.
The house isn't haunted. There's no such thing as ghosts.
Ev hayaletli değil, burada hiç hayalet yok.
- Isn't there anyone you can reach out...
- Ona ulaşabileceğimiz herhangi bir yer...
If a child of France isn't safe on royal lands what chance is there for anyone else?
Eğer fransız bir çoçuk kendini kraliyet yollarında güvende hissetmiyorsa, diğerlerinin şansı ne kadardır?
Th-there isn't one.
- Nabzı yok.
So why isn't there any record of her being there on her phone?
O zaman neden telefonunda orada olduğu gösteren bir bilgi yok?
How do we get back on the war path if there isn't one?
Savaşma imkânı yoksa nasıl savaşmaya devam edebiliriz?
Fitz, isn't there some special light that finds blood?
Fitz, kanı bulan özel bir ışık yok muydu?
She isn't safe there.
Orada güvende değil.
But there's always a catch to this stuff, isn't there?
Bu tarz şeylerde her zaman bir "ama" vardır ama değil mi?
There isn't going to be a "from there" if we don't do something... right now.
- Hemen bir şeyler yapmadığımız sürece bir "sonra" olmayacak.
If I'm not there by that time... there isn't anything you can do to stop that from happening.
Eğer zamanında orada olmazsam bu konuda yapabileceğin bir şey yok demektir.
Okay, so... Isn't there someone else that can do it?
Tamam, bak yapabilecek başka kimse yok mu?
I know this is crazy, traveling halfway around the world to make sure someone isn't there.
Biliyorum bu delilik. Birinin orada olmadığına emin olmak için dünyanın yarısını dolaşmak.
I know what it's like..... to have a mum... who's different..... and isn't there for you.
Annenin farklı olmasını ve senin yanında olmamasını bilirim.
Just'cause we haven't proven anything doesn't mean something shady isn't going on over there.
Bir şeyi kanıtlamamış olmamız onların bir işler çevirmediği anlamına gelmiyor.
Isn't there a way to reset this? - What if you...
Yeniden başlatmanın bir yolu yok mu?
- Iris, there really isn't anything else to say.
Iris, konuşulacak pek bir şey yok artık.
~ Of course there bloody isn't!
- Tabii ki de doğru değil.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]