English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ Y ] / You know me so well

You know me so well traduction Turc

381 traduction parallèle
You know me so well.
Sen beni iyi tanırsın.
But if you know me so well, why have you not left me already?
Ama eğer beni bu kadar iyi tanıyorsan neden halen beni terketmedin.
You know me so well.
Beni çok iyi tanıyorsun.
How do you know me so well?
Beni nasıl bu kadar iyi tanıyorsunuz?
- You know me so well.
- Beni çok iyi tanıyorsun.
You know me so well... tell me what I'm gonna do now.
Madem beni iyi tanıyorsun şimdi ne yapacağımı söyle.
Since you know me so well, you know I quit giving them years ago.
Beni iyi tanıdığınıza göre biliyorsunuzdur röportajları yıllar önce bıraktım.
You know me so well.
- Beni çok iyi tanıyorsun.
You all think you know me so well.
- Portmantocu? - Beni çok iyi tanıdığınızı sanıyorsunuz.
You think you know me so well.
Beni çok iyi tanıdığını sanıyorsun.
I hate that you know me so well.
Beni bu kadar iyi tanımamanı isterdim.
You know me so well?
Beni o kadar iyi mi tanıyorsun?
Well, you know, they're pretty, but it's kind of odd, the whole idea of someone giving someone a flower'cause it's like, "Oh, you know, I like you, so let me give you something that's dying."
Güzeller ama biraz tuhaf tüm bu birine çiçek verme fikri şey demek gibi çünkü "senden hoşlanıyorum hadi bana ölen bir şey ver."
Well, folks you all know what we're here for so what's the good of me telling you all about it?
Pekâlâ millet neden buradayız biliyorsunuz. Bir de benim hatırlatmama ne gerek var?
Well, it struck me as curious ever since I met you... you know, from that very early moment ages ago... that you're so young, so lovely and so defeatist.
Sanki asırlar önce tanıştığımız ilk andan beri bu kadar genç, ve sevimli birisinin kaderci olması garibime gitmişti.
Yes. Oh, well thank you so much for letting me know.
Peki haber verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
Well, since you know so much about me...
- Hakkımda çok şey bildiğinize göre...
Well. Maybe since you know so much you can teach me.
İyi. belki fazlasıyla bildiğinden bana öğretebilirsin.
Well, you've always wanted to know what's kept me away from you so many weekends.
Hafta sonları beni senden uzak tutan şeyin ne olduğunu hep merak ediyordun.
Look, Trumbull, I know you pretty well, and you ain't the least bit concerned with my health, so what's on your mind, and how much is it going to cost me?
Bak Trumbull, Seni yeterince iyi tanıyorum. ve senin yapacağın son şey benim sağlığımla ilgilenmektir. Kafandan geçen nedir ve Bana neye mal olacak?
Well, I was ever so glad they abolished hanging, you know, because that black cap just didn't suit me.
İdamı kaldırmalarına sevindim çünkü o kara başlık bana uymuyordu.
You know bloody well what, so don't give me all that.
Neden bahsettiğimi bal gibi biliyorsun. Beni kandırmaya çalışma.
Now he's gonna ask me who you are, and he's gonna say he didn't know... we knew each other so well that you would come say good-bye to me here.
Bana kim olduğunuzu sordu, ben de birbirimizi iyi tanıdığımız için beni uğurlamak istemiş olabilir dedim.
Well, it's nice to know you can make me so hot.
Beni böyle tahrik edebildiğini bilmek de güzel.
You know... You're the only one to have treated me so well.
Biliyor musun, bana iyi davranan bir tek sen varsın.
Uh... well, darn it, you know he looked kind of sick to me so I thought...
Ah... şey, lanet olsun, bilirsin bana biraz hasta gibi geldi ben de düşündüm ki...
You know, you and me are probably the only two people under 60 in the whole of Hadleyville County, so we might as well make the best of it.
Hadleyville bölgesinde 60 yaşın altında iki kişiyiz. Keyfini de sürebiliriz.
Well, hey, you know, If big john wants me to step aside And let you show your clips, so be it.
Pekala, biliyor musun, eğer büyük John gitmemi istiyorsa ve senin kliplerinin oynatılmasını istiyorsa, öyle olsun.
Well, you know I have no insurance, so you must be killing me for the sport.
Hayat sigortam olmadığını biliyorsunuz beni spor olsun diye öldüreceksiniz demek.
Well, if you know so much about it what are you gonna trust me and Rafe for, huh, baby?
Ama, madem o kadar çok şey biliyorsun neden bana ve Rafe'e güveniyorsun?
You, who know me so well why do you trouble me?
Sen, beni gayet iyi bilen neden benimle uğraşıyorsun?
I don't want to know that he treated me not so bad,... and treated you not so good as well
Bana çok kotu davranmadığını bilmek istemiyorum,... ve ayni zamanda Çok iyi davranmadığını da
Well, if you'll excuse me someone stole an idea from me and cost me a modelling job so I'm going to handle this the only way that us Bundys know how :
İzninizle, biri benden bir fikir çaldı ve bana bir mankenlik işine mal oldu. Bu meseleyi Bundy'lerin bildiği tek yöntemle halledeceğim.
You know, it's funny after a couple of hours, I realized you weren't gonna pick me up so I thought, "Well, you know, I'm dizzy and my head hurts what better time to take the bus?"
Tuhaf ama birkaç saatten sonra beni almayacağınızı anladım ve otobüse binmek için başımın döndüğü ve ağrıdığı bir andan ideali olamaz dedim.
Well, you know, Kerry, the voters are looking for someone to keep this city under control, so... well, if the people need me... yes, I'll run.
Biliyorsun ki, Kerry, seçmenler şehri kontrol altında tutacak birini arıyor,... yani eğer insanların bana ihtiyacı varsa, ... evet, aday olacağım.
You know me well enough that I would never adopt so objectionable a course if another were possible.
Beni yeterince tanıyorsun, bir başka yolu varsa öylesine su götürür olanını asla benimsemem.
So I said, "Well, if you need a job... let me know, and I'll see if I can help you."
Ben de ona, "Eğer iş arıyorsan... bana haber ver, yardımım dokunabilir mi, görelim." dedim.
/ yes misio has also worked with me for a long time you know me well so i can tell you things i wouldn't tell others we can discuss more meaningful and personal topics the drawback is that you know my answers already
Beni duyuyor musun? Misio da uzun süredir benimle çalışıyor. Hepiniz beni yakından tanıyorsunuz.
Well, so far, you haven't told me anything I didn't already know.
Evet, şu ana kadar, bana bilmediğim yeni bir şey söylemedin.
So next time the love of your life's in trouble, let me know how well you function.
Hayatinin askinin basi dertte olsa,... sen nasil davranirsin görürüz.
Well, but she didn't do that to me, you know. She didn't give me anything. So don't worry.
* Bana öyle bir şey verdiği yok, boşa endişelenme yani.
So, Dad, you know all that talk about, well, you know, men and women and stuff, that you and Mom had with me a couple years ago?
Peki, Baba, bütün o konusmalar var ya, hani, hatirlarsin, kadin ve erkek muhabbetleri, hani birkaç yil önce annemle bana yaptiginiz?
It's just that it was so big and you obviously put a lot of time into it and you seem to know me so well.
Sadece çok büyük, yapmak için çok zaman harcamış gibisin, ve sanki beni iyi tanıyorsun.
You haven't known me this long to know me so well.
Beni bu kadar iyi çözecek kadar uzun süredir tanımıyorsun.
- Well... Yeah, you know, but he asked me to take another stab at it, so I figured I would.
Evet ama bir kez daha gözden geçirmemi istedi, ben de bakmaya karar verdim.
I don't know what it is that makes me love you so well... Good night.
İyi geceler o zaman.
But if... You know, if going to Ramelle and finding him, so he can go home, if that earns me the right to get back to my wife well, then... Then that's my mission.
Ancak Ramelle'e gidip, onu bularak, sağ salim evine ulaştırmam bana karımın yanına dönmemi sağlayacaksa o zaman benim görevim budur!
And I retorted, "Well, why don't you come along with me and if you see love, you hit me on the head so I'll know."
Ben de ona kızıp " o zaman neden benimle gelip aşk gördüğünde kafama vurmuyorsun?
So, Andy how well do you think you really know me?
Yani, Andy beni ne kadar iyi tanıyorsun?
Well, you know, if I blow off the paper, then I'll probably fail the class and if I fail the class, that could be the beginning of a downward spiral that dooms me to wait the tables of Capeside's greasy spoons for eternity so count me in.
Eğer ödevi vermezsem, muhtemelen dersten kalırım ve eğer dersten kalırsam, Capeside'ın yağlı kaşıklarıyla dolu masalarını sonsuza kadar beklememe mahkum edecek aşağı doğru inen bir spiralin başlangıcı olabilir. O yüzden beni de say.
Well, I got thinking about what we were talking the other night, you know, about me not having made any arrangements for myself, and so I just went out, and I bought myself a burial plot.
Düşündüm de Hani geçen gece konuşuyorsuk. Biliyorsun, Benimle ilgili hiçbir ayarlama

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]