English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ Y ] / You should be glad

You should be glad traduction Turc

158 traduction parallèle
Then you should be glad there's no mail for you.
O halde sana mektup gelmediğine memnun olmalısın.
By the way, you should be glad I overheard you.
Gerçeklere gelince... kapıları dinelemek, öğreticiymiş.
♪ And you know you should be glad ♪
♪ Memnun olmalısın ♪
♪ You know you should be glad ♪
♪ Memnun olmalısın ♪
You should be glad that they're here, Mr Poljac.
Burada oldukları için memnun olmanız gerekir, Bay Poljac.
You should be glad you didn't see it.
Görmediğiniz için çok şanslısınız.
Even if I die, I will die with honour. You should be glad for me.
Ölsem bile, onurlu bir şekilde öleceğim bundan menun olmalısın!
You should be glad the abbess is helping us.
Başrahibenin yardım etmesinden memnun olmalısınız.
And you should be glad because, if I did, I might have to fire a few rounds...
Ve şükretmelisiniz, eğer açsaydım bir kaç el ateş etmek zorunda kalırdım.
You should be glad like me.
Benim gibi mutlu olman gerek.
You should be glad we've got those Guide books.
O Rehber kitaplar olduğu için memnun olmalısın.
You should be glad to work for anybody.
Kimin yanında çalışırsan çalış memnun olursun sen.
You should be glad.
Mutlu olmalısın.
You should be glad I didn't hurtyou!
Seni kırmadığıma dua etmelisin.
You should be glad my father's dead.
Babamın öldüğüne memnun olman gerekir.
You should be glad that you are alive and that you were un-hibernated at all.
Hala canlı olduğunuza ve sizi uyandırdığımıza sevinmelisiniz.
You should be glad.
Sevinmelisin ama!
- You should be glad someone does.
- Birinin bunu yaptığı için memnun olmalısın.
You should be glad to hear it?
Bunu duyduğuna sevinmelisin.
You should be glad we caught him.
Onu yakaladığımıza sevinmelisin.
Maybe you should be glad.
Belki de buna sevinmelisin.
You should be glad.
Sevinmelisin.
We couldn't really afford to be depressed about relationships. All it does is make Asuka angry. You should be glad your parents are alive and you have food to eat.
Hepsi Asuka'yı kızdırdı.
You should be glad she's got a fella. I am glad, Maurice.
- Sevgilisi olduğu için mutlu olmalısın.
You should be glad that I'm in a good mood again and in love.
Güzel havamdayım çünkü aşık oldum.
Well, you should be glad.
Peki, sen mutlu olmalısın.
- You should be glad.
- Memnun olmalısın.
It is just money, you should be glad you're alive.
Olan parana oldu, hayatta olduğuna sevinmelisin.
No, no, you should be glad you did because now I'm going to return the favor... and give you a chance to save your precious Federation.
Hayır, buna sevinmelisiniz çünkü şimdi size kıymetli Federasyon'unuzu kurtarma şansı vererek bu iyiliğinizin karşılığını ödeyeceğim.
You should be glad for why i'm here
Burada olma nedenimden kıvanç duymalısın.
You should be glad.
Memnun olmalısın.
You should be glad you're not someone who has it easy who has no problems, because those people are often uninteresting.
Kolay bir hayatı olan biri olmadığına sevinmelisin sorunsuz biri olmadığına. Çünkü o insanlar genellikle sıkıcıdır.
You should be glad that I flaked.
Onları göndermediğim için mutlu olmalısın.
But tomorrow morning, if you should wake out of your dreams... and hear a knock and the door opens, and there, instead of a maid with a breakfast tray... stands a policeman with a warrant, then you'll be glad you are alone.
Ama yarın sabah... rüyandan uyanacak olursan... ve kapının çalınıp açıldığını görürsen... orada elinde bir kahvaltı tepsisi tutan hizmetçi yerine... tutuklama emriyle bir polis olursa... yalnız olduğuna sevineceksin.
And if you should change your mind, let us say, within the next two years... I will only be too glad to take them back.
Fikrinizi değiştirirseniz, diyelim iki sene içinde memnuniyetle geri alırım.
Thank you Mr. Alastair we should be very glad to.
Teşekkür ederim, Bay Alastair. Memnun kalırız.
And well if you would care to keep me informed if you should discover anything I would be only too glad to help you.
Bir şeyler bulmanız halinde beni de haberdar edecek olursanız, size yadımcı olmaktan büyük mutluluk duyarım.
But I should think you'd be glad to have people know how famous you are.
Fakat sanırım insanların senin ne denli ünlü olduğunu bilmelerinden memnun olurdun.
- I should think you'd be glad he got it.
- Buna sevineceğini düşünmüştüm.
If you should change your mind about joining us... I shall always be glad to welcome your help.
Eğer bize katılma konusundaki fikrini değiştirecek olursan yardımını kabul etmekten daima mutluluk duyarım.
I should think you'd be glad to find out I'm not crooked.
Namussuz olmadığımı anladığında sevineceğini görmeliydim.
We should be glad to welcome you into our company.
Aramızda sizi de ağırlamaktan gurur duyarız.
No, on the contrary, you will oblige me. I should be glad to know what people say of me.
Hiç de bile, aksine, memnun olurum, hakkımda ne dendiğini öğrenmek beni mutlu eder.
Actually, they should be glad you're not bullying them.
Sen onları dövmediğin için şanslılar.
You should be glad that I killed him.
Onu öldürdüğüme memnun olmalısın.
If you're so fucking afraid of me, you should be glad to have it!
- Hayır!
I find out that I'm glad... that I should like you to be my cousin.
Şunu itiraf etmeliyim.
I should be glad to meet you at the Sea View Hotel, opposite the pier.
Sizinle rıhtımın karşısındaki Sea View Otel'de buluşmak isterim.
I should be glad to take a turn in it... if you would favour me with your company.
Orada dolaşmaktan mutluluk duyarım....... tabii bana eşlik etme inceliğinde bulunursanız.
You should be glad your parents are alive and you have food to eat. I don't know why she gets so mad.
Niye sinirleniyor ki acaba?
I'm glad you're feeling all right, but none of us should be taking any risks until we know exactly what's going on.
Kendini iyi hissetmene sevindim, ama hiç birimiz neyin ne olduğunu tam olarak öğrenmeden riske girmemeliyiz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]