English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ D ] / Dair

Dair tradutor Turco

32,786 parallel translation
"You would totally believe any story about me being a dick."
" Sik kafalı olduğuma dair duyduğunuz hikâyelere bütünüyle inandınız.
The problem is that the court doesn't want to intervene unless there's hard evidence that the child's welfare could be endangered.
Sorun şu ki mahkeme çocuğun durumunun tehlikede olacağına dair sağlam kanıtlar bulmadan engel olmak istemiyor.
There's no record of her working for either directorate to the CIA, or any other intelligence agency.
CIA müdürlüğü ile veya başka bir istihbarat bürosuyla çalıştığına dair bir kayıt yok.
My top issue on Election Day : surveillance.
Benim seçim gününe dair en önemli endişem gözetim.
Now, we have proof the Kree are abducting them from Earth.
Şimdi Kree'nin onları Dünya'dan kaçırdığına dair kanıtımız var.
We have reason to believe someone wants to attack the assembly today.
Bugünkü toplantıya birilerinin saldırı düzenlemek isteyeceğine dair sebepler var.
He's been telling my boys different stories about who his father might be.
Babasının kim olabileceğine dair, çocuklarıma değişik hikayeler anlatıyor.
There's not some sort of fire station paper trail out there, Jack.
İtfaiyenin önüne terkedildiğine dair bir belge bir kanıt yok, jack.
Is this everything for the exits?
Çıkışlara dair her şey bu kadar mı?
No clue what they need the tablet for, but it's probably not to play Pokémon Go.
O tableti neden istediklerine dair bir ipucu yok ama tahminen Pokemon Go oynamak için değil.
I just received word there may be an attempt on your life.
Hayatınıza kast edilebileceğine dair bir haber aldım az önce.
you know and ask them what do they think that nutrition is and you can hear all kinds of comments.
O da yoğun bir kafa karışıklığı. Bilim alanının dışındakilerle anket yapın, beslenmenin ne olduğuna dair fikirlerini sorun, bin bir türlü yorum dinlersiniz.
there's no evidence that it works in fact a large meta-analysis that looked at 89 studies showed that it didn't make any difference but besides that wouldn't it be better to lower the omega 6 stop eating all those
Bunun işe yaradığına dair hiçbir kanıt yok. Hatta 89 araştırmayı ele alan büyük bir meta analize göre, sağlık açısından hiçbir farklı sonuç getirmiyor ama bunun yanı sıra, beslenme düzeninde omega-6 yağ asidini azaltmak daha iyi olmaz mı? Kara hayvanlarını yemeyi bırakın.
too.
Kanserin bile arttığına dair kanıt var.
there was data suggesting but now the preponderance of evidence is that so there's this billion dollar industry that's basically selling people fish oil as snake oil.
Başlarda yararlı olabileceğine dair kanıtlar vardı ancak artık balık yağının işe yaramadığına dair kanıtlar ağır basıyor. Yani balık yağı satarak insanları kandıran milyar dolarlık bir endüstri var.
There is a great deal of evidence that erectile dysfunction is caused by diet in many instances.
Sertleşme bozukluğunun birçok durumda beslenme düzeninden ileri geldiğine dair çok fazla kanıt var.
They may give it different names different types they're all wrong.
Ticari diyetlerdeki sahtekarlıklar Farklı isimler verseler de, doğru olduğuna dair farklı savlar ileri sürmeye çalışsalar da hepsi yanılıyor.
But somebody's decided they're going to be vegan in other words eat no animal foods they've made a declaration as to their physical and mental strength and their willingness to work hard.
Ancak bir insan vegan olmaya yani hiçbir hayvansal gıda yememeye karar verirse, fiziksel ve zihinsel gücüne ve sıkı çalışma konusundaki ilgi ve istekliliğine dair bir mesaj vermiş olur.
The insane mindset that... animal protein is the key to being very healthy almost killed me.
Hayvansal proteinin, çok sağlıklı olmanın anahtarı olduğuna dair çılgın zihniyet beni neredeyse öldürüyordu.
A common misconception is that a whole foods plant-based diet is very expensive.
Doğal bitkisel beslenmenin çok pahalı olduğuna dair yanlış bir algı var.
[Michal] At this point of my journey I already had seen enough evidence about the benefits and safety of a plant-based diet for adults but was this lifestyle also ideal and safe for children?
Yolculuğumun bu aşamasında, yetişkinler için bitkisel beslenmenin yararları ve güvenliğine dair yeterince kanıt görmüştüm.
Deciding to tell anyone about those things is completely up to me.
Bu konu hakkında kimseye söylemeyeceğime dair karar tamamen bana kalmış.
The news service is calling it terrorist propaganda and reassuring the public the Führer is alive and well.
Haber servisi bunu terörist propaganda olarak adlandırdı ve halkı Führer'in hayatta ve sağlıklı olduğuna dair rahatlattı.
Look, for the last time, I have no new information concerning the interrogation of Majid Nassar, including his whereabouts or any information that he may or may not have provided and would have been classified.
Son kez diyeyim, Majid Nassar'ın sorgusuna dair elimde yeni bir bilgi yok buna yeri ve bize verdiği ya da vermediği tüm bilgiler de dâhil ki bunlar zaten gizli olurdu.
All the stories Reddington's told you about who he is and his connection to you- - he knew you were looking for answers and he took advantage of that to re-enter your life.
Reddington'ın kim olduğuna ve seninle olan bağlantısına dair... anlattığı her hikaye- - yanıtlar aradığını biliyordu ve... hayatına tekrar girmek için bu fırsatı değerlendirdi.
We have no idea where she is or what he's doing with her.
Nerede olduğuna ya da ona ne yaptığına dair hiç bir fikrimiz yok.
But... my daughter is missing, and if you have any idea how to find her, you've got to tell me.
Ama... kızım kayıp, ve onu nasıl bulacağımıza dair bir fikrin varsa... bana söylemelisin.
Thanks to you, Harold, he's on high alert, and we just lost my best lead on Kirk and Agnes.
Sayende Harold, o alarma geçti ve, Kirk ve Agnes'e dair en iyi ipucumu kaybettim.
I know it's hard to hear, but the Bureau doesn't have any actionable intel on the whereabouts of Kirk or your daughter.
Bunu duymak zor biliyorum ama, Büro'nun elinde Kirk yada kızınızın nerede olduğuna dair... harekete geçebilecek bir istihbarat yok.
Do you have any idea what was in that sample?
O örnekte ne olduğuna dair bir fikrin var mı?
The only blessing is that this accursed disease that has afflicted his family for generations is passed from father to son and that Masha is safe.
Ailesinde nesillerdir var olan bu lanetli hastalığa... dair bildiğim tek şey işe, babadan oğula geçmesi... ve Masha'nın güvende olması.
No defensive wounds, no bruises, and the body wasn't moved postmortem.
Savunma yarası, morarma ya da ölüm sonrası cesedin taşındığına dair bir iz yokmuş.
I need assurances that your evidence will be destroyed, and your word as an agent is definitely not satisfactory.
Kanıtlarının yok edileceğine dair teminat istiyorum. Bir ajan olarak söz vermeniz kesinlikle beni tatmin etmiyor.
- Maybe we'll get lucky and he'll, you know, come back here and paint something on the wall saying he sailed off to Hawaii.
- Eğer şanslıysak Pat buraya gelir ve Hawaii'ye gittiğine dair duvarlara bir şeyler yazar.
Captain Slavin, I will surrender to you, but what assurance will you give me that my daughter and the boy will be released?
Yüzbaşı Slavin, size teslim olacağım fakat kızım ve oğlanın teslim edileceklerine dair bana ne güvence vereceksiniz?
There's no evidence of any ongoing condition.
Süregeldiğine dair hiçbir bulgu yok.
He gave me explicit instructions where to find it.
Nerede bulacağıma dair detaylı talimat verdi.
I highly doubt she was raised by wolves.
Kurtlar tarafından büyütüldüğüne dair büyük şüphelerim var.
Big problem here, of course, is the wildlife, because how do you accurately warn motorists that there may be a deer-y thing ahead and it could be full of helium?
Elbette buradaki asıl problem doğal hayat çünkü sürücüleri ileride helyumla dolu geyiğimsi bir şey olabileceğine dair nasıl uyarabilirsiniz ki?
In this country, you can't knock a house down if the council find evidence of bats living in it.
Bu ülkede, eğer konsey bir evde yarasa yaşadığına dair kanıt bulursa, o evi yıkamıyorsunuz.
The thing is, it doesn't, and they're still at it, because the cycle cops around here, and there's a lot of them, they managed to persuade the government that they need mountain bikes.
Konu şu, yapmıyorlar ve yapmayacaklar da çünkü buradaki bisikletli polisler ki onlardan binlercesi var hükümeti dağ bisikletlerine ihtiyaçları olduğuna dair ikna etmişler.
I've had an idea of how we can fill the time that would have been taken up by the late Golden Earring.
Golden Earring'ten arta kalan zamanı nasıl dolduracağımıza dair aklıma bir fikir geldi.
We've always been very worried in Europe that this idea is gonna come over here, but the Dutch have it covered, because in these motorist accessory shops, you can buy inflatable people.
Her zaman içimizde, bu şeyin Avrupaya geleceğine dair bir korku olmuştu. Ama Hollanda'lılar buna da bir çözüm bulmuş. Çünkü bu dükkanlarda şişme insanlardan alabilirsiniz.
I could prattle on for hours about what the Alfa Romeo badge means, and how, with its carbon-fibre tub, this isn't really a sports car.
Alfa Romeo'nun simgesi hakkında saatlerce saçma sapan konuşabilirim. Ve tabi ki, karbonfiber yapısıyla bir spor araba olmadığına dair atıp tutabilirim.
The problem was, for all its might, Ford didn't have a clue how to win at Le Mans.
Problem şuydu ki, Her ne kadar büyük olursa olsun Ford'un Le Mans'ı nasıl kazanacağına dair hiçbir fikri yoktu.
It gave us hope that some people were still alive.
Bazılarının hâlâ yaşadığına dair bize ümit verdi.
A doctor was falsely accused of killing his wife in their home, even though he swore another man did it.
Bir doktor yanlışlıkla evlerinde karısını öldürmekle suçlanıyordu başka bir adamın öldürdüğüne dair yemin etmesine rağmen.
I've already seen two reports stating the victim was just some deranged fan who slapped together a manipulated video to slander Trinity.
Trinity'e iftira atmak için birlikte ayarlanmış bir videodan sille yiyen hayranın kurban olarak altüst edildiğine dair iki durum raporunu zaten gördüm.
True, but, Ryan, promise me you're not gonna do anything stupid.
Doğru, ama, Ryan, başka bir salaklık yapmayacağına dair söz ver bana.
No, he had no idea what I was talking about.
Hayır. Ne anlattığıma dair hiçbir fikri yoktu.
I got 22 so far.
Anneme neden kızgın olduğuma dair bir liste.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]