English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ D ] / Deceit

Deceit tradutor Turco

516 parallel translation
There's only one thing we know about her - she's full of deceit.
Onun hakkında bildiğimiz tek bir şey var, o da tam bir düzenbaz olduğu.
No more deceit.
Artık yalan yok.
One night when I found that she'd come back quietly from London, I thought that Ravell was with her, and I knew then I couldn't stand this life of fiilth and deceit any longer.
Bir gece, Londra'dan gizlice dönmüş olduğunu öğrenince Favell'le burada olduklarını anladım ve artık bu pislik ve yalan dolu yaşama daha fazla dayanamayacağımı da anladım.
A brilliant record of rapacity, cruelty, torture, deceit and murder.
Açgüzlülüğün, zalimliğin, işkencenin, hilenin ve cinayetin kayıtları.
Everywhere we'll be met with lies and deceit.
Her yerde yalan ve aldatmaca olacak.
No deceit, no surprises, no disgust.
Aldatma yok, sürpriz yok, nefret yok.
O Deceit!
Düzenbazlık!
Deceit?
Hilekârlığa mı?
"The man I'm in love with is full of deceit"
"Sevdiğim adam yalancıymış."
And there isn't a thing but imagination and lies and deceit and tricks.
Hayallerin, yalanların, düzenbazlığın ve de numaraların dışında bir şey yok!
You will die for your deceit!
Hilekarlığın için öleceksin!
What Clarence but a quicksand of deceit?
Arkamdan kuyumu kazma cüretini nereden buldun?
Sweet prince, the untainted virtue of your years... hath not yet dived into the world's deceit.
Tatlı Prens, o kadar küçük ve masumsun ki henüz dünyanın dolaplarına aklın ermiyor.
If Wang discovers your deceit, we'll never leave the city.
Hakan oynunu fark ederse asla birlik göndermez.
But warn him there must be no treachery or deceit.
Hicbir düzenbazlik olmamasi hususunda uyar onu.
I assure you, my lord, no deceit exists.
Sizi temin ederim ki, lordum, olmayacak.
And to think that if there ever was a woman created for every kind of deceit and vice, of betrayal and debauchery, she's the very one.
Varsayalım ki, her çeşit hile, ahlaksızlık, ihanet ve baştan çıkarma için bir kadın yaratılmış olsun o tam bir insandır.
Secret foreign-capital, Tax-deceit...
Yabancı sermaye, Gizli Servis, Vergi kaçakçıIığı...
More lies? More deceit?
Daha fazla kandırmaca mı?
He that hath clean hands and a pure heart who hath not vanity nor sworn deceit....
Elleri pak, yüreği temiz olan yalan yere and içmeyen,
I'll make him pay for his deceit.
Onun hile için ödeme yapacağım.
The Pharisees were masters of deceit, educated.
Ferisi'ler eğitilmiş hile ve yalan ustalarıydılar.
Mark, my Masters... there is among us a brood of discreet traitors... to which deceit the King can brook no longer.
Yalnız dikkat edin efendiler. Aramızda çok ihtiyatlı davranan Bazı hainler var... ki Kral buna artık müsamaha göstermeyecek.
There was no deceit, much less rape.
Tecavüzü bırakın en ufak bir kandırmaca bile olmadı.
We do not tolerate deceit.
Aldatmayı bağışlamayız.
Yes, we live in a world of avarice and deceit.
Açgözlülük ve hile dolu bir dünyadayız.
If he gets the notion that strap cancels out all the deceit and disobedience, it's too easy for both of you.
Dayağın, tüm aldatmaca ve itaatsizliği hakladığını düşünürse ikiniz için de her şey çok kolay olur.
Duplicity, deceit and subterfuge
İki yüzlülüğü, düzenbazlığı ve kurnazlığı
I hate deceit!
Aşağılanmaktan nefret ediyorum!
A thousand broken marriages come across my desk - infidelities, domestic deceit.
Karşıma binlerce bozulmuş evlilik gelir - sadakatsizlikler, birbirini aldatan eşler.
Where fraud, deceit, and malice... are mingled with truth and sincerity.
Sahtekarlığın, hilekarlığın, fesadın doğru ve dürüstlükle karıştığı bir yeri.
I intend to get to the bottom of this web of deceit and confusion if it takes me the rest of my life!
Bu aldatma ve karışıklık ağını çözmeye niyetliyim... ömrümün sonuna dek sürse de!
The deceit of this theory it came the light in 1936, when, without consulting France, the King Leopoldo of Belgium he opted to the neutrality e closed the borders even though to French military observers.
1936'da Belçika kralı Leopold'ün, Fransızlar'ın fikrini dahi almadan tarafsızlık ilan ederek sınırlarını kapatmasıyla bunun ne kadar aptalca bir fikir olduğu da açığa çıktı.
who drew him by deceit into the Mexican adventure.
Napolyon onu Meksika macerası ile kandırarak ilgisini çekti.
I can still hear that voice accusing me of deceit and treachery.
Beni hainlik ve düzenbazlıkla suçlayan o sesi hala duyabiliyorum.
We rule over death, lies, and deceit.
Hükmederiz.
In Lórien, the sorceress of the Golden Wood... weaves her webs of deceit.
Lorien'de Altın Ormanın Cadısı tuzak kuruyor.
Deceive the greatest master of deceit of this century.
Yüzyılın en büyük hile ustasını kandırmaya çalışacaksın.
Hasn't there been enough lying and deceit between these walls?
Bu duvarlar arasında yalan ve aldatma yetmedi mi?
"No one profits by deceit."
"Yalanın kimseye bir faydası olmaz."
All her rebellion, deceit, folly, dirty-mindedness... has been turned out of her.
Tüm asiliği, hilekarlığı, budalalığı kirli düşüceliliği dışarı atıIdı
But your swordsmanship is marred by, deceit and greed ; very untraditional.
Ama silahşörlüğün hile ve hırsla bozulmuş! Olması gereken iyi niyet ve bilgelik yok sende!
I was so incensed with the forgery of deceit that I came straight to you sir.
Aldatıldığım için o kadar kızgındım ki doğruca size geldim bayım.
Why did you resort to deceit?
Neden aldatmacaya başvurdun?
How many faces filled with scorn and deceit?
Küçümseyen ve riyakar kaç farklı yüz?
Words are a deceit.
Kelimeler aldatıcıdır.
This look, this deceit...
Bakışı, bu aşağılık...
- I call it deceit.
- "Aldatalım" desene şuna.
How would you like a life of luxury and deceit?
Lüks ve üçkağıt içinde yaşamaya ne dersiniz?
Envoys who come to me in deceit remain in death.
Yalancıların sonu mutlak ölümdür.
What better safe deposit for deceit, hmm?
Aldatmak için bundan daha iyi kasa olabilir mi? İhanet etmiş parlak gözleri ne sıklıkla yansıtmış?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]