English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ E ] / Endure

Endure tradutor Turco

1,698 parallel translation
Suffer through killer exams, endure 100-hour weeks, stand for hours on end in operating rooms.
Öldürücü sınavlara katlanmak, haftada 100-saat çalışmaya dayanmak, saatlerce ameliyathanede durmak...
Every seven days, my friends are reminded of a basic human truth- - there is nothing more important than friendships that endure, especially in a world that insists on changing.
Her yedi günde bir, dostlarım... Değişmekte ısrarlı olan bu dünyada... Hiç bir şeyin, dostluk kadar kalıcı olmadığı...
There is nothing more important than friendships that endure.
Hiç bir şeyin, dostluk kadar kalıcı olmadığı...
As is the injustice of it, as well as the grace with which you endure it.
Hem barındırdığı haksızlığı hem de mücadele için katlandığınız acıyı.
May God grant him the courage to endure his tribulations.
Tanrı, ona çileleri için dayanma gücü versin.
You must shut your eyes and endure. Like your betters have done before you.
Gözlerini kapatacaksın ve senden öncekiler gibi katlanacaksın.
Sometimes I think that from now on I could endure everything imaginable, as long as it comes from the outside and not from deep within my treacherous heart.
Bazen, hain yüreğimin içinden değil de dışarıdan geldiği sürece hayal edilebilecek en kötü şeylere bile katlanabileceğimi düşünüyorum.
"which his own decided confident temper could not endure."
" tahammül edemiyeceği bir mizaç bozukluğu göstermişti.
That's what I try to do. But the owner did not endure the floor forever.
Yani demek istediğim, sonsuza kadar seni burda kimse tutamaz
I'll just have to endure it.
N'apalim katlanacagiz artik!
Lord, help your son to endure these dreadful sufferings.
Tanrı bu büyük acıyla baş etmen için yardımcın olsun evlat.
No doubt when you are married, you'll never give a thought for me here all alone, and all the trials I have to endure.
Şüphesiz, sen evlendiğin zaman beni burada asla bir başıma bırakmazsın ve tüm o çilelere katlanmak zorunda kalmam.
But the measurements on its orbit indicate... that it's round enough to avoid the squashing and stretching... that its smaller cousins endure from Jupiter.
Yörünge ölçümleri, küçük kuzenlerinin katlandığı Jüpiter'den kaynaklanan ezme ve çekme kuvvetlerinden kurtulmak için yeterince yuvarlak.
We got up, we endure the rope.
Ayağa kalkıp iplere gideceğiz.
! Year after year, I had to endure wearing comical hats while being forced into the crowded, sweaty hell of bouncy castles.
Her yıl, ter kokulu, kalabalık cehennem gibi, zıplayan şatolarda komik şapkalar giymeye zorlandım.
By serving the Lord, you live in hope and endure hardships...
Tanrıya hizmet etmek, umut ve zorluklara dayanma gücü verir.
I could endure it for Maria.
Meryem için buna katlanırım.
Τhen how much longer will you endure this humiliation?
Öyleyse bu utanca daha ne kadar katlanacaksın?
How much more do you think you can endure?
Daha ne kadar dayanabileceğini sanıyorsun?
unable to endure the pain... let me bear it with you.
Eğer bu acıya tek başına katlanamayacağını düşünüyorsan bırak da yükünü paylaşayım.
But that film will endure, got weight.
Ama o film daimi olacak, potansiyeli var.
I'll not endure it! "
Ona katlanmayacağım! "
I mean, no matter how badly I behave.. you will endure it?
Demek istediğim, ne kadar kötü davranırsam.. tahammül edeceksin?
she probably trained to endure torture.
Çok da yetenekliydi. Herhâlde işkenceye dayanması için de eğitim almıştır.
" to overcome, to endure, to transform,
" dayanması, değişmesi, sevmesi...
They can endure anything, as long as they have hope.
Umutlarını kaybetmedikleri sürece her şeye katlanırlar.
Interestingly, many people share the dream of flying and endure the nightmare of being pursued.
İlginç bir şekilde, uçma rüyaları görmek ya da kabuslarında takip edildiğini görmek bir çok insan için ortak şeylerdir.
Normally, no one could endure such treatment without feeling pain, but Steve has been feeling something completely different.
Normalde kimse böyle bir işleme acı hissetmeksizin dayanamazdı. Ama Steve şu anda tamamen farklı şeyler hissediyor.
Weeping may endure through the night.
"Gözyaşları gece boyu dinmese de..."
This could be the last generation this ancient partnership will endure.
Onlar, bu çok eskiye dayanan işbirliğinin son temsilcileri olabilirler.
Just endure it
İdare etmeye bak.
WOULD YOU ENDURE THAT FOR A GUY?
Bir adam için buna dayanılır mı?
But to make enough antibodies to produce a scorpion antivenin, he'd have to endure sting after sting.
Ama akrep zehrine karşı yeterli antikoru üretmek için defalarca sokulmaya dayanmalısın.
"So dear I love him that with him all deaths I could endure, without him no life."
"Seni okadar çok seviyorum ki ölmene dayanamam, sensiz bir ömür yaşayamam".
I hold this post to be so inconsistent with my honor and dignity I can no longer endure it.
Bu görevi onurum ve şerefimle o kadar tutarsız buluyorum ki buna daha fazla dayanamayacağım.
My dear friend, Tried myself in the school of human affliction, I know well and feel what you have lost, what you have suffered, are suffering and have yet to endure.
Sevgili dostum, kendini insanoğlunun keder mektebinde sınamış biri olarak kaybettiğini, çektiğin ve çekmekte olduğun acıyı, ve yine de katlanmak zorunda olduğunu gayet iyi biliyorum ve bunları hissediyorum.
Perhaps I'd be able to endure my sadness, others do.
Sonra belki, diğerlerinin yaptığı gibi, bu acımı dindirmek isteyeceğim.
And then no need To endure anymore
Sonrasında artık Katlanmak gerekmeyecek
Now that he is burning in hell, we have to endure your sweet dreams of Shirin.
Ama o artık cehennemde yandığına göre senin Şirin'li rüyalarına katlanacağız.
A deprivation I shall endure as stoically as I can.
Elimden geldiğince katlanmaya çalışacağım bir talihsizlik.
She will find a way to endure it.
Buna katlanmanın bir yolunu bulacak.
we are not condemned to endure our lives.
Hayatlarımıza katlanmakla yükümlü değiliz.
I shall endure it with Darcy because enduration is the speciality of our sex.
Darcy'e katlanacağım çünkü bu cinselliğin bir gereği.
I endure on three-quarters of the labour only for this moment.
Sırf bu an için üç kat daha fazla iş yaptım.
Or else I would never endure this ordeal.
Yoksa şu katlanılacak çile değil.
You said you could not endure seeing me...
Sen sadece artık beni görmeye tahammül edemediğini söyledin.
That i remove myself from the mac taylor murder investigation, I'm afraid you're going to endure This mediocre cup of coffee for nothing.
Mac Taylor cinayet soruşturmasından çekilmemi istemeye geldiyseniz korkarım bu kahve sohbetine boşu boşuna katlanıyorsunuz demektir.
It's no use trying to endure it.
Dayanmaya çalışmak işe yaramaz.
I endure what I must, Amy. I don't complain.
Katlanıyorum, Amy.Şikayet etmiyorum.
But, of course, it takes strength of character to endure confinement here, year after year, and still preserve one's self-respect, feel conscious that one is a gentleman.
Fakat, kuşkusuz, yıllar geçtikçe, kapatılmaya katlanmak bir beyefendi için daha çok cesaret, kendine saygını korumayı ve bilinçli olmayı gerektiriyor.
If I have to endure this game for one more minute,
Hayır.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]