English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ E ] / Enemy territory

Enemy territory tradutor Turco

160 parallel translation
Should you be forced down in enemy territory pull this cord, and the contents will be completely destroyed.
Düşman bölgesine iniş yapmak zorunda kalırsan bu ipi çek. Kutunun muhteviyatı yok olacaktır.
That's enemy territory.
Orası düşman toprağı.
Enemy territory.
Düşman toprağı.
You know? There's nothing so refreshing as an afternoon out of doors in enemy territory.
Düşman topraklarındaki bir öğleden sonra havası kadar insanı ferahlatan başka bir şey yoktur.
This is what's known as penetrating into enemy territory.
İşte buna düşman toprağına girmek denir.
Suppose we were to drop a fellow out of a plane over enemy territory... with papers on him saying we were going to invade Greece... and his parachute didn't open up. The Germans would find him dead... and the papers... and "A-ha," they'd say, "look at this. " Officer with secret papers, parachute didn't open - they're going to invade Greece. "
Yunanistan'a çıkarma yapacağımıza ilişkin gizli belgeler taşıyan biri düşman toprakları üzerinde uçaktan paraşütle atlasa ve paraşütü açılmasa Almanlar adamın cesedini ve üzerindeki belgeleri bulduklarında "Bu subayın paraşütü açılmamış ve belgelere göre çıkarma Yunanistan'a yapılacakmış," demezler mi?
We're coming over enemy territory, Cobra Flight.
Düşman topraklarını giriyoruz, Kobra Filosu.
He was seen to parachute into enemy territory.
Düşman topraklarına paraşütle inmiş.
There's no way that survivors of the Akizuki clan would go to Yamana, the enemy territory.
Gördüğün gibi Akizuki Klanı'nın hayatta kalan fertlerinin Yamana'ya gidebilmeleri için, düşman bölgesinden geçmek dışında bir çareleri yok.
But you're going very deep into enemy territory.
Ama düşman bölgesinin içine gireceksiniz.
Sending him back to enemy territory, he had him parachuted over the sea
Arkadaşına düşman bölgesinde bir görev verdi. Ve onu paraşütle denizin öbür tarafına gönderdi.
Right smack in enemy territory.
Düşmanın tam ortasında kaldık.
At great risk to his personal safety... he consistently exercised individual initiative... making perilous night probes into enemy territory.
"Kendi hayatını büyük tehlikeye atıp... " her zaman kişisel inisiyatifini kullanarak... " düşman bölgesinde tehlikeli gece keşifleri yaptı.
- We near enemy territory yet?
- Düşman bölgesine yakın mıyız?
A long way through enemy territory. But with wheels and guns and fuel and a little luck...
Bunun için düşman topraklardan geçmemiz gerekecek ; ancak araç, silah, yakıt ve biraz şansla...
They had said that the Red Army it would never fight in its territory. That the first shot would be data in enemy territory.
Kızıl Ordu'nun kendi toprakları üzerinde değil düşman topraklarında savaşacağı ve ilk kurşunu orada atacağı söylenmişti.
We never believed that we could leaving to imprison in them, if we were abated on enemy territory.
Çünkü inanırdık ki asla düşman eline tutsak olarak geçmemeliyiz.
Now he planned a raid deep in enemy territory, to be supplied from the air.
Şimdi, düşman bölgesinin derinliklerine havadan yardımla beraber akın yapmayı planlıyordu.
Air transport for 10,000 men and 1, 000 pack animals, with stores, to jungle sites deep in enemy territory.
10 bin asker, sırtlarında yükle bin yük hayvanı için hava ulaşımı düşman bölgesinin derinliklerindeki cangıllara yapıldı.
Then make one circuit through enemy territory and then they're eligible to score.
Daha sonra düşman tarafında bir tur attıktan sonra her şey sayı yapmaya uygun hale gelir.
Over there is enemy territory... which we will conquer by force.
Karşıdaysa, zorla fethedeceğimiz düşman toprakları bulunmakta.
I taught him how to be completely self-sufficient, to operate in enemy territory.
Ona düşman bölgesinde hareket etmek için nasıl kendine yeterli olunacağını öğrettim.
Survivor of countless missions in enemy territory, killed in a dump for vagrancy! "
"Burada onur madalyası almış, baskınlardan sağ çıkmış ve bir kasabada serserilik yüzünden öldürülmüş John Rambo yatıyor."
You must enter into enemy territory... Grab the flag and... without their ruby the other.
Bayrağı almak için, rakibin sahasına gizlice girmek görünmeden ve yakalanmadan bayrağı alıp kaçmak gerekli.
we're almost over enemy territory.
Düşman topraklarına girdik.
what enemy territory?
Hangi düşman toprakları?
what enemy territory?
Hangi düşman toprakları mı?
We now get in enemy territory, Sir
Şimdi düşman bölgesindeyiz, efendim
We're getting close to enemy territory, so be on guard.
Düşman topraklarına yaklaşıyoruz, tetikte olun.
You are never alone, even when deep in enemy territory.
Düşman topraklarının ne kadar derinlerine gitmiş olursa olsun. "
This is enemy territory.
Burası düşman hattı. - Başın belaya girecek.
When we've had wars back home, sometimes one side would leave a few areas of enemy territory undamaged.
Gezegenimizdeki savaşlarda bazen taraflardan biri düşmanın elindeki bazı topraklara hiç dokunmazdı.
Don't forget we're in enemy territory.
Düşman bölgesinde olduğumuzu unutmayın.
... from his Group 303 and left behind in enemy territory.
... Birlik 303'ten uzaklaştı ve düşman sahasında bırakıldı.
Well, unfortunately, the wreckage was found inside enemy territory.
İyi. Maalesef enkaz, düşman bölgesinde bulundu.
Have infiltrated enemy territory without detection... and are making our way through the bowels of Zurg's fortress.
Düşman bölgesine farkedilmeden girdik ve Zurg'ün kalesinin içinde ilerliyoruz.
I don't see the need to use goats in enemy territory. I'll explain when we're alone.
Ama insan neden düşman arazisine bırakmak için keçi alır, gerçekten anlamıyorum.
- Our office is like enemy territory.
- Çünkü şirket düşman bölgesi gibi.
I'm sending sorties deep into enemy territory to strike at the heart of the Dominion!
Dominion'ı kalbinden vurmak için düşman bölgesinin derinliklerine sortiler yapacağız.
He'll kill us both and say we infiltrated enemy territory.
Her ikimizi de öldürüp, düşman sahasına girdiğimizi söyleyecek..
We were trained to keep moving in enemy territory.
Düşman bölgesinde ilerlemek için eğitildik.
Just the thought of being dropped in the middle of enemy territory...
Düşman bölgesinin ortasında dört bir tarafınız çevrili bir yere bırakılmışsınız.
Your territory is more about seeking refuge than about observing the line of the enemy and to study the attack...
Senin bölgen gözlem yapmaktan çok düşman saldırısından kaçanların... sığındığı bir bölge gibi görünüyor.
As in France, the previous year, Hitler was more worried in destroying the enemy forces in the ground, of what to take cities, or to conquer territory.
Hitler, Fransa'da yaptığı gibi şehirleri ilhak etmekten ziyade olabildiğince çok sayıda düşman kuvvetini yok etmek istiyordu.
Watson we are spies in an enemy's territory.
Watson, bizler düşman topraklarındaki casuslarız.
If the enemy comes into your territory, it means somethin'.
Eğer düşman senin bölgene gelirse, bunun bir anlamı vardır.
We're going against an enemy... who's defending his own territory.
Kendi topraklarını savunan... bir düşmanla karşı karşıyayız.
We don't have time. We're about to go into enemy territory.
Başka zamanımız kalmadı.
They would've perceived any encroachment on their territory as an enemy, Even a little kid like that.
Ufak bir çocuk bile olsa, kendi hükümranlık bölgelerinde ileri gidenlere tahammülleri yoktu.
However, both countries would not send men who know jack shit into their enemy's territory.
Yine de, her iki ülke de bir bok bilmeyen adamlar göndermez düşmanlarının topraklarına.
With less territory to defend, we can concentrate our troops and hold off any attack if the enemy attacks at all.
Savunacak daha az yer olunca, birliklerimizi bir noktada tutup saldırırlarsa ataklara karşılık verebiliriz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]