English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ F ] / Faked

Faked tradutor Turco

1,292 parallel translation
It's all faked.
Hepsi sahte.
We all faked a paper or two in our time.
Yazılı kağıtlarında biri iki hile yaptınız.
I never faked anything in my life.
Hayatım boyunca hiç yapmadım.
Let me check it out if it's faked or not.
Aldatmaca mı bir kontrol edeyim.
So, all right, what if...? She faked it.
Belki de bir sahtekarlık.
The daughter faked her own death to punish Papa.
Kız, babasını cezalandırmak için tasarladı bunu.
Miss Gilchrist sent poisoned wedding cake, a faked will and now Aunt Helen struck down with a blunt instrument.
Bayan Gilchrist'e zehirli pasta gönderildi. Sahte vasiyetname ve şimdi de Helen teyzenin başına sert bir cisimle vuruldu.
Whoever faked the will must have coshed Aunt Helen!
- Helen teyzeye vuran sahte vasiyetnameyi hazırlayandır.
You can't think anyone of the family faked the will and hit Helen on the head?
- Aileden birinin sahte vasiyetname hazırlayıp, Helen'e vurduğunu düşünmüyorsun umarım?
You're the detective. Find out who faked the will.
Sahte vasiyeti hazırlayanı bul.
It was me, I faked the will!
Vasiyeti ben hazırladım.
I faked the will to disinherit myself!
Kendimi mirastan ben mahrum ettim!
Just because it can be faked doesn't mean it is faked.
Sırf uydurulabileceği için uydurulduğu anlamına gelmez ama.
Vehicle's most likely an impound, sold under the table to some scammer who faked his tags.
Tüm araçlar hacizli gibiydi, ama el altından bazı düzenbazla sahte belgelerle satılmıştı
Karen Matthews faked those photos that she gave Catherine.
Catherine'a verdiği fotoğraflar sahteydi.
So, the rest of these were faked using Adam Esposito?
Yani, geri kalanların hepsi Adam Esposito'un sahte resimleri? Evet.
See, the government wouldn't have faked your deaths unless they had a damn good reason, and none of this changes that.
Bak, hükümet senin ölüm sahte olmazdı onlar bir lanet iyi bir neden vardı sürece, ve bu değişikliklerin hiçbiri.
I mean, I assume that is why you faked your own deaths, right?
Demek istediğim, bu yüzden sahte ölümünüzü ayarladığınıza göre..
You think she faked this whole thing?
Tüm bunları tezgahladığını mı düşünüyorsun?
Look I know you faked your own drowning.
Bak, kendi boğulmanı tezgahladığını biliyorum.
Oh, man, that's the best idea since they faked the moon landing.
Oh, dostum, bu onların aya iniş palavrasından beri akla gelen en iyi fikir.
You got a minute for your daddy? Get out of here, you spineless oaf! Oh, and by the way, I faked all those bowel movements.
Git burdan, seni cesaretsiz sersem.Bu arada, Bütün o bağırsak oyunları numaraydı.
I had to get away from those students, so I faked a page.
O öğrencilerden kaçmak zorundaydım. Sahte bir mesaj çektim.
You faked that.
- Kendin yaptın.
They faked the blood tests.
Kan tahlilleriyle oynadılar.
In 1980, you faked your death to collect on an insurance policy.
1980'de sigorta poliçeni alabilmek için sahte bir ölüm olayı hazırladın.
He bought a velour suit and faked his own death to get out of paying me back.
Bana paramı ödememek için sahte bir cenaze düzenlemiş.
She said she faked her own death to protect him.
Onu korumak için kendi ölümünü uydurduğunu söyledi.
She said she faked her own death to protect you.
Seni korumak için kendi ölümünü uydurduğunu söyledi.
We think she faked her own death and has been hiding out ever since.
Kendi ölümünü uydurduğunu ve ozamandan beri de saklandığını düşünüyoruz
He pulled an Elvis, faked his own death.
O Elvis'e çekmiş, kendi ölümünü uydurdu.
As you can see it's all arranged chronologically, from the birth of the Cobra until six years ago when he faked his own death and went underground. Here,
Gördüğünüz gibi her şey Kobra'nın doğumundan itibaren altı yıl önce kendi ölümünü uydurup yeraltına girdiği zamana kadar kronolojik olarak düzenlenmiştir
You faked your death?
Sahte ölüm mü yaptın?
You can't just tell a girl you faked your death to get away from her.
Gidipte ona senden ayrılmak için sahte ölümümü düzenledim diyemezsin.
I can't believe Dirk faked his death, too.
dirk'ün de sahte ölüm düzdenlediğine inanamıyorum.
You can't tell a girl two different men faked their deaths to get away from her.
Gidip de bir kıza iki ayrı erkeğin ondan ayrılmak için ölü takliti yaptıklarını söyleyemezsin.
Our petty officer faked his own murder.
Astsubay, kendi sahte ölümünü planladı.
Kate, this mojo faked his own death.
Kate, adam sahte ölümünü planladı.
You know, Gibbs, maybe Lambert faked his own death to get out the Navy.
Belki de Lambert donanmadan ayrılmak için ölü numarası yapıyor.
The reason Petty Officer Lambert faked his own murder.
Astsubay Lambert'in, sahte cinayetini planlama sebebi.
Your Petty Officer faked his own death.
Astsubay, sahte ölümünü planladı.
This the pretty officer who faked his murder, Jethro?
Bu, sahte ölümünü planlayan Astsubay değil mi Jethro?
Jamie Carr faked her own death.
Jamie Carr sahte ölümünü ayarladı.
I think you need something a little more solid than a breakdown from my girlfriend and some far-flung theory about how I faked my own carving.
Bence senin, kızarkadaşımla ilgili yaptığın tespitlerden daha güçlü şeylere ihtiyacın var. ayrıca kendimi nasıl kestiğimle alakalı daha nadide teorilere de.
But in this case, I faked the whole thing.
Ama bu hususta, her şeyi uydurdum.
We looked for a match with signals coming from the area around McTaggart's house at the time of the faked suicide.
Sahte intiharın gerçekleştiği zamanda, McTaggart'ın evinin bulunduğu civardan gelen aramalarla eşleştirmeye çalıştık.
You guys just faked that with Photoshop.
Bunu Photoshop'la yapmışsınız.
The faked drug test results?
Sahte test sonuçlarına mı?
Experts claimed that the paintings had been faked and that de Sautuola was either the victim or perpetrator of a hoax,
Uzmanlar sahte olduklarını düşündü ve Sautuola'nın sahtekar olduğunu söylediler,
- I faked the voice.
- Sesimi duyun istiyorum
Only problem Was he faked his credentials and his diploma.
Tek problem, sahte kimlik kartı ve diploma hazırlamış olması.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]