English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ G ] / Gymnasium

Gymnasium tradutor Turco

208 parallel translation
Should we lock them up with the other students in the gymnasium?
Onlarıda diğer öğrencilerle birlikte jimnastik salonuna kitleyelim mi?
We have permission to offer for the site of the duel the gymnasium at the barracks of our regiment.
Düellonun yapılacağı yer hakkında teklif verme yetkimiz var. Kışladaki spor salonu.
At 6 : 30am in the gymnasium of the barracks of the 2nd Ulans.
Saat 6 : 30'da, İkinci Süvari Tümeli Birliğinin kışlasındaki spor salonunda.
The Hotel Kaiserhof, the British Embassy, the Cafe Hohenzollern, and the gymnasium of the barracks of the 2nd Ulans.
Kaiserhof oteli, İngiliz Büyükelçiliği, Höhenzollern kafe ve İkinci Süvari Tümeli kışlasının spor salonunu.
You're a gymnasium instructor in Philadelphia.
Sen Philadelphia'daki bir spor öğretmenisin.
I knew that day at the gymnasium.
O gün spor salonunda anlamıştım.
This is a private gymnasium! I've got my orders!
Burası özel bir spor salonu!
- And he's in your gymnasium at the moment.
- Ve şu an spor salonunda.
Tell him to go at once to Fabian's gymnasium.
Ona hemen Fabian'ın spor salonuna gitmesini söyleyin.
You'll work out in a gymnasium, like Stillman's.
Stillman'ın salonu gibi bir yerde çalışalım.
And tomorrow, the gymnasium, the stables.
Ve yarın da spor salonu, ahır.
We're not running a gymnasium.
Spor salonu işletmiyoruz.
What about the gymnasium?
Peki ya spor salonu?
You can't have your gymnasium.
Sizin spor salonunuz yok.
He saw Catherine alone... but the two friends met at the gymnasium.
Catherine'le yalnız görüşüyordu... Ama doğal olarak iki arkadaş jimnastik salonunda karşılaştılar.
Mickey's running a gymnasium up in New Orleans.
Mickey, New Orleans'ta bir spor salonu işletiyormuş.
Meet me at the university gymnasium tomorrow morning at 9 : 00 and we'll dance.
Yarın sabah 9 : 00'da, üniversitenin spor salonuna gel. Dans edeceğiz.
I know what I saw him do in the gymnasium.
Spor salonunda olanları gördüm.
I'll be waiting for you at Etsuraku-en Gymnasium. from 1 a.m. to 3.
Etsuraku-en Jimnastik Salonu'nda, saat 1'le 3 arası bekliyor olacağım.
- Why not use the village gymnasium?
- Neden Köyün spor salonunu kullanmıyorsun?
Listen, I want to see 10 men walk back in that gymnasium... like they want to win a basketball game!
Dinleyin, 10 adamı sanki maçı kazanacakmış gibi sahaya... çıkmasını istiyorum.
We're using the gymnasium for any consulting.
Her tür muayene için spor salonunu kullanıyoruz.
Two barracks, a gymnasium, a garrison shop, a whorehouse -
İki kışla, bir spor salonu, bir garnizon dükkanı, bir kerhane...
Unless I miss my guess, this would be the gymnasium room.
Sanırım burası, jimlastik salonu.
I'm going to gymnasium in Zemun.
Ben Zemun'da ki liseye gidiyorum.
Today the school had visitors, people from the municipality, who came to get an impression of our school, and possibly give us a grant for a gymnasium.
Bugün okulumuzda ziyaretçilerimiz vardı. Okulumuzla ilgili izlenim edinmek ve spor salonuna bağış yapmak için belediyeden geldiler.
The gymnasium.
- Spor salonu.
- Yes, the gymnasium.
- Doğru ya, spor salonu.
You all know that we have had a visit from the municipality... and today I have heard we have been awarded the grant... for the proposed gymnasium.
Belediyeden yetkililerin okulumuzu ziyaret ettiğini biliyorsunuz. Bugün de bahsi geçen spor salonu için okulumuza hibe verileceği söylendi.
I know you don't think that we should have that gymnasium.
Spor salonuna gerek olmadığını düşündüğünü biliyorum.
HIGH SCHOOL GYMNASIUM HIGH SCHOOL GYMNASIUM
LİSE SPOR SALONU
Joey, do you ever hang around a gymnasium?
Joey, hiç spor salonlarına takılıyor musun?
Welcome to our little psychic gymnasium.
Bizim küçük zihinsel jimnastik salonumuza hoş geldin.
In Paris, at the gymnasium, at parties... Always the same faces.
Paris'te, lisede, partilerde hep aynı yüzler.
Classmates from the gymnasium
Hayır, liseden arkadaşlar.
But you can't drop me off in a gymnasium.
Ama beni bir spor salonuna bırakamazsınız.
Mr. Wise Guy here's taken upon himself to go to the gymnasium.
Bay Akıllı kendi, kendine spor salonuna gitmiş.
Until then, I shall leave the gymnasium.
O zamana kadar burayı terkediyorum.
" And touching him in... the gymnasium and elsewhere
"Salon ve diğer yerlerde ona dokunmaktadır."
He's somewhere between here, communications and the officers'gymnasium.
Burası, iletişim bölümü ve subay spor salonu arasında bir yerde.
There's a low-gravity gymnasium, too.
Düşük yerçekimli bir jimnastik salonu da var.
A gymnasium.
Spor salonu.
The gymnasium.
Jimnastik salonu.
Cmdr Riker and his father are in the gymnasium, about to engage in barbarism.
Yarbay Riker ve babası jimnastik salonunda... barbarlıkla meşgul olmak üzereler.
We're playing for a God damn gymnasium.
Bir jimnastik salonunda çalacağız.
Opposite was a classical gymnasium for boys St. Eberhard.
- Günaydın, bayanlar. - Günaydın, Rahibe Leontina.
I, with my things, my work in the gymnasium... friends, school... I can tell you almost do not see...
Ben spor salonundaki işim arkadaşlarım ve okul yüzünden benimkilerle doğru düzgün görüşemiyorum.
- That's the gymnasium throught there? .
- Oradaki jimnastik salonu.
- Are there also a gymnasium room here?
- Jimnastik salonu mu var?
- For a new gymnasium. - Perhaps I can help.
- Yeni spor salonu için.
- Hello everybody, I'm Ahmad Rashad and welcome to Seoul, Korea and the Jamsil gymnasium for an invitation tournament between the national teams of the Republic of Korea and the United States.
Herkese merhabalar, ben Ahmed Reshad. Seul - Kore Şampiyona Spor Salonu'na hoşgeldiniz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]