English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ H ] / Her best friend

Her best friend tradutor Turco

971 parallel translation
Ha-jung said how you were her best friend, even today.
Ha-jung senin bugün bile onun en iyi dostu olduğunu söyledi.
Please, I am her best friend.
Lütfen, ben O'nun en iyi arkadaşıyım.
She's her best friend.
Onun en yakın dostudur.
You're her best friend.
Söyleyemedim.
Not even to me, and I'm her best friend.
En iyi dostu olmama rağmen Benimle bile konuşmaz.
That's her best friend at school.
Caroline, okuldaki en iyi arkadaşı.
Your wife's worst enemy... - Yeah? -... and her best friend.
- İki tane istisna var ama, karını en sevmeyen kişi ve karının en iyi arkadaşı.
" And she has invited her best friend...
" Ayrıca en iyi arkadaşı olan...
Sophie's her best friend.
Sophie onun en iyi arkadaşı.
Well, her best friend Mary Dove works here.
En yakın arkadaşı Mary Dove burada çalışıyor.
Her best friend is Mrs. Margit Gluckmeister, she's... in the directory.
En iyi arkadaşı Margie Gluckmeister, telefon rehberinde var.
- They're from her best friend, Tracy.
- En iyi arkadaşı Tracy'den.
Her best friend came down to tell me.
En iyi arkadaşı gelip bana dedi ki :
I pretend to be her best friend, but it's baloney!
Onun en iyi arkadaşıymışım gibi davranıyorum, ama bu palavra!
I was her best friend when it happened.
Olay vuku bulduğunda, Erica'nın en yakın arkadaşıydım.
Yeah, she was on vacation in Maine with her best friend... and they met these two sailors who were in port for the night.
Evet, en iyi arkadaşıyla Maine'de tatildeydi. Geceleyin limanda iki denizciye rastladılar.
She often spoke of her best friend.
En iyi arkadaşı olarak bahsettiği biri vardı.
- I was just telling her, miss... right here, in front of me very eyes, his friend... his best pal, as you might rightly call him, takes out a pair of handcuffs, and snap, snap, and he's a prisoner.
Ben de tam ona anlatıyordum hanımefendi -... hemen burada, gözlerimin önünde arkadaşı, en iyi arkadaşı, tabii bunu siz diyebilirsiniz cebinden kelepçe çıkarttı ve şak, şak ; o bir hükümlü oluverdi.
You are supposed to be my best friend, and you're telling her this?
Bir de en iyi arkadaşım olacaksın. Ve ona bunları anlatıyorsun.
After all, Miss Holloway was her mother's best friend.
Sonuçta, Bayan Holloway annesinin en yakın arkadaşıydı.
Son, her pa was my best friend.
Evlat, onun babası benim dostumdu.
I'll always think of him as my best friend, but what do you want me to- -
O her zaman benim en iyi arkadaşım olarak kalacak, ama benden ne...
A girl's best friend is her mother.
Bir kızın en iyi arkadaşı annesidir.
It's best to contact her through one of her relatives, a friend of mine.
En iyi bağlantı bir akranından ya da arkadaşından olur.
I always thought that a girl's best friend was her mother.
Hep bir kızın en iyi arkadaşının, annesi olduğunu düşünmüşümdür.
In Caen where she spent the best years of her youth in a convent devoted to the way of truth Duperret's name she heard them recommend as a most sympathetic helpful friend.
En güzel gençlik yıllarını geçirdiği Caen'da hak yoluna tahsis edilmiş bir manastırda Duperret'nin adını duymuş birilerinden iyi bir dostmuş, yardımsever ve çok içten.
But you best take her, friend.
Ama en iyisi onu alman, dostum.
She's married but gets involved with her husband's best friend.
Evli ama kocasının en iyi dostuyla ilişkiye giriyor.
Can you imagine how brave it was of poor Mrs Sprout, even in her terrible distress, to suggest that I come to you, his best friend, and ask you to substitute?
Bay Sprout'un başına bu felaketler gelmişken, onun yerine, provalarımıza sizin gelmenizi istemek için buraya gelerek küstahlık mı etmiş oluyorum?
" To my best friend and most delightful comrade... to my only sweetheart and wonderful wife... I tender this likeness of her husband.
" En iyi arkadaşım ve biricik kader yoldaşım olan şahane karıma kocasıymış gibi bu mektubu sunuyorum.
My best friend was Karen Fienstein... and she got her period when she was 12, you know.
En iyi arkadaşım Karen Fienstein'dı. Adet gördüğünde 12 yaşındaydı.
I caught her in bed with my best friend.
Onu en iyi dostumla yatakta yakaladım.
And I'm Nicoletta von Niebuhr the bride's best friend, almost her sister.
Ve ben de Nicoletta von Niebuhr gelinin en iyi arkadaşı, neredeyse kardeşi.
You, whom I trust like the best friend I ever had and that shit-eating grin of yours day after day.
Beni aldatıp... sırtımdan vurduğun için allah cezanı versin! Ve her geçen gün yüzündeki bok yiyen sırıtışınla...
Unfortunately, it's rather a long aria... all about a wife's betrayal of her husband with his best friend.
Maalesef, çok uzun bir arya bir kadının eşinin en iyi arkadaşıyla, eşini aldatmasını anlatıyor.
i made up the story about her ankle, because... i didn't want you to know that i couldn't stand my best friend.
Ayak hikayesini ben uydurdum, çünkü... Bilmenizi istemedim Artık en iyi arkdaşım değil.
Every Good Guy has a name all his own, so he can be your very own best friend.
Her İyi Arkadaşın kendi ismi vardır,... yani size özel bir en iyi arkadaş olacaktır.
As usual... my best friend, Clip Metzler, tried to cheer me up.
Her zamanki gibi en iyi dostum Clip Metzler beni neşelendirmeye çalıştı.
"Please tell our good friend that I shall try my best to see him during his visit."
"Lütfen, dostumuza... "... onu ziyaret etmek için elimden gelen her şeyi yapacağımı söyle.
A girl's best friend is her mama.
Bir kızın en iyi arkadaşı annesidir.
I'm your best friend, but I've gotta say he's always been a perfect neighbor.
Ben sein en iyi arkadaşınım, ama söyliyeceğim o her zaman mükemmel bir komşu olmuştur.
Not her, Ford, but your best friend.
Ona da değil, Ford, ama en samimi dostuna.
Because she - She's the best friend I ever had, and I love her.
Çünkü o... o benim en iyi arkadaşım... ve onu seviyorum.
Bill's convenient separation from Janet allows Marina to move into her house where she suddenly becomes Marina's best friend.
Çocuğu kaçıracaklar, öldürecekler! Telefon sapıkları korkak olur. Bir şey olmaz.
If confusion about your love life is ruining your day, it's good to go to your best friend's and ruin her day, too.
Aşk hayatınla ilgili bu karışıklık gününü mahvediyor. Bence en iyi arkadaşımın evine gidip onun da hayatını mahvetmen iyi olur.
Me being your best friend and all, I'd like to know what the hell happened.
Her zaman senin en iyi arkadaşın oldum ve burada ne halt olduğunu bilmek istiyorum.
Judith came over to see me on some pretext... or rather, doing her "best friend" routine. She's trying to find out how much I know.
Judith aynı bahaneyle beni görmeyede geldi... yada en iyi arkadaş rutinini kullanarak ne akdar bildiğimi öğrenmeye çalışıyor.
Because Matt Carter is my best friend... - and I know everything about him, - Aww.
Çünkü Matt Carter benim en iyi arkadaşım ve ben onun hakkındaki her şeyi biliyorum.
Not because you caused the death of your best friend... not because you ran away with his wife, not because you then dumped her... but because you're past it.
- Söyle Çünkü sen ölen arkadaşının karısıyla kaçmıştın, ve sonrasında dağılmıştın artık tarih olmuştun.
She's not just her agent, she's her mother's best friend.
O sadece menajeri değil ayrıca annesinin en yakın arkadaşı.
Always been my best friend.
Her zaman en iyi dostum oldu.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]