English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ H ] / Heroic

Heroic tradutor Turco

1,422 parallel translation
Craig Hansen's only refuge... from his abusive father is a fantasy realm... home to that heroic protector of the weak...
Craig Hansen'ın küfürbaz babasından kaçmak için... tek sığındığı yer fantezi dünyasıydı... zayıfların koruyucusu...
You heroic motherfuckers kill me.
Siz yarak artistler beni öldüreceksiniz.
You've got the best girl in Bement, a beautiful boy, you got your memories of your heroic youth.
Bement'teki en güzel kızla evlisin. Harika bir oğlun var. - Anlatacak kahramanlık hikayelerin var.
I think a hundred years from now, this particular period, when most of the brightest | young theoretical physicists worked on string theory, will | be remembered as a heroic age, when theorists tried and succeeded to develop a unified theory | of all the phenomena of nature.
Ama diğer taraftan, acıklı bir başarısızlık dönemi olarak anılma ihtimali de yok değildir. Benim tahminim, birinci ihtimalin gerçekleşeceği yönündedir. Daha kesin bir cevap isterseniz, yüz yıl sonra gelin, söyleyeyim.
Come on. Don't get all heroic, Proteus.
Haydi kahramanlık yapma, Proteus.
In France, Driant's heroic sacrifice helped spark the flame of national defiance.
Driant'ın kahramanca ölümü, Fransa'da ulusal mukavemet ateşini yaktı.
We were off to the front, so once again, we had the pleasant prospect of being allowed a sweet heroic death for the beloved Fatherland.
Cepheye doğru yola koyulduk, bir kez daha sevgili vatanımız için kahramanca ölmek gibi hoş ümitlere sahiptik.
My Apollo's different from the original one... in that he's not your ultimate, sort of heroic type... who always seems to act in the best interests of those around him.
Benim Apollo'm orijinalinden, her zaman etrafındakilerin iyiliği için davranan, hayalinizdeki tam kahraman tipine uymaması ile orijinalinden biraz farklı.
You think of the band in terms of how heroic they were.
Bazen orkestra üyelerinin gerçek birer kahraman olduklarını düşünüyor insan.
There's one particular surfer who's turned silly into something downright heroic.
Bir sörfçü var ki, aptalca bir şeyi kahramanca bir şeye dönüştürdü.
and sent to just one favored prince in recognition of heroic loyalty and devotion to Christ's holy church.
Papa Leo tarafından kutsanır, ve sadece bir ayrıcalıklı prense, İsa'nın kutsal kilisesine kahramanca bağlılığının ve kendini adamasının takdiri olarak gönderilir.
"And then they made their heroic escape!"
"Ve muhteşem çıkışlarını yaptılar!"
You'd never catch that rabbit being this heroic.
Bu tavşanın asla bu kadar kahramanlık yaptığını göremezsiniz.
We need to hear their best heroic bark.
Onların en kahramanca havlamalarını duymalıyız.
What if... you went out and did something heroic, like you do on the show, but in the real world?
Peki ya... dışarı çıksan ve şovlarında yaptığın gibi kahramanca birşey yapsan, ama gerçek dünyada?
What if... I went out and did something heroic in the real world?
Peki ya... dışarıya çıkarsam ve gerçek dünyada kahramanca birşeyler yaparsam?
When she told her mistress the story of her rescue, most of all, she told her about the handsome, heroic American.
Prensesine kurtarılış hikayesini anlattığında, en çok ta, yakışıklı, kahraman Amerikalıyı anlatmıştı.
Nino the heroic cop.
Nino kahraman polis.
Let's get the heroic angle. The mythic shot.
Hadi kahramanlık açısı alalım, epik çekim...
The Factual Story of the Heroic Life of Pancho Villa.
Pancho Villa'nın Kahramanlık Dolu Hayatının Gerçek Öyküsü.
The Workers'Party and people praise your heroic achievements.
İşçi Partisi ve insanlar senin kahramanca başarılarını övüyorlar.
Your Excellency is the... our... heroic leader of the Nationalist Right, while I'm but its spokesman.
- Efendim ben kahraman liderimizden söz edecektim ve...
It's the heroic five
Kahraman beşli.
The North Hollywood bank shoot-out will long be remembered... as one of the country's most shocking displays of criminal behavior... and an outstanding example of professional heroic law enforcement.
Kuzey Hollywood bankasındaki çatışma uzun süre hatırlanacak... hem de ülkenin en şok edici suç hareketlerinden biri olarak... ve bugüne değin görülmemiş profesyonellikte kahramanca bir kanun uygulaması örneği olarak.
The heroic behavior of many officers yesterday...
bu kahramanca hareketler dün pek çok memurun
Die with heroic resolution!
"Kahramanca canını feda etti!"
Look, I know legal weasels and business deals... aren't as heroic to you as rescuing young honeys from tumescent trolls... but I love what we do.
Biliyorum, bütün bu hukuki zırvalar ve iş görüşmeleri ve genç kızları şişmiş trollerden a kurtarmak kadar kahramanca değil ama yaptığımız şeyi seviyorum.
Nothin'real heroic about that.
Bunda kahramanca bir şey yok.
All right, then this man dies, and that is not very heroic of you, Huntress is it?
Pekala, demek ki adam ölecek. Pek kahramanca gözükmüyor Dişi Avcı, değil mi?
By the end, I meant... heroic in an uplifting way.
Son derken ben... kahramansal bir yüceliş'i kastetmiştim.
Sounds pretty heroic.
- Kahraman gibiymişsin.
See, that's where it gets a little less heroic... we found Lindsey alone in a sinking car.
İşte burada kahramanlığın bitiyor. Lindsey'yi suya batan bir arabada yalnız bulduk.
My own son is in harm's way right now, because he had to follow in his father's heroic footsteps.
Oğlum kendini tehlikeye attı çünkü babasının kahraman ayak izlerini takip etmek istedi.
I believe you know the heroic space stallion who captured it.
Eminim ele geçiren kahraman uzay aygırını biliyorsundur.
Crazy bugs actually wove this tapestry of my heroic conquest... While I was still killing them.
ÇıIgın böcekler ben onları öldürürken kahramanca fethimi bu halıya işlemişler.
Shouldn't you be out doing something heroic?
Dışarıda kahramanca bir şeyler yapman gerekmiyor mu?
Which is this brave, brazen, totally heroic person.
O çok cesur, şımarık ve tehlikeleri göze alan biriydi.
- You see our heroic drifter anywhere?
- Kahraman avaremizi görüyor musun?
They say back in the'80s, young city bloods like us drank two bottles of champagne for lunch. Heroic days.
80'lerdeki gençliğin, öğlen yemeğinde iki şişe şampanyayı devirdiğini söylüyorlar.
- Heroic times.
- Kahramanlık zamanı.
What, you think that killing yourself was going to make you heroic?
Ne yani, kendini öldürmenin seni kahraman mı yapacağını zannediyorsun?
If you have a real alibi and you fail to disclose it you're not being heroic ;
Eğer gerçek bir mazeretiniz varsa ve onu açıklamıyorsanız kahraman olmazsınız.
I know you think what you're doing is heroic, and on some level it may be.
Yaptığınız şeyin kahramanca olduğunu düşündüğünüzü biliyorum ve bir yere kadar öyle olabilir.
To the West, it was a heroic act.
Batıya göre bu, çok cesur bir davranıştı.
And such was the power of that fantasy that it also began to transform the very nature of politics because increasingly, politicians were discovering that their ability to imagine the future and the terrible dangers it held gave them a new and heroic role in the world.
Böyle güçlü bir fantezi, aynı zamanda politikanın doğasını da değiştirmeye başladı çünkü gittikçe politikacılar geleceği şekillendirmedeki yeteneklerini keşfediyorlardı ve var olan bu korkunç tehlikeler, onlara dünyadaki yeni kahraman rolünü veriyordu.
It's almost heroic.
Neredeyse kahramanca.
The handsome, the heroic, the delicious Captain John Jameson.
Yakışıklı, cesur, sevimli Yüzbaşı John Jameson.
Heroic!
Kahramanca!
They've headed off on some heroic mission.
Kahramanlık yapmak üzere gittiler.
16, 00 : 36 : 51 : 16, During the youth gang hysteria of the eighties, 16, 00 : 36 : 54 : 16, the stoically heroic cop made a comeback, 04, 00 : 36 : 58 : 16, and urban movie violence turned toward the apocalyptic.
Seksenlerde, genç çetelerin histerikli davranışları sonrasında, acılara sabırla katlanan kahraman polis tipi geri döndü... ve kent filmlerinin şiddeti, kıyameti andıran görüntülere doğru evrildi.
His heart's not heroic enough "? [Chuckles] I don't think so.
Hiç sanmıyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]