English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ H ] / Humiliation

Humiliation tradutor Turco

1,289 parallel translation
That's what I get for answering the call to public service. Humiliation.
Halk önünde rezil olurum.
And having my husband of three days run off with some Cockney tart is a humiliation I'd prefer to avoid.
Bu benim için önemli. 3 günlük kocamın Bir "cockney" sürtüğüyle kaçması beni küçük düşürür.
View this as a trial run for really grown-up humiliation.
Gerçek yetişkin rezilliklerin için prova olduğunu düşün.
We don't consider threats of public humiliation courtesy.
Yasal işlem uygulanması tehdidine ve rezil etmeye nezaket diyemiyoruz.
I was probably trying to cover my humiliation.
Sadece rezil olmak istemiyordum.
For centuries, part of any punishment was humiliation.
Yüzyillar boyunca, asagilama cezanin bir parçasiydi.
This isn't helping me find my inner goddess, only my inner humiliation.
Bu içimdeki tanrıçayı bulmama değil, küçük düşmeme neden oluyor.
With the designer discount and dog humiliation factor...
Tasarımcı indirimi ve köpek tarafından utandırılma...
It is blind devotion, unquestioning self-humiliation, utter submission, trust and belief against yourself and against the whole world,... giving up your whole heart and soul to snip it.
Kör bir adanmışlık, sorgusuzca kendini aşağılama, aşırı teslimiyet, kendine ve bütün dünyaya güven ve inanç... kalbini ve ruhunu incinmesi için teslim etmektir.
He thought he was recording my humiliation.
Benim rezil edilişimi kaydettiğini düşünüyordu.
Is this the ultimate humiliation?
İyice aşağılamak mı?
Unable to bear this humiliation, the British government decided to shut down the Champaner cantonment.
Böyle küçük düşmeye dayanamayan İngiliz yönetimi Champaner ordugahını kapatmaya karar verdi.
Columbus suffered the ultimate humiliation.
Kolomb müthiş bir utanç yaşadı.
What is worst about this humiliation, Clarice?
Bu aşağılanmanın en kötü tarafı nedir, Clarice?
Congratulations, your humiliation of this family is complete.
Tebrik ederim, ailemizi yeteri kadar rezil ettin.
Although playing pet for that sick old man upstairs is key to my scheme... ... I cannot stand this humiliation any longer.
Yukarıdaki hasta adamın kedisi rolünde olmak planımın bir parçası Ama artık bu kadar alçalmaya dayanamıyorum.
But I could not have imagined the depths of humiliation...
Ama... aşağılanmanın varabileceği noktayı hayal bile edemezdim.
Go, go! You enjoy this humiliation?
Bu rezillikten hoşlanıyor musun?
I once read that you get control in such a situation with humiliation.
Bi keresinde böyle bi durumu kontrol altına almak için onları rezil etmemiz gerektiğini okumuştum.
- You witnessed my humiliation.
- Aşağılanmama şahit oldun.
Join in the public humiliation?
Umumi utanç veren bu olaya katılmak mı?
It's your choice of pleasure... the humiliation of getting caught... or kissing me.
Zevkine göre bir seçim yapacaksın. Yakalanmanın rezilliği veya beni öpmek.
But the humiliation here is in what you're doing.
Ama utanç verici olan senin yaptığın.
That way, when the marriage falls apart, you haven't spent a whole lotta loot on what was just a big old public humiliation.
Bu sayede bir sürü parayı, basit geri kalmış geleneklere harcamazsın.
The sore nipples, the rashes, the hemorrhoids the leaking in your trauma gown, the public humiliation sleep deprivation, the incontinence, for goodness'sake.
Ağrıyan meme uçları, kızarıklıklar basur, önlüğündeki süt lekesi, herkesin içinde aşağılanmak, uykusuzluk, idrarını tutamama. Al hepsi senin olsun.
I thought we signed up for this class to avoid humiliation.
Oysa biz bu kursa utançtan kurtulmak için yazılmıştık.
Basically, it's all the stress and humiliation of a blind date, times 12.
Başkasının ayarladığı buluşmalardaki utancın ve. gerilimin 12 katını yaşıyorsun.
We planned to trail at the half, thus deepening Earth's eventual humiliation.
Bu bizim her zamanki taktiğimiz, böylece dünya daha çok aşağılanacak.
It's a humiliation we've had to live with... all because you seduced him into ruining his life.
Her gün bunun utancıyla yaşıyoruz! Çünkü oğlumuzu baştan çıkarttın ve onun hayatını kararttın.
You know what? Why doesn't someone just give me a wedgie now and complete my humiliation?
Neden kimse donumu yukarı çekip aşağılanmamı tamamlamıyor?
Power. Control. Humiliation.
Güç kontrolü, aşağılama.
The humiliation he put me through. The affairs.
Beni sürekli aşağılamalası, başkalarıyla ilişkileri...
Save yourself the humiliation.
Aşağılanmaktan kurtar kendini.
Well, why don't you just save yourself the two points, and then the humiliation... will... be...
Neden sen 2 sayını kurtarmıyorsun, ve sonra da aşağılama... Şey olacak -
First team to snatch a flag I planted up there on Mount Humiliation and brings it back to me, wins. - Cakewalk.
Küçük düşürme dağına diktiğim bayrağı ilk olarak alacak ve geri bana getirecek takım kazanır.
I'm going to spare you the humiliation of dying on your knees.
Sana dizlerinin üstünde.. ... ölmeyi teklif ediyorum.
More inforcement, tougher inforcement, jail, hell, public humiliation.
Kanuni yaptırımlar, hapis, kamu önünde küçük düşürme...
After all, we've only got each other to get through this humiliation.
Herşeyden sonra, bu utançtan beraberce çıkmalıyız.
We have endured decades of humiliation for this day
Bu küçük düşürmeye onyıl dayanabildik.
Early sex is an absolute humiliation.
Genç yaşta yapılan seks tam bir aşağılanma.
Although the things you say are funny people tend to focus more on their own public humiliation and shame.
Söylediğin şeyler komik de olsa insanlar toplum önünde küçük düşürülmüş gibi düşünmeye eğilimlidir.
We can only hope something will happen... anything that will put an end... to the humiliation of this endless end.
Sadece bir şeylerin olmasını umabiliyoruz... Bu sonsuz rezilliği hiçbir şey sona erdiremeyecek sanki.
After years of rejection, persecution, and humiliation this was truly a moment of triumph.
Baskı, işkence ve şiddet yıllarından sonra, Bu an gerçek bir zaferdi.
It's funny how you can be up there preaching about love and forgiveness and then see the person who caused you so much humiliation.
Ama şimdi halimize bak. Üstünden yıllar geçmiş. Gülüyoruz, acılı sosis yiyoruz.
All the cruelty, all the pain, all the humiliation.
Bütün acımasızlıklar, küçük düşürülmeler, acılar...
I just had to stay in there for 40 minutes and there was a chance, just a chance, i could walk in the next morning and for once in my life avoid total humiliation.
Orada kırk dakika daha dayanabilirsem hayatımda bir kez olsun sabah iş yerine geldiğimde büyük bir utanç yaşamaktan kurtulmuş olacaktım.
- So I'm sure you've gathered that on top of being neurotic and plagued with self-doubt writers have to endure public humiliation once in a while.
- Bugüne kadar öğrenmen gereken bir şey vardı. Yazarlar nevrozlu şüphe içinde yaşayan insanlar olmaları yanında, arada bir insan içinde aşağılanırlar.
Yeah, seriously, personal humiliation could've been a lot worse than the public kind.
- Evet, gerçekten. Kişisel aşağılanma, halk içinde aşağılanmaktan daha kötü.
I'm done trying to meet someone. I'm done with humiliation- - I can't anymore.
Biriyle tanışmaya çalışmaktan, rezil olmaktan bıktım.
That way, when the marriage falls apart, you haven't spent a whole lotta loot on what was just a big old public humiliation.
- Bu gün çok şıksın. - Teşekkürler.
TOO SOFT, HUMILIATION...
Çok yumuşak, horgörme.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]