English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ I ] / Inhuman

Inhuman tradutor Turco

714 parallel translation
- Henry, you're inhuman.
- Henry, sen insan değilsin.
You're a cruel, inhuman mother.
- Sen zalim, insaniyetsiz bir annesin.
Having achieved her purpose, the woman became a statue once more, or, in other words, an inhuman object with black gloves in contrast to the snow upon which her steps would no longer leave a trace.
Emeline ulaşırken, kadın bir kez daha heykele dönüştü. Veya kara tezat siyah eldivenleriyle karda yürürken artık iz bırakamayacak..... insan dışı bir objeye dönüştü de diyebiliriz.
It's made of ridiculous pride and inhuman cruelty.
Gülünç bir gurur ve insanlık dışı bir zalimlikten yapılmış.
- That Gypo is an inhuman monster.
- Bu Gypo tam bir canavar çıktı.
But we do protest against the monstrous sentences inflicted... and the inhuman prison system as it stands today.
Ama, gaddarca verilen hükümleri insancıl olmayan tutuklu sistemini, protesto ediyoruz.
I dreamt of those fellows last night - great ugly, black, inhuman chaps.
Dün gece o çirkin insanımsı kara adamları rüyamda gördüm.
We want to put an end to this inhuman foolery.
Bu insanlık dışı aptallığa bir son vermek istiyoruz.
Either you're a fool or an inhuman woman.
Ya aptalın tekisin ya da kalpsiz birisin!
Even the Gestapo couldn't be as inhuman as you are!
Gestapo bile sizin kadar insanlık dışı değil!
Why, that's inhuman.
İnsanlık dışı.
I almost did something truly inhuman.
Neredeyse tamamen insanlık dışı bir şey yapacaktım.
Yes, it's inhuman music
Evet, merhametsiz bir müziktir.
Our land has this inhuman characteristic
Vatanımızın merhametsiz bir yapısı vardır.
By'inhuman'I mean it's not on the same scale as men
Merhametsizden kastım, insanlardaki merhametsizlik gibi değildir.
- Oh, I know it sounds inhuman, but, so far, it's paid off.
- İnsanlık dışı bir şey, biliyorum, ama şimdiye kadar işe yaradı.
The opposition had the nerve to call us inhuman!
Muhalefet bizi insanlık dışı görüyor.
I don't think it so inhuman of us.
Dünyada arzu edilebilecek iki en önemli şey.
We may wake up changed... into something evil and inhuman.
Şeytanca ve insanlık dışı bir şeye dönüşmüş olarak uyanabiliriz.
A moment's sleep, and the girl I loved... was an inhuman enemy bent on my destruction.
Bir an uyuduktan sonra, sevdiğiniz kız beni yok etmeye çalışan, insan olmayan bir düşman oluveriyor.
This concludes this session of our little court of inhuman relations.
Bu, insanlık dışı ilişkilere ait küçük mahkememizin oturumunu sona erdiriyor.
He was cruel and inhuman.
Zalim ve vahşi idi.
They're more human, or inhuman.
Daha çok insan gibi, ya da insanlık dışı bir şey.
"cold-blooded," "fiends," "inhuman monsters" and the like?
"vicdansız canavar" vb. şeklinde betimlemelerde bulunduğumuzu duymuşsunuzdur.
Inhuman wretch!
Sefil katiller!
He clutched at the inhuman foot which was crushing him.
Kendisini ezen, gaddar ayağı kavradı.
Mr. Miller, I protest your inhuman treatment of this man.
Bay Miller, bu adama insanlık dışı davranışınızı protesto ediyorum.
- You're being inhuman and you know it!
- Sen de insanlıktan çıkıyorsun!
This inhuman beast
Bu vahşi hayvan
Stop trying to be inhuman, it doesn't suit you.
İnsanlık dışı konuşmaları bırak. Sana yakışmıyor.
It's becoming inhuman.
İnsanlık dışı olmaya başladı.
- We're not inhuman.
O kadar da acımasız değiliz yani.
They say the garrote is inhuman. Don't make me laugh!
Boğarak idam etmenin insanlık dışı olduğunu söyleyerek beni güldürüyorlar!
You're inhuman!
İnsan değilsin sen!
You're trying to say that everything you do is reasonable. And everything I do is inhuman.
Yaptığın her şeyin mantıklı ve benim yaptığım her şeyin insanlık dışı olduğunu söylüyorsun.
" Free from humanity's mad, inhuman noise
" İnsanlığın gayrı insani gürültüsünden kaçarım
It's inhuman to continue.
Böyle devam etmek gayrı insani.
It's funny, it's tiring it's abominable, joyful, inhuman solemn, ridiculous and strange.
Komik, yorucu, berbat, eğlenceli, insanlık dışı ciddi, anlamsız, tuhaf.
It's inhuman, and it's dangerous.
İnsanlık dışı ve tehlikeli.
The enemy has made use of an inhuman bomb and is subjecting innocent people to grievous wounds and massacre.
Düşman, insanca olmayan bir bomba kullandı ve masum insanları ağır bir şekilde yaraladı ve katletti.
In essence, these people swear to become inhuman.
Gerçekte insanlıktan çıkmaya yemin ediyorlardı.
You're inhuman!
Acımasızsın!
You're not only selfish, you're inhuman!
Sen sadece bencil değil, gaddar herifin tekisin!
It was inhuman it was dull and curiously technocratic.
İnsanlık dışıydı duygusuzluktu ve garip bir biçimde teknokratikti.
And I resent those cheap journalists who try to make him out to be some sort of inhuman monster. He was not. [SPEAKS IN SPANISH]
Onu insanlık dışı bir canavar gibi gösteren ucuz gazetecilere kızıyorum.
They are all devils! It's inhuman
Caniler!
Above all, that man who faces you in the dock embodies all that is evil and inhuman, and has to be removed from a world that he can only corrupt.
Her şeyden önce, kötü ve insanlık dışı her şey yüzü size dönük bu kişide toplanmıştır. Bu yüzden kirlettiği bu dünyadan yok edilmesi gerekmektedir.
Its inhuman.
İnsanlık dışı bu!
It's inhuman.
İnsan değil bunlar!
Son, that's inhuman.
Oğlum, bu çok acımasız.
That's inhuman.
Bu insanlık dışı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]