English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ I ] / It's my house

It's my house tradutor Turco

1,417 parallel translation
It's like a pig moved into my house.
Sanki evime bir domuz taşındı.
It reminds me of my grandmother's house.
Bana büyükannemin evini hatırlatıyor.
My grandfather had built.. .. this house with so much love you could see it from anywhere!
Büyük babam burayı yapmış ben burayı çok seviyorum onu her yerde görüyorum.
It's getting so I can't even leave my own house.
Kendi evimden bile çıkamaz hale geldim
If you want to get to the airport it's near my house.
Havaalanına gitmek istiyorsan, evime yakın.
This house, Uncle.. it's my friend's, it's not rented
Ve bu çocuk... - Babban
So, for the next eight months, this is as much my house as it's yours. So I'm not going anywhere.
O halde, 8 ay daha senin olduğu kadar benim de evim.
His sister will inherit the house, so it's not my problem now.
Aslında ev, kız kardeşine miras kalacak, artık burası benim sorunum değil.
It required courage to leave Tokyo, but my in-law's house had been destroyed and running away from bombings was difficult with Teizo's asthma
fakat kaynanamların evi yerle bir oldu. Teizo'nun astımı nedeniyle de oradan uzaklaşmamız çok zor oldu. Yazık.
I got a message from my sister saying there's a box at your house with a fat suit in it.
Ardından kardeşimden evinin içinde şişman kıyafeti olan bir kutu olduğunu söyleyen bir mesaj aldım.
My manager be right back. If you guys want to get some coffee it's on the house.
Müdür birazdan burda olur.Eğer kahve istiyorsanız evde var
The old Jenson house. It's out of my jurisdiction.
Yetki alanımın dışında.
I thought when I took my stuff back to my house, I got everything. It's fine.
Eşyalarımı götürürken her şeyi aldığımı düşünmüştüm.
It's my house!
Burası evim!
Look, I see a grown woman's behind running around my house, I automatically assume it's yours.
Bak, evin içinde dolaşan yetişkin bir kadın görünce, otomatikman, onun sen olduğunu sandım.
It's one thing if a network runs inappropriate shows I can't do anything about, but I won't have it happening in my house.
Kanallarda uygunsuz yayın yapılması konusunda bir şey yapamam, Fakat bunun kendi evimde olmasına izin veremem.
My parent's house is eleven thousand square feet and smoking is banned from every nook and cranny of it.
Annemlerin evi 1022 metrekare ama sigara içmek her köşesinde yasak. Hem de sadece annem tekrar sigarayı bıraktı diye.
It was my mother's house.
Annemin eviydi.
- It's my mother's house.
- Annemin evi.
It's so cool having an interior designer who's also my hot girlfriend do my house.
Seksi kız arkadaşının aynı zamanda iç dizaynırın olması çok hoş.
It's a contractor from my new house again. Hello. Yeah.
Oh, yine yeni evimin kontratçısı.
Oh, my God. I bet you he's trying to buy the house and then flip it too.
Bahse girerim o da evi alıp, satmaya çalışıyordur.
It's my house.
Benim evim.
It's my house.
Aynı evim gibi.
My father's sales manager comes here to my house to return a cigarette case that the E.M.T.S pulled from your suit pocket at the bloody hospital, and it still smells of your sick.
Babamın satış müdürü, hastanede sağlık görevlisinin ceketinin cebinden çıkardığı bir sigara tabakasını iade etmek için evime geldi, üstünde hala kusmuğunun kokusu var.
Okay. It's my house.
Burası benim evim.
It's still my house, Sherry. At least, uh, technically.
Burası hala benim evim, Sherry.en azından, teknik olarak.
In the past couple of months, I found out that my dad's best friend is my real dad, my old dad beat the crap out of my mom and threw her out of the house, my parents ruined my relationship with the only woman I've ever loved and then let it slip that not only was she a man, but that one of them slept with her.
Son birkaç ay içinde, babamın en iyi arkadaşının benim gerçek babam olduğunu öğrendim, eski babam annemin boğazına sarıldı ve onu evden attı,... ailem tek sevdiğim kadın ile olan ilişkimi engelledi... ve onun kadından erkeğe döndüğünü gizledikleri gibi,... bir tanesi de onunla yattı.
Hey, technically, it's my brother's house.
Hey, orası teknik olarak kardeşimin evi.
Well, let's see – my mom threw our last piece of water fern at my dad last night... and it shattered where the hopper used to hang and now he's sleeping in the pool house... while we still have one.
Bir bakalım, dün gece annem kalan son bardaklarımızı babamın üzerine fırlattı ve parçalandı, şimdi de babam havuz evinde uyuyor o da hala bizimken.
It's my house.
Burası benim evim.
It's my duty to study them in order to determine the best possible match for every member of the royal house so that we may maintain the integrity of those bloodlines.
Kraliyet evindeki her üye için en iyi olası uyumu kararlaştırmak için onları araştırmak benim görevim. ... böylece bu soylarının bütünlüğünü koruyabileceğiz.
Look, why don't you do it at your house? My brother's friends are over there, and they're playing darts, and they don't use a dartboard. I can't.
Bak neden kendi evinde bakmıyorsun?
Chrome, tires, half-dressed women... it's like sunday dinner at my grandma's house.
Krom, lastik, yarı giyinik kadınlar... Bu tıpkı büyükannemin evinde akşam yemeği gibi..
Of course it's my house.
Tabi ki benim evim.
It's so you can be here and Jake can be here, but it remains my house, not our house.
Sen burda kalabilirsin, Jake'de burda kalabilir, ama unutma burası benim evim, bizim evimiz değil!
That it's my house.
Burası benim evim.
Technically, it's my house, his rules.
Teknik açıdan, benim evim, onun kuralları.
Well, it's never gonna happen at my house.
Benim evde asla olmaz.
MAYBE IT'S'CAUSE MY MOM DIED, AND MY DAD'S CRAZY. I HAD A SEPARATE ENTRANCE TO THE HOUSE.
Belki annem öldüğü, babam da deli olduğu için belki de eve ayrı bir girişten girebildiğim içindir.
It's my house too, you no-good loser!
Burası benim de evim, umutsuz mağlup!
It's just... Xavier came to my house.
Xavier, benim evime de gelmişti.
It's not my house.
Ev benim değil.
It's my house, and they're hurting me.
Bu benim evim ve beni incitiyorlar.
It's my house, Jim.
Orası benim evim, Jim.
I'm just saying, it's my house, that's all.
Söyledim ya. Orası benim evim. Hepsi bu.
'Cause it's going to take a stick of dynamite to get me out of my parents'house.
Çünkü bu, evden kurtulabilmem için kullanacağım dinamit olarak geri dönecek.
I mean, it's my house.
Yani burası benim evim.
It's not my house anymore.
Artık benim evim değil.
Instead, I'm in my mother's psychiatrist's house lying on a used twin bed with pee stains on it.
Ama onun yerine annemin psikoloğunun evinde... çiş lekeli bir ikiz yatak üzerinde uzanıyorum.
I feel a fool with my sun box, I do, but it's the only sun you can rely on in this house.
Kendi yalan güneşimde yaşayan bir aptal gibiyim... ama bu evde güvenebileceğim tek güneş o.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]