English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ W ] / Wait there

Wait there tradutor Turco

4,693 parallel translation
Just... wait there.
Sadece burada bekle.
OK. Just, er, wait there.
Tamam, bekle.
Wait there.
Burada bekle.
Think we should wait there?
Orada mı beklesek?
Wait, there he is!
İşte geliyor.
Alright, you wait over there.
Tamam, sen orada bekle.
If you're going to wait, at least make sure there's something worth waiting for.
Eğer bekleyeceksen... En azından beklemeye değeceğinden emin ol.
Tim says there's something that can't wait.
Tim birşey bulduğunu söylüyor. Bekleyemezmiş.
Oh-ho, wait a second there.
Orada biraz durun.
Wait, I know where the river is. We used to swim there every Sunday.
Bekle, ırmağın nerede olduğunu hatırlıyorum.
Wait, it's not all pants, there's one shirt.
Hepsi pantolon değil, bir de tişört var.
We'll wait them out over there.
Onları orada bekleyeceğiz.
So, wait, so, you mean to tell me that, with all the weapons they have, there concerned that someone's gonna bust in here and hack up the entire family with a steak knife?
Dur yani bana bütün o silahlarına rağmen birinin buraya girip, bütün aileyi bir et bıçağıyla doğrayacağından mı endişelendiklerini mi söylemeye çalışıyorsun?
He would get there first, lie in wait, you would meet with Leo, you distract him, so that Andrev could attack him.
Oraya önce varacaktı, pusuda bekleyecekti siz de Leo ile buluşacaktınız, siz dikkatini dağıttıktan sonra Andrev saldıracaktı.
I've made my case, and the latest polls have it as a dead heat, so there's nothing left to do but wait.
Savunmamı yaptım, son rakamlara göre başa baş gidiyor, yani beklemek dışında yapacak bir şey yok.
Go to the safe house and wait for me there, okay?
Güvenli eve gidin, ve beni orada bekleyin, tamam mı?
There's no evidence the killer was lying in wait.
Katilin beklemeye yattığını gösteren bir kanıt yok.
If he's not, we will just stay here and wait. There's nothing else to do.
Değilse de zaten sotada bekleyecek.
Wait, Gina was there?
Bir dakika, Gina orada mı?
Wait, Jimmy, there was only $ 20 in that emergency envelope.
Dur, o zarfta sadece 20 dolar vardı.
Wait. Why would there be Cowboys fans at the Redskins game?
Bir dakika, Redskins maçında neden Cowboys taraftarı olsun ki?
No, wait, wait, there's another option.
Durun, bir seçenek daha var.
But if I let justice wait for every last effort To prove a man innocent, there'd be no justice.
Ama eğer son bir çaba ile her adamın masum olduğunun kanıtlanması için adaleti bekletirsek, artık adalet olamaz.
Okay, wait, there's a house on Dobbs'list two blocks from there, uh, Moa Street.
Tamam, bekle, orada Dobbs'un listesinde olan bir ev vardı, buradan iki blok ileride, Moa Caddesi.
Ask the federal agents politely to wait until I get there for more questioning, okay?
Federal ajanlara kibarca ben oraya gelene kadar sorgulama için beklemelerini söyle.
- Wait, you think that there's something wrong
- Bir saniye, yaklaşımımızda bir hata olduğunu
Wait, there isan autopilot.
Bir dakika, otopilot vardı.
Wait, you know who lives right over there?
Oranın yakınında kim oturuyor biliyor musun?
Look, Elaine, there's something I... Oh, wait!
- Bak Elaine, sana söylemek...
We don't even know if they were in there for sure, so let's wait until we do know.
Onların içeride olduğundan bile emin değiliz. Öğrenene kadar bekleyelim.
Wait, is there evidence that links him to the killings?
Bir dakika, onu canavar ölümlerine bağlayan bir kanıt var mı?
Oh, wait a minute, there is one way... Like if she moved here!
Eğer buraya taşınsaydı!
Wait, how are we gonna get there?
Bir dakika, oraya nasıl gideceğiz?
Okay, I'm-I'm sure there's a perfectly logical and-and possibly hilarious story that explains why Debbie's here and, Mom, you're in a new dress and, Ray, you look like you've been bobbing for urinal cakes, but... that story's just gonna have to wait'cause Sarge is getting impatient.
Eminim Debbie'nin burada olmasının, annemin başka bir elbise giymesinin ve Ray'in çişli kek yemiş gibi durmasının son derece mantıklı ve komik bir açıklaması vardır ama hikâye beklemek zorunda çünkü Çavuş sabırsızlanıyor.
Next time, wait somewhere where there is a roof.
Bir daha beni beklerken bir çatı altında bekle.
Wait, there aren't any cops in here, are there?
Bir dakika, burada polis yok değil mi?
I'm sorry, but there's a wait.
Özür dilerim, bir dakika bekleyin.
There's nothing we can do but sit and wait and pray for his safe return.
Oturup, onun dönüşünü beklerken sağ salim dönmesi için dua etmekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.
So, I'll follow the map to the next water hole, and I'll wait for you there.
Bir sonraki su çukuruna kadar haritayı takip edeceğim ve seni orada bekleyeceğim.
Wait, Jung Myung. Get out of there for now.
Bekle, ağabey oradan hemen çık.
Wait right there.
Orada bekle.
You need to wait outside. - There you are, you son of a bitch.
- İşte buradasın orospu çocuğu.
Wait, there's a door right here.
- Bekle, burada bir kapı var.
Oh, my God I can't wait to get up there.
Aman Tanrım. Orada takılmak için sabırsızlanıyorum
- Wait. There's a few rules first.
- Bekleyin, birkaç kural var.
Wait right there, okay?
Tam burada bekle, tamam mı?
Just wait right there.
Evet, orada bekle.
I can't wait to get there.
Sabırsızlanıyorum oraya gitmeye.
McConkie wants us to wait'til it's completely dark out there, then he will give us the signal to fire.
McConkie iyice karanlık çökene kadar beklemek istiyor. Sonrasında ateş emrini verecek.
Wait right there. Damn, man!
Sen burada bekle.
Wait. I'll be right there.
Bekle, hemen geliyorum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]