Sainte tradutor Inglês
158 parallel translation
Ne Santa Lucia, ne de Dominika.
Sainte-Lucie, or Dominique.
Saint-Pierre burnu var ya.
Do you know Cape Sainte-Pierre?
Devriye gemilerine rastlamazsam, gece yarısı Saint-Pierre'deyim.
With luck and no patrol boats, I'll be back in Sainte-Pierre at midnight.
Bay Saint-Croix'i iyi tanır, buralarda zor durumdaydı.
She knows Mr. Sainte-Croix quite well, and he was in a tight spot down there.
Randevumuz yarın sabah 5'te Sainte-Anne Burnu'nda.
Our rendezvous is at Pointe Sainte-Anne at 5 : 00 tomorrow morning.
Quill, Mary Pilant'ı Sault Sainte Marie'nin kuzeyinde işe almış.
Quill hired Mary Pilant up north of Sault Sainte Marie.
Tüm bu hıyarlarla birlikte Sainte-Chapelle'e gitmek ister misin?
Want a lift to Ste. Chapelle, that Gothic jewel?
İşte Sainte-Chapelle'e geldik!
And here's the Ste. Chapelle, that Gothic jewel
Sainte-Mère-Eglise, Almanların kuzey kanadımıza girmek için kullanabilecekleri tek yol.
Sainte-Mere-EgIise straddIes the only road the Germans can use... ... to drive into our northern flank.
Eğer geç atlarsak, kendimizi balçıktan güvercinler gibi Sainte-Mère-Eglise'in ortasında buluruz.
If we overshoot, we come down like clay pigeons... ... smack dab in the center of Sainte-Mere-EgIise.
Yok. Ama Sainte-Mère-Eglise tarafında olmaları gerek.
No, but they must be up ahead in the direction of Sainte-Mere-EgIise.
Sainte-Mère-Eglise o yönde.
Sainte-Mere-EgIise is that way.
- Sainte-Mère-Eglise.
- Sainte-Mere-EgIise.
Buraya Sainte-Mère-Eglise'i almaya geldik.
We came here to take Sainte-Mere-EgIise.
"Sainte-Mère-Eglise, 82. Hava birliklerince ele geçirildi."
"Sainte-Mere-EgIise captured by units of the 82nd Airborne."
Baba, Shirley'le Sainte Clotilde kilisesine gideceğiz..
Dad, I'm taking Shirley to the St. Clotilde Chapel.
Sainte Clotilde kilisesine.
- To St. Clotilde.
Hey Sainte Clotilde o tarafta değil!
It's a one-way street.
Ordugahın önündeki barda buluşalım.
I'II go too. We'II meet in the café opposite Sainte-Marthe camp.
Haritada St. Croix'yı görüyorum.
I see Sainte-Croix on the map.
Dün akşam St. Croix'nın üstünde kovan fişekleri vardı.
Last night there were star shells over Sainte-Croix.
Şimdi de St. Croix'ya doğru yol alıyorduk.
So now we were on the way to Sainte - Croix.
La Haye Sainte.
La Haye Sainte.
Araçlardan çıkan ardışık gürültüler frenleri durmaları hareket etmeleri... yorulmak bilmeden damlayan suyla ya da Sainte-Roch'un çanlarıyla adeta ritim tutuyor zamana.
The measured succession of car noises, braking, stopping, accelerating, imparts a rhythm to time almost as surely as the tirelessly dripping tap or the bells of Sainte-Roch.
Saint Chapelle den başka bir buluşma yeri bulamadın mı?
Couldn't you find another meeting place, other than Sainte Chapelle?
Sainte-Menehould, Clermont...
Sainte-Menehould, Clermont...
Sainte-Menehould, Châlons, Montmitrail, Meaux, Paris!
Sainte-Menehould, Châlons, Montmitrail, Meaux, Paris!
Sainte-Menehold karakol komutanı Bay Drouet'nin haber saldığı bir avuç yurtsever Kent girişinde durdurdular
A handful of patriot detained them on entering the city alerted by Mr Drouet, the post commander of Sainte-Menehould.
- Sainte-Menehould'dan.
- From Sainte-Menehould.
Bu Bay Drouet, Sainte-Menehould şehri karakol komutanı.
It's Mr Drouet, post commander of the city of Sainte-Menehould.
Saint Marie-du-Mont bakımevine.
The hospice of Sainte Marie-du-Mont.
Sainte Marie-du-Mont?
Sainte Marie-du-Mont?
"Bunları nerede avladın, Sainte Marie"?
"Where did you trap them, Sainte Marie"?
Adı, M. de Sainte Colombe idi.
His name was Monsieur de Sainte Colombe.
1660 ilkbaharında bir öğleden sonra... M. de Sainte Colombe'un bir arkadaşı, bir kadeh şarap... ve müzik eşliğinde ölmeyi arzuluyordu.
In the spring of 1660, an afternoon, he went to the bedside of a friend, the dying Mr. Vauquelin who had expressed his desire to die with a little Puisey wine and some music.
Aynı öğleden sonra, ilkbaharda, Madame de Sainte Colombe öldü.
That same spring afternoon Madame de Sainte Colombe died.
Bay de Sainte Colombe kızlarına notaları ve anahtarları kendisi gösteriyordu.
Mr. de Sainte Colombe himself had educated his daughters in the notes and the keys.
M. de Sainte Colombe kızlarının yalnız bir erkek tarafından iyi eğitilemeyeceğinden korkuyordu.
Mr. de Sainte Colombe feared that his daughters wouldn't be properly educated by a man who was single.
Bir sabah, şafaktan hemen sonra M. de Sainte Colombe uyandı.
One morning, before dawn rose, Mr. de Sainte Colombe got up.
Sainte Colombe'ların üçlü viyola konserleri gitgide ünleniyordu.
The Sainte Colombes'three-viol concerts were famous.
Sainte Colombe'lar her mevsimde sadece bir konser veriyorlardı.
The Sainte Colombe gave only one concert every season.
İlk dersim için geldiğimde, büyük kapıyı Madeleine de Sainte Colombe açtı.
When I arrived for my first lesson, it was Madeleine who opened the door to me.
Madeleine de Sainte Colombe bana tüm bildikleriyle birlikte herşeyi verdi.
Madeleine de Ste Colombe taught me all her skills.
Mademoiselle de Sainte Colombe'a, artık kraliyet müzisyeni olduğumu bildirdim.
I announced Mademoiselle de Ste Colombe that I had been hired at the court as "Royal Musician".
M. de Sainte Colombe karısının düşünü görme isteğinden kendini alamıyordu... ve ölümünde yanında olamamasından dolayı büyük üzüntü duyuyordu.
Then Mr de Ste Colombe couldn't help remembering his wife and the sorrow at having been absent when death took her.
Madeleine de Sainte Colombe yatağın içinde çok çaresizdi çünkü onu hamile bırakmıştım.
Madeleine grew so weak, she took to bed. I'd made her pregnant.
Zamanla, Sainte Colombe'ların yüzlerini unuttum.
In time, I lost touch with the Sainte Colombe.
Madeleine de Sainte Colombe için önceki yıllarda yazdığım "Hayalperest" i tekrar ele aldım.
I used "The Dreaming Girl" theme which I had composed for Madeleine many years earlier.
Bu Sainte-Chapelle de nerede?
Where's Ste. Chapelle, that Gothic jewel?
Sainte-Maxime.
Sainte Maxime.
M. de Sainte Colombe kızının yatağının yanına geldi.
Mr de Sainte Colombe came to her bedside.