Varabilirsin tradutor Inglês
54 parallel translation
Artık onların büyüme ve gelişmesini izleme zevkine varabilirsin.
Think about your children. Now you can have the pleasure of watching them grow, flower into full bloom.
Tanrıyla her zaman... küçük, makul bir anlaşmaya varabilirsin.
One can always come to a sensible little arrangement with God.
Gaza basarsan yaklaşık elli beş dakikada Malibu'daki şerif karakoluna varabilirsin.
If you kick it... you can probably make the sheriff's station... in Malibu in about fifteen minutes.
Sıçanlar üzerinde çalışarak insanlarla ilgili kanılara varabilirsin.
You know men by studying rats.
öyle! ama çok farklılar kısayol yayalar içindir ama 1 gün sürer uzun yol herkese ve araca açıktır ama 3 gün sürer uzun yoldan gidip güvenle kasabaya varabilirsin
The main road will take you a day but there's a lodging-place
Onunla nereye varabilirsin ki?
Where are you going with him?
Nesneyi şimdi incelersen daha düzgün bir kanıya varabilirsin Michael.
You may examine the object in a more presentable state now, michael.
Sahip olduğun beyin ve yetenekle istediğin yerlere varabilirsin..... ve sen bunu yaparken ben de senden para tırtıklamak için orada olacağım.
You got the brains and talent to go as far as you want... and when you do... I'll be right there to borrow money.
Kör gözlerin sana daha çok yardımı dokunur ve daha ileri mevkilere varabilirsin.
A blind eye will serve you better, and you will travel further.
Eğer yavaş yüzersen oraya varabilirsin.
You can make it if you swim slowly!
Sağdan dönüp tam oraya varabilirsin.
You can turn right here and get in.
Böylece tadına varabilirsin.
So you may know its joy.
Yürüyerek istasyona varabilirsin.
You'll find the station
Sonsuza dek varabilirsin.
You should enjoy it forever.
Onunla nereye varabilirsin?
What does knowing things get you?
Ayrılır ayrılmaz A noktasına ulaşabilirsin ya da... bir devre sonra ya da on milyonlarca değişik permütasyon sonucunda da aynı yere varabilirsin.
You could arrive at point A immediately after you left or... a cycle later or a cycle earlier or ten or ten thousand of millions of permutations.
- Umarım bununla iyi bir noktaya varabilirsin. - Şimdi kendine bak.
I hope you're going somewhere with this.
Şimdi gidersen hava kararmadan evine varabilirsin.
I figure if you leave now, you can make it back before dark.
Sana birşey söyleyeyim, eğer ben- - eğer sen kendine hizmet eden paranoyayı bir anlığına... azaltabilirsen, senin ve benim aslında... oldukça başarılı bir şekilde geçinebileceğimizin farkına varabilirsin.
And let me tell you something, if I may... if you were able to turn down your self-serving paranoia to a gentle simmer for a brief moment, you might just discover that you and I could actually co-exist quite successfully.
Şu an hangisindeysek, sadece sonra farkına varabilirsin.
Whichever one this is, you'll only ever realize later on.
Nasıl böyle bir yargıya varabilirsin?
How can you prejudge it by saying otherwise?
Mevsimleri dikkate almalısın, bu sayede bazı şeylerin farkına varabilirsin.
Considering the season, it's something... of attention, really.
Ona varabilirsin.
You can have him.
Bir şeyin tadına varabilirsin.
You might taste something.
Ve bazen uzaydan gelen şeyler göz kamaştırıcı ve güzel olur,... sen de ne kadar inanılmaz olduklarının farkına varabilirsin.
And sometimes things from space are amazing and you realise how incredible it all is.
Bundan dolayı sana aşık olduğum sonucuna varabilirsin. Ben de onu ifade etmemek için çareyi hayal kurmakta bulmam.
Therefore, you deduce I'm in love with you and I resort to daydreams to avoid expressing it...
Sadece tuvalete kadar varabilirsin.
Chains are only reach the toilet.
Bana verdiğin hasarın farkına varabilirsin sadece bana değil, aileme de.
And that you might realize the scope of the damage that you've done not just to me, but to a family.
Ama sonra doğrudan bana bakarsan aniden her şeyin farkına varabilirsin, gördün mü?
But then if you look directly at me, you suddenly become aware of everything, right?
Ne kadar gerizekalı olduğunun farkına varabilirsin.
You might realize what an idiot you are.
Anlaşmaya varabilirsin.
YOU CAN CUT A DEAL. GO TO HELL.
Yayan olarak varabilirsin.
You can make it on foot.
Zannedersem bu neticeye varabilirsin.
You could jump to that conclusion I suppose
Oraya ne kadar çabuk varabilirsin?
How quickly can you get there?
Krallığın düştüğünü krallığı olmayan sen bile bunun farkına varabilirsin.
Even you must realize the folly of being a king without a kingdom.
Umarım bazı şeylerin farkına varabilirsin.
I'd hope you could figure that out.
Kapıları kullanarak binlerce farklı şekilde mahkeme salonuna varabilirsin.
There are thousands of different ways to get to the courthouse using the doors.
* Biraz dinlesen aslında, farkına varabilirsin kimi özlediğini *
# If you would only listen you might just realize what you're missing #
Bak, eğer şimdi gidersen Jack Pazartesi banka açılmadan önce Montreal'e varabilirsin.
Look, if you leave now, Jack, you can get to Montreal by the time the bank opens Monday morning.
Yani, buna dayanarak benimle gelmenin korkulacak bir şey olmadığı sonucuna varabilirsin.
So just make a judgment based on that nothing horrible would happen if you came out with me.
Şimdi yola çıkarsan bu şey bozulmadan önce kampa varabilirsin.
! You leave now, you can make it back to base camp before this thing dies.
Ama gizli bir adanın da fiyatı budur varabilirsin ama asla ayrılamazsın.
But that's the price of a secret island : You can arrive, but you can never leave.
Ve yaptığımız bu konuşmadan benim de mutlu olduğum sonucuna varabilirsin.
And, of course, you can assume from our conversation. - That I am, too.
Arka yoldan, dar geçitlerden oraya varabilirsin.
You can get there by the alleyway, straight out the back.
- Evet. Eğer bana söylersen... tüm özgürlüklerinin tadına varabilirsin.
Yes, you can have a lot of freedom if you ask me, go.
Babasının mezarıysa ve iyi anlaşamıyorlardıysa kin tuttuğu sonucuna varabilirsin.
Well, if it's her father's grave and they didn't get along, then you know she holds a grudge.
Kazıklandığının farkına varabilirsin belki.
You might realize you're getting fucked.
Şimdi bir seçim yapabilirsin. Umut vaat eden genç bir üniversite öğrencisi olduğunun varoş bir suçlu olmadığının farkına varabilirsin.
You know, you have a choice right now to recognize that you are a promising young college student not some ghetto outlaw.
Bu fırsatın yükselmesi sadece hayatta kalmanı sağlamayacak hala gerçek tatların tadına varabilirsin.
Rise to this occasion, not only will you live, but you may yet taste real delights.
Demek istediğim, sen de bunun farkına varabilirsin...
I mean, you know, as you can see in front of you, it's, um...
Umarım oraya varabilirsin.
I just hope you actually get there.