Onaylayacağım tradutor Francês
59 parallel translation
Ama diğer dokuz maddeyi, barışı sağlamak ve korumak adına onaylayacağım. Çünkü biliyorum ki sen kral olarak kalmaya devam etmelisin. Ne olursa olsun...
Mais j'accepterai les neuf autres articles en esprit de conciliation et parce que je sais que vous devez rester le Roi envers et contre tout, hors l'honneur de Dieu.
İnfazlara katılacağımı ve mahkûmların öldüklerini tıbbî olarak onaylayacağımı söyledim.
Mon métier est de constater la mort des condamnés.
O tankerleri ele geçirmek için savaş planı yaparsanız onaylayacağım.
Prépare un plan d'attaque pour capturer ces tankers et je l'approuverai.
Kısıtlama talebini onaylayacağım... aranızdaki husumeti tasdik etmek için değil... ama Hıristiyan toplumunun yararı için.
J'accorde l'ordonnance d'interdiction, non pas pour reconnaître la malveillance qui existe entre vous, mais dans l'intérêt de l'harmonie chrétienne.
Burada yapılan işin kalitesinden sorumluyum bu nedenle, kişisel olarak tüm reklam aralarını ben onaylayacağım.
Je suis responsable... de Ia qualité du travail fourni. Jusqu'à nouvel ordre, je dois approuver toutes Ies publicités.
Sonra naklini onaylayacağım.
Après, j'autorise le transfert.
Temyiz için onaylayacağım, ki özetlerinizi tasarlayın.
Je l'envoie en appel, faites vos comptes rendus.
- Dinle, eğer bana güvenebilirsen, - benim onaylayacağım insanlara da güvenebilirsin, değil mi?
Si tu me fais confiance, tu peux avoir confiance en ceux que je t'indiquerai.
Seale'i arayıp havaleyi yapacağız. Seale haber verince Midlands Ulusal Grand Cayman Bankasında 1 9 milyon doların havalesini onaylayacağım.
Au signal de Seale, je confirme le transfert de 19 millions depuis la Midlands National Bank, aux îles Caîman.
Paha biçilmez sanat eserlerinin çalınmasını mı onaylayacağım?
Vous suggérez que j'approuve le vol?
- Bunu onaylayacağım.
- Et vous l'étiez.
Yeni elemanı ben onaylayacağım.
Et j'approuve le nouveau.
- Evet, sizin işleminizi onaylayacağım.
- Je vais le fermer.
Sen söyle, ben onaylayacağım.
Dites-le et je confirmerai.
Senato oylama için tekrar toplanır toplanmaz, Wallace Rainer'ın Yüksek Mahkemenin adalet dağıtıcısı olmasını onaylayacağım.
Dès que les auditions auront repris au Sénat, je voterai pour confirmer Wallace Rainer en tant que juge de la Cour Suprême.
Ve talebinize gelince Bayan Hewes, Bay Malina'nın tanıklığını kolaylaştırmak için talebinizi onaylayacağım.
Et au vu de votre requête, Mme Hewes, d'accélérer le témoignage de M. Malina... Je vais aller de l'avant et vous l'accorder.
Ama bu aşamada, Bunları Savunma Bakanlığı'na bildirmemi emreden yönetmeliklere uyacağım ve bunun bir terör saldırısı olmadığını onaylayacağım.
Mais pour l'instant, je dois rapporter ces meurtres à la Défense.
Bunu onaylayacağım fakat sanırım bir haftaya daha ihtiyacımız var.
Il reste une semaine de travail environ.
Güneybatı İstasyonu'na bir transferi onaylayacağım.
Je vais autoriser un transfert au pôle sud-ouest.
- Dedin ki- - onaylayacağım.
- Dis, et je confirme.
Temliklerini ben onaylayacağım ve kimse bana karışmayacak.
j'approuve les affectations et sans interférence. ou je laisse tomber.
Buluşma yerine gittiğimizde onaylayacağım.
Je confirmerai notre arrivée une fois là-bas.
- Onaylayacağım.
Je le comprends.
Temliklerini ben onaylayacağım ve kimse bana karışmayacak.
C'est moi qui approuve les affectations, et sans interférence.
Onaylayacağım artık.
Je vais juste cliquer sur accepter. Non, non, non.
Doğrudan onaylayacağımı düşündü.
Elle s'est dit que ça me brancherait.
Tamam, onaylayacağım bunu.
Ok, ok. Très bien, devine quoi,
Pişman olacağım ama onaylayacağım.
Merci. Je vais le regretter, mais je l'autorise.
- Onaylayacağım Ronnie.
- Je crois que ça va, Ronnie.
Bunu onaylayacağımı bir saniye bile düşündüysen, cidden delirmişsin sen.
Vous m'imaginez vraiment consentir à faire ça?
Onaylayacağım biri mi bari?
Oh, quelqu'un que j'approuverais?
Ben de onaylayacağını düşünmüştüm.
Je m'en doutais.
Tarama ve gözlemlerimiz raporu doğrularsa, elbette ki bunu onaylayacağım.
Ils ont accepté trop facilement.
Çalışmam gerekmiyor. Öğle yemeğinde Büyük'le buluşacağım ama senin onaylayacağını düşünmüyorum.
Je déjeune avec Big et je me suis dit que tu n'approuverais pas.
- Kocasının onaylayacağı tek yaklaşım.
C'est la seule façon d'avoir le consentement du mari.
Sonra da ben onaylayacağım.
Et j'approuve votre approbation.
- Babalarımızın onaylayacağı kuşkulu ama...
- Nos pères n'approuveraient pas.
Son iki karımın da onaylayacağı üzere, ben bir evlilik uzmanı değilim ama al bakalım.
Le mariage, c'est pas mon fort, mes deux divorces en attestent, mais... tiens.
Stoney. Onaylayacağım.
- Je te confirme ça.
Ya Errol'ın yoluyla, ya da bu vadide kalabilir yaralarını yalayıp, kanun adamlarından uzak durabilirsin. Sonra da kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırarak Bay Quarles'a gidip bütün olan bitenin Crowder'lardan öç almak için senin fikrin olduğunu ve onaylayacağını sandığını söyleyebilirsin.
Ou tu peux rester dans cette vallée pour panser tes plaies et te planquer des flics, puis retourner auprès de M. Quarles, la queue entre les jambes, et lui dire que tout ça, c'était ton idée,
Gerçekten Patty Hewes'in bu duruşmayı onaylayacağını mı sandın?
Pensez-vous vraiment que Patty Hewes va laisser aller ce témoignage jusqu'au bout?
İnsanların bunu onaylayacağını mı sanıyorsun?
Croyez-vous que le peuple acceptera une telle chose?
Savunma beyanımızda o akşam nerede olduğunuzdan bahsedeceğiz ve Bayan Morris'in de bizi onaylayacağından emin olmalıyız.
Nous avons de nombreux détails sur nos faits et gestes ce soir-là et nous croyons qu'elle nous supportera.
Başyargıç, ancak açık bir ifade verirsem,... adaylığımı onaylayacağını söyledi.
Le Chief Justice me soutiendra pour ce poste de juge seulement si je fais une déclaration claire.
Ama bu işletme babana ait ve ben babanın bu yatırımı onaylayacağını sanmıyorum.
Mais cette entreprise appartient à ton père. Et je ne crois pas qu'il approuverait cet... investissement.
Ayrıca Fatty'nin de kesinlikle onaylayacağını düşündüğüm yeni asistanımı seçtim. Oğlum...
J'ai aussi choisi un nouvel entraîneur et je sais que Fatty aurait certainement approuvé mon fils...
Ailesinin beni onaylayacağından emin değilim.
Je ne suis pas sûr que ses parents m'approuvent.
İçiniz rahat ederek onaylayacağınız biri olmalıydı ve sanırım öyle birini buldum.
Une personne qui vous rassurerait, et j'ai trouvé.
Adamlarımın da onaylayacağı gibi sizi kurtarmak için elimden geleni yaptım.
J'ai tout fait pour vous sauver, mes hommes vous le diront.
Kocamın sana yardım etmemi onaylayacağını sanmıyorum. Partine geleceğini zanetmem.
Je pense juste que mon mari n'approuverait pas le fait que je vous aide.
Güzel. Müdür Yardımcısı Cooper'ın anlattıklarımı onaylayacağına şüphem yok.
Je ne doute pas que le Directeur Adjoint Cooper confirmera mes dires.