English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ A ] / Aren't i

Aren't i traducir turco

7,917 traducción paralela
I bet you're hungry, aren't you?
Eminim açsındır, değil mi?
Aren't you coming? No, I'm not invited on this occasion.
- Hayır, bu etkinliğe davet edilmedim.
I'm really tired, aren't I?
- Bir hayli yorgun düştüm, değil mi?
I think you're searching for things that aren't there and ignoring the things that are, like this photograph flinching nonsense.
Bence olmayan şeyleri oldu zannedip gerçekleri ise görmezden geliyorsun, fotoğraf çekiminde olduğu gibi.
And all I was thinking was, why aren't you and I sharing this together?
Ve tüm düşündüğüm, neden bu anı beraber yaşayamıyoruz?
I hate to tell you this, sweetie, but... those women aren't actually real.
Tatlım. Söylemekten nefret ediyorum ama orada gördüğün kadınlar aslında gerçek değil.
( normal voice ) Oh, well, I hope the two aren't related.
İkimizin arasında sorun yoktur umarım.
Aren't you glad I did? Yes, Jessica.
Evet, Jessica.
Ross, I aren't their sort.
Ross, ben onlardan değilim.
- Well, I'm your best friend too, aren't I?
- Peki, senin en iyi arkadaşınım değil mi?
In a half-hour, they are going to be standing here in matching lab coats, announcing to the world that, once again, they are the cure to mankind's every sexual misfortune, or I am going to get on the stage and tell those same reporters that the reason they aren't there is, Dr. Masters prefers spending time with young boys.
Yarım saat içinde önlüklerini giyip burada dikilecekler insanların her türlü cinsel sorununu tedavi edebileceklerini dünyaya bir kez daha duyuracaklar ya da ben sahneye çıkıp aynı gazetecilere burada olmamaların sebebinin, Dr. Masters genç oğlanlarla vakit geçirmeyi tercih etmesi olduğunu söyleyeceğim.
I'm going to regret this, aren't I?
Bundan pişman olacağım, değil mi?
_ Well, I can tell you who put out the Warrant, but... you aren't gonna like the answer.
Sana Warrant'ı kimin çıkardığını söyleyebilirim ama cevap pek hoşuna gitmeyecek.
Great! Now I know what you're thinking. Mormons aren't funny.
Mormonlar komik değildir diye düşündüğünüzü biliyorum ancak haftada bir kez kahkaha kulübünde komedi gecemiz var ve yanıldığınızı kanıtlamak isterim.
Balls aren't people, dude! I know.
Toplar insan değildir.
I'm pushing it, aren't I?
Zorluyorum, değil mi?
I'M PRETTY SURE THERAPISTS AREN'T SUPPOSED
Hiç değilse benim için bunu yaptın.
Am something already, though, aren't I?
Zaten bir yolun içinde değil miyim?
Which I guess brings us back to why aren't we dead?
Böylece konumuza geri döndük. Neden ölmedik? Şikayet ettiğimden değil.
I'm here for you, aren't I?
Bütün suçu ben üstlendim, unuttun mu?
Look, I understand that you guys aren't exactly wired for empathy, but you need to know that I've been tasked by the Secretary of State to stave off nuclear...
Bakın siz pek empati kuracak tipler değilsiniz anlıyorum ama şunu bilmeniz lazım ki Amerika Dışişleri Bakanı tarafından görevlendirildim. Beni dinliyor musunuz siz?
We aren't going to Fairhope. Last I checked, I was the one in the driver's seat...
- En son baktığımda şoför koltuğunda ben oturuyordum.
I need to ask you something. Listen, just because the casinos aren't happening doesn't mean I'm dropping the impeachment.
Dinle kumarhaneler açılmıyor diye senin hakkındaki şikayeti geri çekecek değilim.
I'm here, aren't I?
Hala buradayım değil mi?
I don't care how you do it, just make sure my civilians aren't getting hit every time they drive a fucking truck down there.
Nasıl yaptığın umrumda değil ama.. .. sivil elemanlarımın zarar görmesini engelle.. .. kamyonları patlatıp duruyor şerefsizler.
Aren't I right, Maurice?
Haklı değil miyim Maurice?
I need people who aren't gonna ping on our radar.
Bizim radarımızda görünmeyecek adamlara ihtiyacım var.
I know that you aren't a matronly woman, but...
- Tombul bir kadın değilsin biliyorum ama...
But you're afraid of what I can tell everyone, aren't you?
Ama insanlara söyleyebileceklerimden korkuyorsun öyle değil mi?
Les lets me crash here when my mom and I aren't getting along.
- Les zaman beni burada çökmesine izin verir. Annem ve ı geçinmek değildir.
Just till I know the Russians aren't looking for you.
Sadece Rusların seni aramadığını bilene kadar.
You know, I, uh, was thinking, if she's going through all your stuff, aren't you worried about the ashlight-flay? Uh, don't worry about it.
Bilirsin, ben, ah, düşünüyordum da, eğer o senin herşeyine bakarsa, el fenerinin ortaya çıkmasından endişelenmiyor musun?
- Aren't I the victim?
- Ben kurban değil miyim?
Things aren't working out well with Audrey, so I thought...
Audrey, ile hemen düzelmeyeceği için, dedim ki... Öyle mi?
You aren't in the brig at Fort Benning facing a court-martial that could have landed you two years in military prison and turned you into an even meaner asshole than you are now. I had you moved.
Şu anki hâlinden daha aşağılık bir pisliğe dönüştüren ve 2 yıldır askeri cezaevine tıkılmana yol açan askeri mahkemeye bakan Fort Benning'deki hücrede değilsin mesela.
I hope you aren't, either.
Umarım seni de yaralamamıştır.
I can tell she and Jordan aren't exactly kindred spirits?
O ve Jordan pek anlaşamıyorlar sanırım.
This ship and Coulson's base aren't the full extent of SHIELD's operations.
S.H.I.E.L.D.'ın operasyonları bu gemi ve Coulson'ın üssüyle sınırlı değil.
Well, aren't you a tempting Tanya? I like it.
Cezbedici Tanya'ya da bakın.
Well, you're all set up, aren't you? I know. Matt made this.
- Düzeneği kurmuşsun sen galiba.
I'm sorry, my master and mistress aren't here at present.
Kusura bakmayın. Efendim ve hanımım şu an burada değil.
- I did. Why aren't you out there, Detective?
Neden dışarıda değilsiniz dedektif?
I'm here now, aren't I?
Şu an buradayım değil mi?
- Yes, I do. I know, because those windows aren't shattered in a million pieces right now, because this plane isn't coming apart.
Biliyorum, çünkü o pencereler şu an milyonlarca parçaya ayrılmadı çünkü bu uçak parçalanmıyor.
- I'm sure they do, - but aren't we trying to skew younger?
Eminim vardır ama gençlere yönelik çalışmıyor muyuz?
I'm here, aren't I?
Buradayım, değil mi?
Aren't you trying to paint the picture that I'm a bad mother, shipping my kids off to some far-flung place?
Beni, çok ücra bir yere çocuklarımı göndermem sebebiyle kötü bir anne olduğum imajı, yaratmaya çalışmıyor musunuz?
How do I know there aren't other copies?
Başka kopyaları olmadığını nerden bileceğim?
Well, then, I guess we're all bullies, aren't we, Jennifer?
Hepimiz kabadayıyız öyleyse.
I'm relieved, too, because we aren't ready.
Ben de rahatladım çünkü daha hazır değiliz.
Rafael and I aren't exactly on chatty terms these days.
Bu günlerde Rafael ile pek konuşmuyoruz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]