Emerges traducir turco
336 traducción paralela
When you do this, a striking pattern quickly emerges.
Bunu yaptığınızda, derhal ortaya çarpıcı bir kalıp çıkıyor.
Nothing emerges from the spigot.
Musluktan hiçbir şey çıkmıyor.
One thing emerges very clearly from all this.
Bütün bunlardan tek ve net bir sonuç çıkıyor.
" Out of a misty dream, our path emerges for a while... then closes within a dream.'"
" Buğulu bir rüyanın içinden, yolumuz bir süreliğine ortaya çıkar ve sonra bu rüyanın içinde tekrar kaybolur.'"
We open the cocoon but it is not a butterfly that emerges.
Ve şimdi buradan çıkan bir kelebek değil.
His battered and cringing ego emerges victorious.
Hırpalanmış ve sinmiş egosu zafer kazanıyor.
Out of a misty dream our path emerges for a while then closes within a dream.
Puslu bir hayalden çıkıp bir an önümüzü görürüz sonra yine bir hayalin içinde yitip gider.
NARRATOR : Now 11 months a fugitive, Richard Kimble emerges from the blackness of hiding into the grey anonymity of another alias, Ray Miller.
11 aydır kaçak olan Richard Kimble,... karanlıktan çıkarak bu kez Ray Miller takma adı altında kimliği belirsiz kişiler kalabalığının gölgesine sığınmıştır.
From inside emerges some classically glamorous star like Marlene Dietrich.
İçeriden dillere destan bir yıldız iner, şey, Marlene Dietrich gibi.
A simple Parisian working girl, who looks remarkably like you, Miss Simpson, emerges from her simple Parisian dwelling and makes her way through the crowd and across the square.
Size benzeyen sıradan Parisli bir kız sıradan bir evden çıkar ve kalabalığın arasından geçip meydanın öbür ucuna varır.
You read, you see what's happening, and suddenly a pattern emerges.
Okuyorsun, olanları görüyorsun ve birden bir model ortaya çıkıyor.
And out of them, but one man emerges.
Onların dışında, bir adam ortaya çıktı.
It emerges about ten kilometers from here... at a place called "Cessati Spiriti."
Buradan 10 km uzaktaki... "Cessati Spiriti" adı verilen yerde yeryüzüne çıkar.
When he emerges, we'll finish him off for good. Right?
Ortaya çıktığı zaman bu sefer işini bitiririz, değil mi?
let's see which of us emerges a winner.
Biz aramızda ki işi bitirelim.
Then, in the face of danger, the truth emerges.
Sonra, tehlike karşısında, gerçek su yüzüne çıkar.
You put one on top of another and something emerges.
Bir tanesini tepeye, diğerinin üstüne koyarsınız ve yeni şeyler doğar.
But contradiction, when it emerges in the spectacle, is in its turn contradicted... by an inversion of its meaning ; so that the division demonstrated is unitary, while the unity demonstrated is divided.
Fakat bu çeliski gösteride su yüzüne çikinca, bizzat kendisi anlaminin tersine çevrilmesi ile bir tezat olusturur ; sundugu bölünme birlesikken gösterdigi birlik bölünmüstür.
Y es, but his painting emerges from his own person.
Evet, ama onun kişiliğini ortaya çıkaran çizimleridir.
Now, a theme emerges,
Şimdi bir tema ortaya çıkıyor.
You two can arrange a duel And see who emerges the'King of Swords'
Düellonuzu ayarlayabilirsiniz o zaman görürüz kim "Kılıçların Kralı" olacak
His problem is especially dangerous because the female lives in a burrow from which she emerges only on hunting forays.
Dişi sadece av baskınları yapacağı zaman çıktığı bir çukurda yaşadığı için bu erkeğin sorunları daha tehlikeli.
The basic particle of light, the photon, is born traveling at the speed of light as it emerges from an atom or a molecule.
Işığın temel parçacığı olan foton bir atom veya molekülden ortaya çıktığı sırada, ışık hızında doğar.
The fraction of inhabited planets on which intelligence emerges is called f sub-i.
Hayatın başladığı gezegenlerden,... bünyesinde zekayı bulunduranların sayısına "fi" diyelim.
Could it be the monster which emerges every 3 years?
3 yılda bir görünen canavar olabilir mi?
Therefore, whatever appears on the television screen... emerges as raw experience for those who watch it.
Bu yüzden, televizyon ekranında beliren seyreden kişide ham bir deneyim olarak ortaya çıkıyor.
When he emerges from the car twenty minutes later... incredibly, he is no longer Chinese, but Caucasian.
Yirmi dakika sonra arabadan indiğinde... gariptir, artık bir Çinli değil, beyaz ırktan biridir.
Now, for the last moment, a big flower emerges around her petal and wraps her body with blooms and fragrance.
Şimdi son olarak, güzel koku ve çiçeklerle kaplı vücudu ve taçyaprakları etrafındaki büyük bir çiçek ortaya çıkıyor.
The message that clearly emerges from these complex encounters... between physician and patient... is that there is not only a place in the clinic... but a demand for a philosophy.
Doktor ve hasta arasındaki karmaşık hesaplaşmalardan açıkça ortaya çıkan mesaj klinikte sadece bir yer için değil felsefe için de talep olduğudur.
I shall, of course, give my absolute loyalty to whoever emerges as my leader.
Ve tabii ki liderim kim ise ona mutlak sadakatimi sunmam gerekir.
If Samuels or Woolton emerges as a clear leader, I'll stand down.
Samuels veya Woolton, açık ara lider seçilirse geri çekileceğim.
When the sun emerges from the darkness... your time will pass.
Karanlıktan gün doğana kadar... süren var.
The truth about our abilities always emerges one day.
Yeteneklerimizle ilgili gerçek bir gün mutlaka ortaya çıkacaktır.
We entered Albania with snow and silence. Your image, still damp, unchanged since the day I left it, emerges once again from the night.
Arnavutluk'a gidiyoruz, kara ve sessizliğe senin hayalin gözlerimin önünde, onu terk ettiğim günden gecenin içinde yeniden ortaya çıktığı o ana kadar hiç değişmemiş.
When a stronger ego emerges, it displaces the weaker one.
Daha güçlü bir ego ortaya çıkarsa, daha güçsüz olanın yerini alır.
Ladies and gentlemen... once in a very great while... an individual emerges from a- - from a sea of troubles and- - and brings from this- - this sea... something to us.
Bayanlar ve baylar uzun bir aradan sonra ortaya bir adam çıktı dertler denizinden bize- - Bize bu denizden- - Bu denizden... bize bir şey getirdi.
Desert dry... in Poland, a miracle like this emerges maybe once every few hundred years.
Yüzyıllarca öncesinden kalan bir şey bulmak ne kadar da mucizevi!
Now... two years later... your latest magnum opus... emerges from this sewer of an apartment... where you take our suffering and turn it into gold... literary gold!
Ve şimdi... iki sene sonra... bu lağım çukurundan... yeni şaheserini yazıyorsun ve... bütün acılarımızı altına çeviriyorsun... gerçek altın paraya!
Only recently have the files been studied, and a surprising picture emerges of how the Gestapo functioned.
Würzburg'da Amerikan askerleri, zamanında davranarak buna engel olmayı başardı. Bu dosyalar kısa bir zaman önce incelemeye alındı.
Greeting every insect that emerges out of the grass?
Çimlerden biten her böceğe selam mı vereceksin?
One good thing, however, emerges from this incident.
Ne var ki, bu hadiseden iyi bir sonuç çıktı.
As the ice Age spreads, Alaska emerges as a crossroads.
Buzul çağ yayıldıkça Alaska kesişme noktası olarak
If no clear winner emerges, a two-man sack race will be held till a champion is crowned.
Bu karşılaşmalardan galip çıkan olmaz ise, şampiyonu iki adam çuval sıçrama yarışı tespit edecek.
Everything emerges and dies again.
- Her şey doğar ve ölür.
As soon as he emerges that's the end of him!
Ortaya çıkar çıkmaz onu halledin!
You see, the werewolf is such a potent..... extreme representation of our inborn animalistic traits..... it emerges for three consecutive nights, the full moon and the two nights surrounding it.
Kurt adam içimizdeki hayvansı özelliklerin öyle güçIü bir temsilcisidir ki, bedeni peş peşe üç akşam ele geçirebilir. Dolunay, bir öncesi ve sonrası.
-'Cause I don't know what it means. - It's the time when she becomes her destiny, and she emerges stronger and more powerful.
Bu, onun kaderini gerçekleştirdiği ve daha güçlü ve daha kuvvetli olarak ortaya çıktığı an.
It's the scream the time it takes to loosen a kimono and undress being together all night without speaking of the sweat when the husband emerges, jumping in the sandals quickly here's the scream
# Biliniz ki çok karışıklık olacak demek # # Onun tüm düğmelerini açıp | kimonosunu çıkarmak # # bütün gece uğraşacaksın demek # # Bir de nasıI terletir insanı üstelik #
However every time, despite a small setback, The decision is made to recruit you... an unexpected problem emerges.
Gene de küçük bir uygunsuzluğa karşın... sizi kiralama kararı alınmak üzereydi ki... beklenmedik bir sorun çıktı
Frame 225, Kennedy emerges from behind the road sign.
237 B numaralı koğuş.
a dwarf emerges from the dark
Karanlıktan Gelen Cüce