English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ G ] / Gooders

Gooders traducir turco

98 traducción paralela
All of them are do-gooders, freaks, troublemakers.
Her biri, iyilik böceği, kaçık ve baş belasıdır.
- You know, you do-gooders are all alike.
- Biliyorsun, siz işi-iyi-yapanlar hep aynısınız.
I've seen these do-gooders before, usually doing the most good for themselves.
Böyle boş iyilikseverlerden çok gördüm, genellikle bütün iyiliği kendilerine yaparlar.
I can't stand do-gooders, sympathy or long faces.
Hayırseverlere, sempatiye ve sarkık yüzlere tahammül edemem.
Do-gooders. Hah!
Ne kadar iyi niyetli!
Down with the, uh, lecturers and do-gooders.
Hocalar ve yağcılarıyla birlikte, aşağıya.
You've come up with mono-coloured trash, do-gooders and bleeding hearts. You're dead, you half-white.
Tek renklilerin zırvalarıyla, iyilik safsatalarıyla buraya vardın.
Half-baked, goggle-boxed do-gooders telling everybody it's bad for you.
Dünya kurtarıcı budalalar ekranda bunlara tehlikeli diyorlar.
I have to excuse myself now and go say hello to my fellow do-gooders.
Kendime müsaade etmeli ve yardımsever arkadaşlarıma selam vermeliyim.
Those 100 do-gooders down there dressed in rebel crap will be my alibi.
Aşağıda asi üniforması giymiş yüz kişi şahidim olur.
It's those Federation do-gooders - always sticking their ugly noses in other people's business.
Şu Federasyon'un idealist salakları her zaman çirkin burunlarını başka insanların işlerine sokuyorlar.
He's been brainwashed by people like Marcie and her do-gooders.
Marcie ve velinimetleri gibi insanlar tarafından beyni yıkanmış.
It's a collection of space-case do-gooders saving rain forests.
Yağmur ormanlarını kurtarmaya çalışan bir grup aklı beş karış havada idealist.
Those do-gooders are all a bunch of pitiful losers.
İyilik yapmaya çalışıp başarısız olan zavallı kişiler onlar.
There's a lot of do-gooders might want to help Dunn... if he can convince them of his innocence.
Bir sürü yardım severiniz var Dunn için onlardan yardım istemelisiniz...
You trust a bunch of little white-ass do-gooders more than you trust me... more than you trust us.
Onlara bana ve bize güvendiğinden daha çok güvenirsen sana kötülükleri dokunur.
Bunch of no-good do-gooders.
Hiçbir işe yaramayan hayırseverler.
You and this Lowlife are in this chain of do-gooders a kind of Mother Teresa conga Line? That's a Little New-Agey for you.
Sen ve bu sürüngen, hayırsever zinciri bir tür Hemşire Teresa vakfı gibi misiniz?
I'm for free speech as long as they keep their mouths shut. Do-gooders. Who needs them?
Onları kim ister ki?
" I leave the hotel and my modest capital to be divided equally between Suzanna Chambers, Gregory Chambers, Julia Gooders and Tristan Goodfellow.
Otelimi ve mütevazi mal varlığımı eşit düzeyde olmak üzere Suzanna Chambers, Gregory Chambers Julia Gooders ve Tristan Goodfellow'a bırakıyorum.
You said you drove through the woods yesterday, Mr Gooders.
Dün, ormandan geçtiğinizi söylediniz Bay Gooders. - Saat kaç gibiydi acaba?
Until 10 : 30 and then Julia Gooders can confirm I was in the meeting with her.
10.30'a kadar doğrularlar Julia Gooders da, onunla toplantı yaptığımı onaylar.
I was wondering, Mrs Gooders - I saw you after the funeral at the children's Punch and Judy show.
Bir şey merak ediyorum, Bayan Gooders sizi cenazeden sonra çocuklar için Punch ve Judy şovda görmüştüm.
Annie couldn't have left the mushrooms outside the Gooders'door.
Gooders'ların kapısına mantarları Annie bırakmış olamaz.
I can't pretend I liked Kenneth Gooders.
Kenneth Gooders'dan hoşlanıyormuş gibi yapmayacağım.
Earlier, at the Gooders', Tyson called Suzanna a double-crossing swine.
Bu sabah Gooders'ların evinde Tyson, Suzanna'ya "düzenbaz domuz" dedi.
It seems Mrs Gooders didn't realise who she'd shot until she turned on the lights.
Anında ölmüş. Bayan Gooders ışığı açana kadar kimi vurduğunu anlamamış gibi.
You take it slowly, Mrs Gooders.
Bilmiyordum. - Sorun yok. Sakin olun, Bayan Gooders.
Kenneth Gooders'wife was a beneficiary of the original will. Gregory was the only one he could trust.
Orjinal vasiyette Kenneth Gooders'ın karısı mirasçılardan birisiydi.
Sir, a builder's turned up, claiming he unscrewed the Gooders'cupboard from the wall.
Efendim, inşaatçı aradı Gooders'ların evindeki dolabın vidalarını kendisinin söktüğünü söylüyor.
They told you it was Mrs Gooders who asked me to do it?
Bunu yapmamı isteyen kişinin Bayan Gooders olduğunu söylediler mi?
You're saying that Julia Gooders asked you to unscrew the large drinks cupboard from the wall in the living room, yeah?
Oturma odasında, içinde içki şişeleri bulunan dolabın vidalarını sökmenizi, Bayan Gooders mı istedi?
Well, we'd better have a word with Mrs Gooders. Sir?
Sanırım Bayan Gooders ile konuşsak iyi olacak.
Apparently Julia Gooders threw a curly one in the night.
Görünüşe göre bu durumda kendini kurtaran tek kişi Julia Gooders.
Was Mrs Gooders at the house to let you in? No.
Sizi eve alan Bayan Gooders mıydı?
Your aunt is confessing to the murders of Tristan Goodfellow, Kenneth Gooders and Suzanna Chambers.
Teyzen şu anda Tristan Goodfellow Kenneth Gooders ve Suzanna Chambers cinayetlerini itiraf ediyor.
I MEAN, A BUNCH OF WELL-MEANING DO-GOODERS MARCHING AROUND CARRYING SIGNS,
İyi niyetli bir grup yürüyüşçü elinizde pankartlarla slogan mı atacaksınız?
These manacles are too tight, you miserable oppressive do-gooders.
Bu kelepçeler çok dar, sizi sefil iyiler sizi!
Yes, Reimondo and her happy band of do-gooders have been stirring up the press and the public.
Evet, Reimondo ve onun salak idealist yandaşları basını ve kamuyu karıştırıyorlar.
Hunted by soldiers and all sorts of do-gooders.
Ve yırtıcı hayvanlar gibi avlanmıştık. Askerler tarafından yakalanmıştık ve doğruca bu kampa getirilmiştik.
The media will call them non-Nationals, foreigners, no-gooders, aliens.
Ve medya... Medya onlara "Yurtsuzlar" yabancılar, beceriksizler, uzaylılar diyecek.
Brought in your liberal-ass do-gooders to seriously consider this horseshit... while Colvin's mistake grew and grew.
O liberal götlerinizi bir araya getirip bu pisliği ciddi ciddi gözden geçirdiniz bu arada da Colvin'in hatası büyüdükçe büyüdü.
A catalogue of thieves, double-crossers and do-gooders.
Bir grup hırsız, iki yüzlü ve hayırsever.
I call all this a potential coalition between the treehuggers, the do-gooders, the sodbusters, the cheap-hawks and the evangelicals.
Çevre fanatikleri, şakşakçılar, çimyolanlar, ucuz kahramanlar ve protestanların koalisyonu diyorum buna.
Nothing like a tragedy to bring out the do-gooders.
İyilik yapanları ortaya çıkarmak için bir trajediden iyisi yoktur.
One of these do-gooders took out Carrie Swett'cause she found out their secret.
Bu iyi niyetli kişilerden biri Carrie Swett'i ortadan kaldırdı çünkü sırrını öğrenmişti.
Because I am, how do you says, way more gooders than you.
Çünkü ben, nasıl deniyor, iyiyim senden daha çok.
Even self-righteous do-gooders nd to eat.
Kendi dürüstlüğü ve iyi niyeti bile bunu yutmasına yeter.
A million do-gooders are standin'in line to help the hardly-ables like Apple Annie.
Annie gibi düşkünlere yardım etmeyi bekleyen, milyonlarca iyi insan var.
They're do-gooders.
Onlar iyi insanlar.
Julia Gooders? Yeah.
- Julia Gooders mı?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]