English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ I ] / I must warn you

I must warn you traducir turco

309 traducción paralela
I must warn you, during this last hour...
Şu son saat içinde seni uyarmalıyım Bay Turner...
Miss Hart, I must warn you not to be upset by anything the children may tell you.
Bayan Hart, çocukların size anlatabileceği şeylerle keyfinizi kaçırmayın.
I must warn you about the impending visit of the Spanish envoy.
İspanyol elçinin ziyaretinin yaklaştığı hususunda sizi uyarmalıyım.
I must warn you... this operation may not be successful.
Seni uyarmalıyım ki... bu ameliyat başarısız olabilir.
Sergeant, I must warn you that you should consider this question an order.
Çavuş, sizi ikaz etmeliyim ki, bu soruyu emir telakki etmelisiniz.
I must warn you about something.
Sizi uyarmalıyım.
I must warn you that anything you say may be used in evidence.
Söyleyeceğiniz her şey aleyhinizde delil olarak kullanılabilir.
I'm afraid I must warn you, Mr. Marlowe, Miss Adrienne likes to romanticize.
Korkarım sizi uyarmalıyım bay Marlowe bayan Adrienne olayları romantikleştirmeyi sever.
I must warn you of the gravity of the statements you are making.
Sizi yaptığınız itirafın ciddiyetinden dolayı uyarmalıyım.
You look steady enough on your pins anyhow. but speaking as one with considerable experience in these matters, I must warn you to be aware of the reaction.
Yine de ayaklarının üstünde gayet iyi duruyorsun ama tecrübelerim tepkiler için seni uyarmam gerektiğini söylüyor.
I must warn you.
Sizi uyarmalıyım.
But I must warn you that as they will grow up,
Ama seni uyarmam gerekir.. onları büyütmek için..
But I must warn you, tonight the streets of Verona won't be safe for a lady.
Fakat sizi uyarmalıyım, bu gece Verona sokakları hanımefendi için güvenli olmayacak.
But I must warn you.
Ama uyarayım seni.
I must warn you about Fitzhugh.
Seni Fitzhugh hakkında uyarmalıyım.
And I must warn you that anything you do say will be taken down in writing and maybe used in evidence.
Ve sizi uyarmalıyım ki, söyleyeceğiniz her şey yazıya geçirilecek ve kanıt olarak kullanılacak.
Though I must warn you that anything you say will be taken down in writing and may be used in evidence against you.
Ancak sizi uyarmalıyım ki, söyleyeceğin her şey yazıya geçirilecek ve size karşı kanıt olarak kullanılabilecektir.
Before you meet her, I must warn you, she is a little vague and can be very deaf on occasions.
Sizi uyarıyorum, ne dediği pek anlaşılmaz ve bazen sağırlaşır.
I must warn you that anything you say may be taken down and used in evidence.
Sizi uyarmam gerek. Söyleyeceğiniz her şey not alınıp kanıt olarak kullanılabilir.
Keeping to the theme of tonight's program, I must warn you that before you get a look at the pleasant scenery, we must first pass through one of those dismal tunnels.
Bu akşamki programımızın konseptine uygun olarak,... hoş manzaraları seyre dalmadan önce,... kasvetli tünellerden geçmek zorunda olduğumuzu söylemeliyim.
I must warn you, I don't drive fast.
Sizi uyarayım, hızlı sürmem.
Mrs. Manning, I must warn you that arson is a criminal offense.
Bayan Manning, sizi uyarmalıyım, kundaklama ceza gerektiren bir suçtur.
I must warn you too, there's no coffee.
Sizi uyarmalıyım, kahvemiz yok.
And I must warn you, it may take time.
Sizi uyarayım, biraz zaman alabilir.
I know how highly you value these little people, but I must warn you.
Bu küçük insanlara çok değer veriyorsunuz, ama sizi uyarmalıyım.
Comrades, I must warn you.
Yoldaşlar, başınızı derde sokmadan önce sizi uyarmam gerek.
- But I feel that I must warn you.
- Ama sizi uyarmam gerektiğine inanıyorum.
I must warn you, there could be as many Doctors for you as against you.
Ama seni uyarayım sana yandaş olacak kadar karşıt olacak doktor da olacak.
I must warn you, Mr. Rand, you are familiar with the proceedings of this court and I expect you to abide by them.
Bay Rand sizi uyarıyorum bu mahkemenin usulleriyle aşinasınız.. ... bunlara uymanızı beklerim.
And I must warn you at the next town or village, I intend to ask you to vacate my car.
Ayrıca sizi uyarıyorum bundan sonraki ilk köy ya da kasabada, arabamı boşaltmanızı istiyorum.
- Mrs. Millett, I must warn you.
- Bayan Millett, sizi uyarmalıyım.
I must warn you that I know judo, krai magna and tae kwon do.
- Seni uyarmalıyım. Judo biliyorum. - Ve Tekvando.
Well, then, I must warn you, this last little trick is gorgeously unendurable.
O halde seni uyarıyorum, bu küçük numaraya dayanman çok zor olacak.
We've completed going over Dr. Philips'notes and I must warn you that we're in a dangerous situation.
Dr. Philips'in notlarına çalışmayı bitirdik ve tehlikeli bir durumda olduğumuza dair sizi uyarmalıyım.
I must warn you, these buildings aren't safe.
Sizi uyarmalıyım, bu binalar hiç güvenli değildir.
I must warn you, it'll have negative repercussions for you in the Federal Government.
Sizi uyarmak zorundayım, bu Federal hükümet üzerinde sizinle alakalı hiç de iyi etkiler yaratmayacaktır.
I don't know who or what you are. But I must warn you, we have the power to defend ourselves.
Kim ya da nesin bilmiyorum, ama kendimizi savunacak gücümüz var.
Then I must warn you.
O zaman seni uyarmalıyım.
One thing I must warn you, once we set a price, it's firm. We never bargain.
Sizi bir konuda uyarayım, bir kere teklif verdik mi, sabittir pazarlık etmeyiz.
But as medical officer, I must warn you that unless the normal grief is tapped and released from these children, you are treading dangerously.
Sağlık subayı olarak sizi uyarmam gerekiyor. Çocukların normal üzüntülerinin kökenine inilmez ve rahatlama olmazsa, çok tehlikeli adımlar atıyorsun.
But I must warn you, any further disobedience now that you are full-fledged thralls will be punishable by death.
Fakat sizi uyarmalıyım. Siz kölelerin herhangi bir itaatsizliği ölümle cezalandırılacak.
Mrs. Anderson, as your analyst I must warn you.
Bayan Anderson... Psikanalistiniz olarak... sizi uyarmalıyım.
I must warn you, the men in my family are persistent.
Seni uyarayım, ailemdeki erkekler ısrarcıdır.
I must warn you, however, that I can't tell you... how much time it will take me to solve this case.
Ama, dikkat, bu işi çözmek için bana ne kadar zaman gerekecek bunu size söyleyemem.
Nevertheless, I must warn you that in future You should delete the words "crunchy frog" And replace them with the legend
Yine de, sizi uyarıyorum, gelecekte "Çıtır Kurbağa" ibaresini silip yerine şöyle yazmalısınız :
- I must warn you that outside I have police dog Josephine, who is not only armed and trained to sniff out certain substances, but is also a junkie.
- Haberiniz olsun, dışarıda polis köpeği Josephine var. Yalnızca bazı maddeleri kokusundan tanımıyor, aynı zamanda eroinman.
However, I must warn you that she is blind.
Ama... sizi uyarmalıyım... O kördür.
I must warn you, my dear Sandra,
Seni uyarmalıyım sevgili Sandra, emirlerime itaat edilmesine alışkınım ben,..
I warn you that the painting must be done very quickly.
Sizi uyarmalıyım ki çalışmayı hemen bitirmek zorundasınız.
All right, I went there to warn her... if you must know.
Tamam, illa da bilmen gerekiyorsa oraya onu uyarmaya gitmiştim.
I discussed it with Major Hegel of the Luftwaffe... I warn you, you must restore order by any method, however drastic.
Sizi uyarıyorum her ne kadar zor olsa da usulsüz emirlerinizi geri almalısınız.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]